turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KAYBEDEN HALKIMIZ OLDU

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 TEMMUZ 2018

Bu son yapılan seçimler cumhuriyetçilerle Osmanlılık arayışı içinde olanlarla bir var olma ve yok olma mücadelesiydi ki kaybedildi.

“Reis…Reis” diye peşinde dolanan büyük yoksul kitleler de dahil bu seçimlerin kaybedenidir. Çünkü işçiler, emekçiler, köylüler, aydınlar, küçük üreticiler, gençler ve kadınlar hep birlikte kaybedenler tarafındadır. Hiç kuşkunuz olmasın ki kaybedenler içinde AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’a oy vermiş olan milyonlarca işçi ve emekçi de bulunmaktadır. Bugün seçimi kazanan ve kendisine usta sıfatını yakıştıran tek kişinin iradesiyle istenilen her şey yapılabilmekte, baskılar, hak ve özgürlüklerin yok edilmesi, adalet ve hukuk ortamının felce uğratılması yanında ortaya çıkan ucube başkanlık sistemiyle de ekonomideki yıkım tabiki de yukarıda saydığımız kesimlerin sırtına yüklenecektir. Bütün bu olup bitenlerden hiç kuşkunuz olmasın ki tek sorumlu kişi arka arkaya kararnameler hazırlayarak ülke yönetmeye kalkan Recep Tayyip Erdoğan’dır. 74 madde 2 geçici madde oluşan KHK yayınlayan Erdoğan bundan sonra sıtmayla mücadeleden çeltik ekimine; eczacılıktan zeytinciliğe, alkol ve tütün kullanımına kadar her konuda tek yetkili olduğunu ilan edivermiş bulunmaktadır ki bu işin varacağı nokta vahim bir noktadır.

Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde uygulamasına rastlamadığımız bu tür anlayışın nasıl bir yönetim olduğu ve de olacağı konusunda fazla söze gerek yoktur. Bundan böyle ülke daha da arttırılmış baskılar ve kemer sıkma politikalarıyla yönetilecektir ki bunun adı da hiç kuşkunuz olmasın ki faşizmdir.

AKP 16 yıldır iktidardadır. Bu 16 yıllık süre içinde daha önceki iktidar döneminde de sağ ve faşizan görüşlere sahip iktidarın en çok ele alıp oynadıkları ve değiştirdikleri şeylerden birisi eğitim olmuştur. Çünkü ülkemizdeki bütün sağ iktidarlar eğitimi dinselleştirip bilimsel olmaktan uzaklaştırarak bu alanı arka bahçeleri gibi kullanmak gibi ideolojik bir tercihleri söz konusudur. Bu ideolojik tercih sonrasında bugün köylerimizde çocuklarımızı okutan öğretmen bulunmamaktadır ama 3-5 hanelik köyde bile imam hatip okullarından mezun olan imamlar vardır. Süreç içinde imam hatip okulları öyle bir eğitime tabi tutulmuşlardır ki buradan çıkan imamlar en küçük yerleşim birimlerinde bile var olan iktidarların birer parti militanı görevlerini üstlenmişlerdi. Eğitim böylesine dincileştirilir, sayısız imam hatip okulları açılırken muhalefetin derli toplu bir eğitim politikasına bile tanık olamayışımız gerçekten şansızlık sayılmalıdır. Sözüm ona AKP’nin eğitim politikalarını eleştiren kimi muhalefet partileri bile ne imam hatip okullarına karşı çıkmışlar ne de okullarda giderek ağırlığını arttıran dini içerikli eğitimi karşılarına alarak bu gerici politikalara savaş açmışlardır. Söylenen sözlerin en babayiğidi ise bizler de türbana ve imam hatip okullarına karşı değiliz olmuştur. Yani 16 yıldır eğitimi bu denli kötüleştiren bir iktidar, karşısında bilimsel ve çağdaşlıktan yana militan bir muhalefet bulacağı yerde, halk ne der diye oy yitireceğinden korkan, yeri geldiğinde benim anam da, bacım da türban takıyor gibi pısırık bir politika izleyen muhalefetin milyonlar içinde ne etkisi olabilirdi ki AKP ve saray iktidarı köpeksiz köyde değneksiz gezecek kadar bir rahatlık içinde olmasın.

Arkadaş, arkadaş ya inandığını savunacak ya da popülizm yaparak bir dalkavukluğun peşinden gitmeyeceksin ki yığınlar senin neyi savunduğunu anlayabilsinler. Eğer politik yaşamda belirleyici olduğu düşünülen şey bu dinsel hasletler ise ki bizce böyle bir şey yok, insanlar gerçeği dururken senin gibi korkak ve pısırık bir muhalefeti ne diye seçsin değil mi? Ve sen ülkemizin insanlarının çağdaşlıktan ve aydınlıktan yana olmalarından ne diye korkuyorsun da takiyye yapıyorsun söyler misin? Bize göre bu tür yaklaşımlar olsa olsa dini kendi amaçları için kullananların arkasına kuvvet yığar o kadar. Muhalefet denilen partilerin eğer ideolojileri yok ve de bir dünya görüşünden uzaklarsa zaten yeterince karanlık kuyuya itilmiş olan halkımızı nasıl bir yöntemle içine itildiği karanlıktan çıkarabileceğiz, böyle bir soru sorulmaz mı bizlere?

Uzatmayalım bu seçimleri ülkemizin işçisi, emekçisi, köylüsü, küçük üreticisi, aydını, gençleri, kadınları ve hatta çocukları kaybetmiştir. Gerçek bu kadar yalınken birilerinin egosunu politika ve çıkış yolu sanan halkımızı bu kez de başka Recep Tayyip Erdoğanların kandıracağını hiç mi hiç aklımızdan çıkarmayalım, çıkarmayalım ki sürekli olarak kurtuluşu sağ politikalarda görenlerin peşinden dili dışarda oraya buraya koşuşturmaktan vazgeçelim.

İktidar olmak için sağ partiler nasıl birer araçsa sol ve sosyalist partiler de bir araçtır. Sosyalizm tüm emekçilerin, tüm insanlığın tek kurtuluş seneğidir. Bu seçeneği iktidara taşıyacak olan araç partidir, bu yüzden de seçimleri kaybeden yukarıda saydığım tüm halkımızı partimiz, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi saflarına davet ediyorum.

İşte o zaman bizim rüzgârımızı görecek ve yüzünü sola ve sosyalizme dönenlerin sayısının nasıl arttığına tanıklık edeceksiniz ki öyle bir ortamda yönetim elbette Recep Tayyip Erdoğan gibilerin elinde bulunmayacaktır.
TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA