turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BIKTIK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 TEMMUZ 2018

Nereye gitseniz, hangi konuyu tartışsanız hemen karşınıza “ne olacak bu solun hali” tartışması çıkıyor.

Tartışınca yolunuz açılsa iyi, tersine kim konuşursa ağzından çıkan sözler umut vermiyor. İşte o zaman ‘ben kiminle tartışıyorum’ diye sormaktan kendinizi alamıyorsunuz. Çünkü benim bildiğim solcu bu kadar umutsuz olamadığı gibi bir de çözüm yolları önerir ki işte asıl buna kızıyorsunuz. Önünüze getirilen karanlık karşısında çokbilmişlik ve karamsarlık canınızı sıkıyor. Oysa solun yükselişi nasıl diyalektik bir gerçeğe dayanıyorsa düşüşü ve hatta iyice dibe vurma hali de bir o kadar gerçekçidir. Hani bunları söylerken bazıları bizi mevcut duruma gerekçe arıyor olarak da görebilir ama hayır öyle değil, biz burada sadece bir durum saptaması yapıyoruz.

Ülkemizde bazıları sol ve sosyalist sol deyince bir türlü öznellikten kendilerini kurtaramıyorlar. Sanıyorlar ki bazıları Türkiye’de sol hiçbir dönemde doğru dürüst serpilip gelişmemiş, üstelik de hiçbir konuda etkili olamamıştır. Gerçeklere böylesine benmerkezci bakılırsa yüreklice insanın kendi uydurduklarını da piyasaya doğru diye sürmesinden doğal bir şey yoktur. Neymiş efendim madem böyle şey yoktur o zaman sol kendi içine kapanmalı ve bir yandan kadro sorununu çözerken, diğer yandan da miladı kendileriyle başlatanlar yığınsallaşmadan tutun da öğretisel sorunları da çözmek gibi bir fırsatı değerlendiriyor olacaklardır.

Kadro var mı yok mu sorunu hep tartışıla gelmiştir. Bu tartışmaya her fırsatta tanık olduk, olduk da sanırız kadro denilen sorunun çözümü de bir grubun kendi içine kapanarak başarabileceği şey değildir. Kim mücadele alanına çıkmışsa kadro sorunundan kitleselleşmeye kadar mücadele içinde sorunlarını çözeceğini de iyi bilmelidir. Aksi takdirde aylarca güneş yüzü görmeyen bir bitkiyi güneşe çıkardığınızda nasıl solar kavrulursa biriktirilen ve kadro olarak hesaplanan gücün de bir anda sert mücadeleler karşısında darmadağın olacağı da bir gerçektir.

Şu an Türkiye dinci, gerici ve faşist bir rejimle karşı karşıyadır. Üstelik bu rejimi gerçekleştirenler öyle darbe ile falan da gelmiş değillerdir. 16 yıldır AKP ve saray iktidarı bu ülkenin başındadır. Bunlarla girişilen her sandık mücadelesi sosyalist solun hiç de temsil edilmemesine karşın, seçimleri AKP ve saray kazanmıştır. Ancak ilk seçim yitirmelerinde kitleler kitlelerle birlikte sol ve sosyalist kesimde yer alanların daha az, bugünse neredeyse kapkaranlık bir tablo çizecek kadar moralleri bozulmuş, siz ne söylerseniz söyleyin çeşitli kesimlerden moral bozucu bir yıkımın propagandasının da yapıldığı bir gerçektir.

Bizler bu durumda tabiki de bilimin yol göstericiliğinde bu gidişin bu şekilde sürmeyeceğini, yeniden toparlanıp mücadele edilmesi gerektiğini söyleyecek ve sonuna kadar da direneceğiz. Çünkü bilim bize her şeyin zıddının da olduğunu her fırsatta döne döne önümüze koymuştur. Eğer karanlık bir tablo söz konusuysa ki öyle, bunun zıddı aydınlığın da olduğu bir gerçektir. Bizler de kendimizi bu zıtlık üzerinden yeniden yeniden var edip egemenlerin karşılarına dikileceğiz ki umutsuzluğu kırıp devrimci yükselişe ortam hazırlayabilelim.

Bütün bıkkınlık üreten tutum ve davranışlardan bıktık. İddiası olanlar çıkar örgütlenir. Bunun için kimsenin önüne özel bir engellin konulduğu yok. Zorluklar varsa ki var, bu zorluklar zaten her zaman için var olmuş bir gün bile bu zorlukların ortadan kalktığına tanık olunmamıştır.

Daha etkili mücadele verilmesi için sol ve sosyalist yapıların birlikte davranmasının gerektiği mi savunuluyor, öyle savunuluyor gibi yapılmaz çıkılır gerçekleştirilir. Bunun adı şu olur, bu olur ama yapılır. Hem yapmayıp da hem konuşuluyor olması da gerçek manada bunu savunanlar açısından bir çıkışsızlık olarak görülmelidir ki örgütler bu durumda kendileriyle çelişki içinde davranırlarsa yalancı çoban konumuna düşmüşlerin çağrısına da bu saatten sonra kimseler kulak asmaz.

İşte bu yüzden Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak faşizme karşı demokrasi mücadelesini değişik örgütlerle birlikte yürütebileceğimiz düşüncesindeyiz.

Üstelik bu konuda yazdık çizdik daha da önemlisi birlikte olabileceğimizi düşündüğümüz yapıların hepsiyle görüşme olanağımız olmadıysa da konuyu görüştük. Yüreklendirici bir gelişme oldu mu diye sorarsanız olmadı. Çünkü herkes kendi öznelliği içine kendisini hapsetmiş durumda. Üstelik de her geçen gün kendi hapishanesinin duvarını sürekli yükseltenlerin buluşmalarını önleyecek bunca şey icat edilirken adı şu ya da bu olur bir birlikteliği de örgütlemek sanıldığı kadar kolay olmayacaktır.

Sonuç olarak TSİP, bir yandan kendi örgütlülüğünü güçlendirir sömürüye ve kapitalizme karşı mücadele bayrağını yükseltirken diğer yandan da militan bir demokrasi mücadelesi verilmesi anlayışı ile çıtayı yükselterek yoluna devam edecektir.

Ancak bu kapılarımızı kapattığımız anlamına da gelmemektedir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA