turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SEN KONUŞURSAN HAKARET İKTİDAR SÖZCÜLERİ KONUŞURSA SİYASET

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 TEMMUZ 2018

Türkiye gerçekten de ilginç ülke olmanın da ötesinde ilginç bir ülke haline geldi. Kılıçdaroğlu Erdoğan’ı eleştirdi diye harekete geçen ve dava açan savcılar; her ne hikmetse iktidarın adamları eleştiri değil de hakaret üstüne hakaret yağdırırken kıllarını bile kıpırdatmıyorlar ya bravo onlara. Man Adası belgelerini ortaya koydu diye hiç insan para cezasına çarptırılır mı? Hem belgeli bir olay için birine iftira etmiş mi olunur? Hani gerçekten mevcut yargının bir karar verirken işi kılıfına uydurma çabası da yok. Adamlar açıktan açığa biz bildiğimizi uygularız, hukukmuş, şuymuş buymuş bizi ilgilendirmez dercesine davalar açıp karara bağlıyorlar. Sonra da bildiğimiz havuz medyası verilen bu kararlar yerinde kararlarmış gibi dillerine dolayıp kesintisiz yurttaşları koşullandırmak için yayına girişiyorlar. Sıradan insanlar da ne düşünsünler, öyle ya madem koskoca savcılar, hakimler oturmuşlar karar vermişler demek ki söylenen şeylerin aslı astarı yokmuş, iftira ya da hakaretmiş deyip çıkıyorlar işin içinden.

İyi tamam da daha dün AKP sözcüsü Mahir Ünal’ın Kılıçdaroğlu ile ilgili söylediği sözlerin hangisi iftira ya da hakaret değildi biri çıkıp da söyleyebilir mi? Bu ülkenin savcısı yargıcı bir olayda hakaret ve iftira olmadığı halde hakaret ve iftira suçu bulacak, diğerinde ise bin gömlek iftira ve hakaret içerdiği halde düşünce açıklaması ya da siyaset yapıldığı sonucuna varacak hiç sizin bu olayları aklınız alıyor mu? Hem bu denli raptı zapt altına alınmış bir yargı olmasa sonuçları bu kadar yanlı ve kötü olan kararlara imza atar mı?

Dün Kılıçdaroğlu; Çorlu’da tren kazasının olduğu yerde basın açıklaması yaptı ve kazanın oluşu ile ilgili bütün bilgileri kamuoyu ile paylaştı. Bizler de bir kez daha gördük ki, tren kazası büyük ihmallerin sonucu yaşanmış ve onca insanımızı deyim yerindeyse bir hiç yoluna yitirmişiz. Bu durumdan sorumlu kimselerin yargının önüne çıkarılması ve yargılanmalarının sağlanması isteği nasıl olur da birilerinin tüylerini diken diken edebilir? Yoksa bu olayda yaşananlar da tıpkı Man Adası belgelerinde olduğu gibi ucu bir yerlere dokunuyor da mı konunun üzeri doğru dürüst araştırma yapılmaksızın örtülmek isteniyor? Yoksa bu konunun araştırılması ve suçlularının ortaya çıkarılması da mı ileriki günlerde hakaret ve iftira yerine geçecek ve bu konuyu dile getirenlerle ilgili davalar açılacak?

Ülke yönetiminde gücün bu denli tek kişinin elinde toplanmasının niçin derdine düşülmüştür, kim çıkıp da bu konunun aslını astarını topluma doyurucu bir şekilde anlatabilme yürekliliğini gösterir? Üstelik de yetki sonsuz ama denetim yoksa bir rejime demokratik kuralların işlediği bir rejim diyebilir misiniz? Denilemeyeceğine göre bu rejimin adı faşizmse gocunanlardan bize ne? Bizler elbette hukukun üstünlüğünü, demokratik hak ve özgürlükleri, demokrasiyi, hak, adalet ve eşitliği savunuruz bunda ne var ki?

Öyle ya birileri çok para kazanmak istiyor. Bunun yanında alın teriyle yaşayanlar da yaşamlarının iyileşmesi için isteklerini dile getirir ya da emeklerinin karşılığını almak için patronla pazarlığa oturursa para kazanan patronların kazançları düşecek. Bu yüzden de pazarlığın mazarlığın olmadığı, bu tür bir yola heves edenlerin susturulduğu bir ortam patronlar için niye kötü olsun değil mi? İşte bu yüzden patronların da bize sorulursa keyfi tıkırında. Recep Tayyip yönetiminden öyle memnunlar ki sonsuza kadar bu sistem sürgit devam etse rahatsız olmaları düşünülemez. Ve zaten kapitalizmin fıtratında bu var. Derdi mi kapitalistlerin insanın insan gibi yaşaması, hak ve özgürlüklerin olması, hak, hukuk adaletin işlemesi?

Vallahi diyorum ki Recep Tayyip Erdoğan iyi yere dükkan açtı. Patronlar memnun, dinciler memnun, vurguncular, talancılar, ihale yolsuzluğu yapanlar, nüfuz ticareti ile köşe dönenler, bilinen vakıflar, ülkesini satan ve emperyalist dünya ile işbirliği içinde olanlar, TRT’den akıl almaz maaşlar alanlar, say Allah say memnunlar.

Eee bu durum da Sabah gazetesi gibi bir gazetede Kılıçdaroğlu için ‘YALANA DA CEZAYA DA DOYMUYOR’ başlığı atılmış, altında da ‘Yalan siyasetiyle dibe vuran Kılıçdaroğlu, Başkan Erdoğan ve ailesine iftiradan 359 bin liralık yeni tazminata mahkum oldu’ denmiyor mu var bu yaklaşımı olağan say. Bir de karikatür var ‘BAY KEMAL’İN 6 OKU’ diye. Bu karikatürde de oklar; YALAN, İFTİRA, HAKARET, ÇARKÇILIK, TERÖR SEVİCİLİĞİ, YENİLGİ’ sözcükleriyle isimlendirilmiş.

Yukarıda yazdım, bu denli çirkefleşmiş bir tarafın neyi nasıl anladıkları da ortadayken şu Muharrem İnce ve kendinden geçmiş yandaşları var ya bravo onlara doğrusu, hem bunca hakareti yapanlardan farkları yok hem de içinde yaşadığımız rejimi demokrasiymiş gibi görüyorlar ya helal ki onlara ne helal…

Başarılı olacaklarını sanmıyoruz ama bir de CHP’yi ele geçirir partiyi de AKP’lileştirirlerse işte o zaman Akkoyun karakoyun da belli olmuş olur.

Bizler de bu kadar dil dökmekten kurtulmuş oluruz olur biter…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA