turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ŞAKA GİBİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 TEMMUZ 2018

Bir yarışa çıkar yenilebilirsiniz. Yeter ki teslim bayrağını çekip “bu iş bitti” demeyin.

Hele politik mücadele de böyle durumlarda ayakta kalmaya çok daha fazla gereksinim vardır. Dünya üstünüze gelebilir, öyle duyumsarsınız ki sağınızı solunuzu çevirmiş olan bir gün önceki dostunuza fırsat çıksa saçınızı başınızı kesin yolacaktır. Size düşmanlık güdenlere inanın böyle durumlarda sıra bile gelmeyecektir. Bu yüzden de onlar yakınlarda bir yerde yaşadığınız hallere kıs kıs gülmekten kendilerini alamazlar.

Bu kadar kötü bir görüntü bile sizi yıkmıyorsa demek ki yıkılmayacaksınız demektir. Bir başka deyişle sizi başkaları değil de olsa olsa kendiniz yıkarsınız.

Nasıl mı?

Kabul edelim ki ülkede ana muhalefet partisi Genel Başkanısınız. Olup bitenleri değerlendiriyor ve yandaşlarınıza iletiler veriyorsunuz. Konuştunuz…konuştunuz diyelim ki sözü de şöyle bağladınız:

“Bundan böyle ciddi ve bilgiye dayalı muhalefet yapacağız.”

Tabi muhalefet edeceğiniz neyiniz kaldıysa…

İşte o an ne kadar olumlu şeyler söylemiş olursanız olun, kimsenin aklında söylediklerinizin hiçbiri kalmaz ama “…ciddi ve bilgiye dayalı muhalefet yapacağız” sözü herkesin kafasını çivi gibi çakılı kalır. İnsanlar bir vay anasına çekip derler ki demek ki şimdiye kadar ciddi ve bilgiye dayalı politika yapılmamış, bizler palavra dinlemişiz. Bazen böyle durumlar olduğu zaman derler ki “Allah söyletiyor.” Sizi kim söyletiyor Sayın Kılıçdaroğlu diye bir soru sormayı gereksiz görüyorum. Ancak böyle şeyler yaşandığında aklıma ilk gelen şeyi yazıyorum; sizin ortaya çıkardığınız Man Adası Belgelerinin bir anlamı kalır mı? Ya da ne bileyim; diktatörün ve demokrasi düşmanının kutlanmayacağına dair sözünüz bir anda havada kalmaz mı?

Bu kadar değil ki…

Bir de bakmışsınız ki sahneye CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan çıkmış, o da; Çorlu’da yaşanan tren kazası için “…biz bu kazayı siyasi malzeme yapmayacağız” diyor. Oysa büyük bir tren kazası olmuş ve 24 insanımız canlarından olurken onlarca da yaralımız var. Böylesine önemli bir konu söyler misiniz nasıl siyasi malzeme yapılır ya da yapılmaz çıkıp da kamuoyuna açıklayabilir misiniz? Dünya alemin bildiği mühendislik hatası ve buranın ihalesini alıp yapan firma ve yapılan işi kabul eden iktidar yetkilileri hiç mi sorumlu olmazlar da bu işin ucu iktidara dokununca aman siyasi malzeme yapmayalım aymazlığına düşülür gerçekten de anlamak çok ama çok zordur. Elin insanı tavuklara kümes bile yaparken kılı kırk yarıyor ve bir sürü uyulması gereken bilimin emrettiği şeye uyuyor da bizler nasıl oluyor da bir demiryolu gibi yaşamsal konuları hiç önemsemeden daha doğrusu tren yolunun geçeceği yerlerin fizibilite raporlarını dikkate almadan ray döşeyebiliyoruz? Elin insanı bataklık araziden bile geçirse yol için ileri teknoloji kullanıyor ve olası kazaları önlüyor da bizler normal bir alandan tren yolunu geçirirken uyulması gereken şeylere uymadığımız için yağmur, sel, diğer hava muhalefeti rayların altını boşaltıyor da böyle bir kazaya yol açılıyor anlaşılan yanı var mı? Yoksa yapılması gerekenler yapılmış vagonların üstüne yukarıdan kayalar mı dökülmüş de devrilmiş vagonlar?

Durum bu kadar açıkken siyaset malzemesi yapmamak adına böyle bir açıklama mı yapılır? İşte bizler bu kafada olduğumuz için yaşadığımız aynı şeyleri dönüp bir daha yaşıyoruz. Acaba yine bu iktidarın hızlı tren sevdası nedeniyle alt yapısı yapılmadan seferlere çıkarılan tren kazalarından biri de Bilecik’te yaşanmıştı da ortaya herhangi bir neden mi çıkarıldı da sorumlularından hesap soruldu?

Ne diyelim; insanlarımızın hayatı ile ödediği konularda bile ya siyasi malzeme olarak anlaşılır diye dikkate değer bir şey yapılmasın ki millet CHP’nin ne yapıcı politika yaptığını görsün ve hak versin istenen bu mu? Eğer buysa sizin siyasetinize de partinizin varlığına da ne gerek var söyler misiniz?

Çam devirmeler bir tane değil ki hemen seçimlerin sonrasında kalktınız partinin siyasetinin bundan böyle karşı mahalleye hitap edecek şekilde olacağından da söz ettiniz. Sanki kendi mahallenize hakkıyla seslendiniz sonuç alamadınız da karşı mahalleye seslenerek ve onların çamur siyasetiyle örtüşen ve bilim dışı söylemlerine önem verir seslenirseniz öyle mi sonuç alacağınızı sanıyorsunuz?

Gerçekten artık sizi ayakta tutmak için ülkenin kurucu partisi olduğunuzu söylemeniz yetmiyor. Kuruculuğunu yapmakla övündüğünüz cumhuriyet ve kazanımlarından geriye ne kaldı çıkın onu söyleyin eğer kaldıysa. Niye kalmadı peki? Çünkü dinci, gerici ve faşist iktidarlara ödün vere vere bu hallere düştünüz. Çünkü sağın ne kadar çarkıtları varsa onları akıl hocalığına yükselttiğiniz ve partinizde firen görevini üstlendirdiğiniz için gelip bugünlere dayandınız.

Ha bir de şunu söylemeliyim; düzen partilerinde işleyiş şöyledir. Gemiyi limana getirirsiniz alkışlayanınız bol olur, kaptan kabul edilirsiniz.

Getiremediniz mi kimse sizin dalgalarla boğuştuğunuzu gündeme getirmez, boğulup gitmenize inanın acıyan tek bir kişi bile çevrenizde göremezsiniz.

Yüzünüzü kendi solunuza dönmediğiniz sürece de öykünüz böyle sürer gider…

Bilmem yeterince açık oldu mu?
TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA