turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AYAKTA KALANLAR VE ARAYIŞTA OLANLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 TEMMUZ 2018

Türkiye sol ve sosyalist hareketinde sürekli bir arayış içinde olunması yüzünden bir türlü istediğimiz ve bizim aradığımız örgüt budur diyebileceğimiz bir odak yaratılamamış olması yüzündendir ki sürekli olarak örgütler kurulur ve örgütler kapatılır sonra da bu örgütlerin hiçbiri anımsanmaz olur çıkar. Namuslu biri çıkıp da Türkiye sol ve sosyalist örgütlerin tarihini yazacak olsa o kadar çok zorlanır ki salt bu yüzden de önümüze doyurucu bilgileneceğimiz bir tarih zor çıkar.

Kurulurken de, açık alanda siyasete adım attığında ve 12 Eylül 1980 faşist darbesinden sonra da TSİP sorunlar yaşıyor olsa da hiç kuşkunuz olmasın ki açık gizli ne kadar sol ve sosyalist yapıda örgüt varsa hepsinden de çok ama çok ileride bulunmaktaydı. Parti içinde ideolojik birliği, örgütsel birliği ve parti sürekliliği konusunu büyük ölçüde aşmış olan bir TSİP’in varlığı ister istemez kendi dışındaki yapıları deli eden bir durumdu ki TSİP’in bu üstünlüğü hiç kuşku yoktu ki çıkardığı dergilere de yansıdığı için TSİP’liler haklı olarak bu üstünlük nedeniyle övünüyorlardı.

Türkiye’nin en eski örgütlerinden tutun da illegaliteyi fetişizm haline getirmiş birçok örgütün 12 Eylül faşizmi sonrası sınıfta kalmış olmaları da TSİP’e haklı bir üstünlük kazandırdığı tartışma götürmeyecek denli ortadadır. Bu sihrin Sovyetler Birliği’nde taşların yerinden oynaması ve sahneye Gorboçov ve daha sonra da Yelsin’in çıkmasıyla birlikte önemli ölçüde bozulmuş olmasını da yadsıyamayız. Ve zaten çıkarılan Görüş Dergisi’nde de bu yönde değişiklikler açıkça kendini belli etmeye başladı. Ancak yine de parti içinde yapılacağı düşünülen kongre nedeniyle partinin politikalarına sıkı sıkıya bağlı olan özellikle de 12 Eylül sonrası yurdışına gitmeyen partililerin de var olduğu bir gerçeklikti. Parti bilinci nedeniyle uluorta tartışmaların partiye vereceği zararlar iyi bilindiğinden olup bitenlerin muhasebesinin parti kongresinde yapılacağı hesabıyla susulup beklenildi. Daha sonra görüldü ki partinin bazı yöneticilerinin tam muhasebeli bir kongre yapmak gibi bir niyetleri olmadığı için son yapılan merkez komitesi toplantısında köprüler iyice atıldı ve şu an TSİP’i sürdüren arkadaşlar bu merkez toplantısından; “sizler birer likidatörsünüz, madem likidatörsünüz bizi siz değil bugüne kadar ilkelerine sonuna kadar bağlı olduğumuz TSİP ilgilendirir, bu yüzden de TSİP’in örgütsel varlığı bizim tarafımızdan korunacak ve partinin yayın organları aynı isimle yeniden çıkarılacaktır” denildi ve toplantı bu kararlılık sonucu bitirildi.

Bizim gibi düşünmeyenler ise parti ile ilişkileri bile olmayan birçok kişiyi kongreye çağırarak Beşiktaş’ta ilkel bir kongre topladılar ve TSİP’i kapattıklarını ilan ettiler. Biz ise bu likidatör kesime TSİP’i yeniden var ederek yanıt verdik o günden bugüne kadar da bütün olumsuzluklara karşın ayaktayız ve de varız. Bu arada TSİP’le ilgili içerden ve dışardan sayısız yazılar yazıldı. Bu yazıların çoğu da ideolojik donanımları sınırlı, örgütlü varlıkları olmayan ve hatta var olmak için çaba içinde bile görmediğimiz siyasi kesimlerden eleştirilerin yapıldığını da gördük. Onlara göre TSİP, her anlamda yetersizdi fakat her nasılsa Türkiye Sosyalist Hareketi denildiğinde de yine de bir üstünlüğü söz konusuydu. Bu üstünlük nedeniyle de TSİP’lilerin övünmesi ise çeşitli kesimlerde gerçekmiş gibi bir anlayışa da dönüşmüyor değildi.

Her neyse TSİP’liler olarak geriye dönüp kim ne dedi, biz ne dedik, kendi içimizdeki arkadaşlar nasıl bir durumdaydılar biz onlara nasıl üstünlük gösterdik gibi çok da işimize yarayacağını düşünmediğimiz şeyler yazıp sizlerin zamanını alacak değiliz. Ama şu kadarını söylmemiz gerekiyor ki TSİP bir arayış içinde değildir. TSİP’in bu bağlamda sorunlarını çok önceden tartışarak aştığını bütün açık yürekliliğimizle söylemek isteriz. Parti isminden başlayarak, ideolojik, örgütsel sorunları olmayan diyebiliriz ki ülkemizde tek parti TSİP’tir. Bu yüzden de TSİP’liler en çok parti kurup daha sonra bir yenisini daha kurarak ve sürekli ideolojik çizgi değiştirerek yoluna devam eden bir şaşkınlar kulübü değildir.

TSİP politik olarak ne yapmışsa hatalarının da yaptıkları iyi şeylerin de sonuna kadar arkasındadır ve hiçbir eksikliğini de hasıraltı etmeyecek denli yüreklidir. İşte bu yüzden birçok parti kısa süre içinde tarih olurken TSİP’in sürekliliğini devam ettirmesi bir rastlantı değildir.

12 Eylül 1980 faşizminin bayrağının bazı iktidarlar tarafından devralındığı yadsınamaz. Bugün 12 Eylül faşizminin sözünü ettiğimiz bayrağı sivil görünümlü AKP ve saray iktidarının elindedir. TSİP, dolayısıyla faşizme karşı demokrasi güçlerinin birlikteliğini savunmuş, politikalarını da bunun üzerinden kurmuştur. Ancak bütün bu gerçeklere karşın TSİP, sistem partileri içinde yer alan kimi partilerin demokrasi mücadelesinde çok da kararlı olmayacağını da iyi bildiği için yaşadığımız sonuçlardan çok da farklı bir şey bekleyip de uzağa düşmüş değildir. Bu nedenle TSİP’in sağlam öğretisel ve örgütsel çizgisi asla yılgınlığa düşmeden faşizme karşı militan demokrasi savunuculuğunu, sömürüye ve kapitalizme karşı da sosyalizmi ödünsüz savunmamız gerektiği hesabından yola çıkılarak sürdürülecektir.

Bu gerçekler; dost düşman herkesçe böyle biline…
TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA