turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


VAR BİR ŞEY

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 TEMMUZ 2018

Ülkenin işçileri yok pahasına patrona çalışıyor. Hiç kimsenin iş güvencesi 0, yok. Hemen herkes her an bir sebep bulunup kapının önüne konulabilir. İşçi hakkını arayamaz. Sendikalar işlevsizleştirilmiş, olsa da olmasa da olur bir durumda. Sarı sendikacılık almış başını gitmiş. Patronların başkaları girmesin diye kendi elleriyle kurdukları sendikalar da cabası. İşin içinde tarikat var cemaat var. Onlar da bu hiyerarşiye göre patron işçi örgütlenip canciğer kuzu sarması olmuşlar. Yani özetle işçilerin anası ağlıyor, perperişan bir yaşam sürdürüyorlar. Her yıl iş kazaların yaşamlarını yitirenlerin sayısı arttıkça artıyor.

Bütün bu gerçeklere karşın işçiler ne politikleşiyorlar ne de haklarını aramak için küçücük bir zahmete katlanıp bir arayış içine giriyorlar. İşçilerin arasında sola ve sosyalizme yönelen sayı komik denecek kadar az ama en gerici partilerin oy deposu olarak işlev görüyorlar.

Şükrü Erbaşı’ın şiirinin adı bana çok soğuk gelmişti. Çünkü bende Troçki’yi çağrıştırdı. Erbaş’ın ‘Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?’ şiir olup bitenleri gördükten sonra bir kez daha aklıma geldi. Gerçi köylüler şiirdeki gibi bin yıllık kaya gibi kıpırtısız, değişmeksizin, her şeye kendilerini kapatmış değiller. Kiminle konuşsan her şeyin farkında. Ürettiği ürünün para etmediğini de biliyor, girdilerine sürekli yapılan zamların da ayırdında. Kendilerine; “mazot” deseniz ham halinden tutun rafineri çıkışına, oradan da petrol bayilerine kadar her aşamasını ve yansıtılan Fiyatları biliyorlar. Ohoo bizim aydınlarımız yazıp duruyor ya GDO’lu ürünlerle ilgili, inanın hepsi GDO’lu ürünler nedir ne değildir, İsrail’le yapılan anlaşmalar gereği tarımımız nereye götürülüyor onu bile cin gibi biliyorlar. “Eee diyorsunuz, madem öyle niçin AKP ve dinci ve gerici partilere oy veriyorsunuz” şipşak yanıt veriyorlar.

“Bir daha mı tövbeler olsun vermeyeceğiz, siz şehirlere bakın!”

Sonra sandı önlerine geliyor, bir de bakmışsınız ki yeminlerini çiğnemişler yine bildiklerini okumuşlar. Bu nasıl bir şey anlayamıyorsunuz. Bizin bilmediğimiz ne var diye hayıflanıyorsunuz. Boşa koyuyorsunuz dolmuyor doluya koyuyorsunuz almıyor. Onca çiftçi icralık olmuş, elindeki neyi var nesi yoksa elinden kayıp gidecek günlere gelinmiş.

Esnaf inim inim inliyor. Birisinin kapısından içeri gidip az biraz soluklanıp hoşbeş etseniz siftah bile yapamadığına dair bin ah işitiyorsunuz. Borçlar dağ gibi birikmiş, herkes vergisini bile ödeyemez hale gelmiş. Senetler, sepetler, karşılıksız çekler küçük esnafın bellerini bükmüş. Kahvehane diliyle herkes ağzının yandığından söz edip bir daha mı diye söze başlayacağına öyle alışmışız ki “yine başlayacak” diye “Allahaısmarladık” deyip kurtulmak için bir an önce kendinizi dışarı atıyorsunuz. Seçimler oluyor bir de bakıyorsunuz ki ağlayanlar yine bildiklerini okumuş gidip en gerici sağcı faşist partilere oylarını verivermişler.

Bu kadar mı? Memuru, orta hallisi, modern görüntülüsü herkes sizi şaşırtıyor. “Bu nasıl bir şey” diyerek esip yağıyor kimyanızı bozuyorsunuz. Sonra yavaş yavaş ayarlarınız eski yerine geliyor ve sonucu sindirdikten sonra o bildik yorumunuza dönüp rahatlıyorsunuz. Öyle ya demek ki bunlar bilinçsiz. Bunca kötü gidiş karşısında bir türlü işin özünü kavrayamamışlar ama bir nasıl olsa bir gün kavrarlar ve ayağa kalkarlar işte o zaman da her şey şıp diye çözülür diye alıştığınız formülünüze geri dönüyorsunuz.

Bu böyle gitmez. İşin içinde bir iş var. Bir türlü işçilerden emekçilerden alamadığınız desteğin gerçek bir çözümlemesinden uzak, oturup kaygılanıyorsunuz. CHP istenilen oyu aldı mı, HDP barajı geçecek mi diye. Var olan statükoya kapılmış gidiyorsunuz. Sonra da yığınlardan görmediğiniz desteğe kendinizce nedenler uydurup hem kendinize hem de varsa toplumun içinden gazınıza gelecekleri bir güzel gazlıyorsunuz artık kim kapınızı çalar kim çalmaz, bugün değilse yarın diyerek bekleyip duruyorsunuz.

İşin özü ürettiğiniz sosyalist politika ne işçiler ne gençler, ne diğer geniş emekçi yığınlar arasında yandaş bulup ses getiriyor. Bu yüzden de olması gerekenler değil de akıllara durgunluk verecek şeyler oluyor ve sizin mahallenizdekiler gidip gidip dinci, gerici ve faşist partilere oy verdikleri için şaşırıyorsunuz.

Gerçekler bu. Bu durumda biz sosyalistler de sınıfın politikasının sınıfın içinde serpilip gelişmesi için bir şeyler yapmalıyız gerçekten bir şeyler yapmalıyız ve bu yaptıklarımızın rüzgârıyla da üstesinden gelip statükoculuktan kendimizi kurtarmalıyız.

O kadar…
TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA