turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TEK KİŞİLİK YÖNETİM NEYMİŞ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 TEMMUZ 2018

Recep Tayyip Erdoğan 74 madde ve 2 geçici maddeden oluşan KHK’yi yayınladı.

Bu maddelere göre bundan sonra sıtmayla mücadeleden çeltik ekimine; eczacılıktan zeytinciliğe, alkol ve tütün kullanımına kadar her konuda tek yetkili olup çıktı. Hani gazeteciler sormuş CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da “ben diktatörün ve demokrasi düşmanının neyini kutlayacağım” demişti ya işte öyle bir yetkiyle kendisini yetkili gören Recep Tayyip Erdoğan ve onu destekleyenlerin keyfi yerinde. Şu an öyle gönül rahatlığı ile işlerini yürütüyorlar ki önlerine değil dağ tepe küçük bir tümsek bile çıkmayacağından eminler sanki. Çünkü bugüne kadar olduğu gibi mecliste temsil edilen partiler içinde bir tek CHP pek çok konularda bu tür uygulamaların karşısına dikilerek hem kamuoyuna hem de iktidarın kural tanımaz gidişinin önünü kesmeye yönelik duyarlılıklar gösteren Ana muhalefet partisi olma işlevini yerine getirmeye çalışmıştı. Bu yüzden de Erdoğan ve partisi çoğu zaman istediği gibi at oynatamamıştı.

Şimdi ise bambaşka bir durumla karşı karşıyayız.

Çünkü CHP hem aday gösterdiği Muharrem İnce’yle hem de parti olarak seçimleri yitiren parti konumundaydı. Ne hikmetse bu seçimin CHP’den başka kaybeden partisi yoktu. HDP kazanmış, İyi Parti kazanmış, MHP hepten kazanmış, denilebilir ki Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi ve Demokrat Parti bile kazanmıştı. Bu görüntünün böyle olmasında en çok da kuşku yok ki yığınların CHP’den çok daha fazla beklentisi olmasındandı.

Ancak seçimleri büyük bir farkla yitirmesine karşın, Muharrem İnce de kendisini kazananlar içinde sayıyordu. Bu yüzden de egosu yüksek bir çıkışla Kemal Kılıçdaroğlu’na; “sen artık çekil, onursal genel başkanımız ol” diyecek kadar da ileri gidip nezaketsizlik gösterebiliyordu. Oysa adaylık makamını bile partisi ve partisinin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde elde etmişti. İnce yenilmişti ama kendisini de Napolyon Bonapart olarak görmekten de vazgeçecek gibi değildi. İllere “teşekkür” ziyaretine çıkacak, ilk gideceği yerde CHP’nin doğru dürüst oy alamadığı Erzurum olacaktı. Bir kez meydanların büyüsüne kapılan Muharrem İnce’yi kimse durduramazdı. Oysa oturup partisi ile soğukkanlı bir şekilde yenilginin nedenlerini tüm yönleri ile tartışır önemli sayabileceğimiz sonuçlar çıkarmak gibi bir sonuç da elde edilebilirdi. Bunların hiçbiri olmadı, adam çevresine aldığı pohpohçularıyla çıktı Erzurum’a gitti.

Erzurum’da nasıl karşılandı, egosu daha da mı sivriltildi yoksa biraz olsun törpülendi mi bilmiyoruz ama ilk palavra demecini patlattı bile. Neymiş efendim; bu ziyaretler CHP'ye 1 milyon 200 bin yeni üye kazandıracakmış, üyelerin çoğu da gençlerden oluşacakmış. İnsanın böyle durumlarda aklına “güler misin ağlar mısın” sözü geliyor. Madem Muharrem İnce’nin bu kadar üye yapabilme yeteneği vardı da bu görevi niye önceden yerine getirmedi de şimdi getiriyor diye sormadan da edemiyor insan. Hiç değil böylelikle CHP’nin üye sayısı 2 milyonu bulurdu da bu sayıyı 5’le çarptığımızda da CHP’de böylece bu iç karartıcı yenilgiyi almazdı değil mi?

Ego böyle bir şeydi işte. Hep insanı kendisi olmaktan uzaklaştırıp başka biri olmaya iter ki felaketin de daniskası bu yüzden yaşanır. Öyle sanıyoruz ki Muharrem İnce kendisini sanırız Erzurum Kongresi’ni gerçekleştiren Mustafa Kemal bile sanmıştır kesin. Bizler aday gösterildiğinde kendi aramızda Muharrem İnce’yi tartıştık. Tartıştığımız arkadaşlar içinde bugün CHP’nin üyeleri olan arkadaşlarda var. Ortak yargımız özetle şuydu: CHP bu ittifakla seçim kazanıp parlamenter sisteme dönmek istiyor, istiyor da ya yetkileri ele geçiren Muharrem İnce tıpkı Recep Tayyip Erdoğan gibi davranır da böyle iyi derse ne olur hiç hesap edilmiş midir? Yani sizin anlayacağınız bizler mıh, nal, at, yiğit, ülke derken böyle bir egoyu dibine kadar yaşamış ve hatta bu yüzden CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’a uyarı mahiyetinde mesaj bile göndermiştim.

Neyse ülke her bakımdan zor durumda. Demokrasi rafa kaldırılmış, milyonların umudu kırılmış, ekonomi batmış, bedelini ise ülkenin işçileri ve emekçileri ödemekte. Kimsenin yarın ne olacağı ile ilgili umudu kalmamış. Yani bütün faşist yönetimlerde olduğu gibi ülkemizde de görülmemiş bir kargaşa ve umutsuzlukla ile karşı karşıyayız. Bu durumda kim ne yapar ne eder bilemeyiz ama biz sosyalistler madem bu halk Cumhur İttifakına ve Recep Tayyip Erdoğan’a oyunu verdi, hak ettiklerini de yaşasınlar diyemeyiz. Bizler en karanlık günlerde bile aydınlık bir gelecek, gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan ekmek ve özgürlük günleri için mücadele ederiz ki bu yüzden de bizim saatimiz kimseye ayarlı değildir.

Ancak bu mücadelenin başarıya ulaşması için de bütün demokrasi güçlerinin birlikte davranması gerektiğine de inandığımız için CHP konusunda da duyarlı davranıyoruz, davranırız da.

Çünkü her türlü fırıldağı çevirmeye alışmış dinci, gerici ve faşist çevrelerin yenilgiye uğratılması ancak ve ancak böylesine geniş ve yaygın bir demokrasi cephesiyle olasıdır. Muharrem İnce’nin egosu ise fasa fisodur.

Hepsi bu…
TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA