turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BİLİYORUZ AMA…

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 TEMMUZ 2018

Recep Tayyip Erdoğan iktidarı kendisini de bizi de açık bir şekilde tarif etmiştir. Kendisi doğru yoldadır, bu yüzden de neyi nasıl yaparsa yapsın haklıdır. Karşısındakilere gelince; karşısındakiler her kim olursa olsun haksızdır, yalancıdır ve hatta haindir.

İş böyle olunca da hukukmuş, şuymuş, buymuş kafa yorup durmak boşuna bir çabadır. Örneğin; CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, serbest bırakılmaması ile ilgili açlık grevine başlayacakmış. Çünkü ikinci kez seçildiği için Anayasa ve yasalara göre ikinci kez dokunulmazlığı kaldırılmadığı sürece içerde kalmaması özgür bırakılması gerekiyormuş. Eee peki, Anayasa ve var olan yasa hükümlerini takan var mı? Bence yok. Yok, çünkü bizim dinci, gerici ve faşist rejim olarak değerlendirdiğimiz rejim kendi yasalarını çoktan oturtmuş bile. Bu rejimin hukukuna göre ne yaparlarsa haklı, nasıl uygularlarsa doğrudur. Çünkü sonuçta bir sistem değişikliği ister istemez kendi uygulamalarını haklı kılmak için hukuku da kendi bildiği gibi uygulayacaktır. Eğer öyle olmasaydı, sistemin değiştiğine dair analizler yapmamızın gereği de yoktu.

Burada sistemle ilgili bildiklerimizde bir sorun yok. Bize dayatılan sisteme karşı nasıl mücadele edeceğimizle ilgili yaşadığımız sorunlar yüzünden karşımızdaki güçler doğru dürüst bir muhalefetle karşılaşmadıkları için gerçekten de çok rahatlar. Her geçen gün biraz daha biraz daha zor koşullarla karşı karşıya kalıyoruz. Ancak her defasında da sorunların parlamentoda çözüleceğine bu seçimlerde olmazsa bir sonraki seçimlerde iktidarın daha fazla dayanamayıp düşeceğini savunup kendi kurgularımızı yığınlarla paylaşıyoruz. Sonra yığınlarda bir umut patlaması yaşanıyor, bir de bakmışız ki umut patlaması boşa çıkmış, seçimleri ülkeyi bu kadar kötü yöneten ve halkı yoksulluk bataklığının içine iten iktidar yine kazanıvermiş.

Seçimler eşit koşullarda yapılıyor muymuş, devletin bütün olanakları iktidar partisinin elinde nasıl kullanılıyormuş, demokrasi var mıymış, yığınlar iktidar tarafından nasıl bir baskı altında tutuluyormuş bunların hiçbirini hesap etmeden şu tedbirleri alırsak şöyle olur, bu tedbirleri alırsak oy çaldırmayız, işler daha da kötü giderse yığarız YSK’nın önüne 50 bin avukatı hakkımızı yedirtmeyiz diyenlere inanıp düşüyoruz peşlerine. Sonra bir de bakıyoruz ki atı alan Üsküdar'ı geçmiş, 50 bin avukat yığarım diyen adama da “adamı” kutlamak düşmüş. Yığınlardan giderek tepkiler yükselince de birisi bu tepkileri fırsata çevirip CHP Genel Başkanlığı koltuğuna nasıl otururumun hesabını yapıp kongre için imza toplamaya soyunmuş, Mevcut Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ise seçimleri meşru saymadığını ilan edivermiş. Oysa seçimlerin meşruluğunu yitirdiğini gösteren onca nedenler varken konu zamanında ne konuşulmuş ne de tartışılmış. Çıkarılan yeni yasalarla suyun başı en yukardan bağlanıvermiş.

Buraya kadar söyleyeceğimizi söyledik diyelim, gelelim diğer sol ve sosyalistlerin tutum ve davranışlarına. Bunların her birisi bir telden çalıyor. Kimisi HDP ile seçim işbirliği yapmış çağrı üstüne çağrı yapıyorlar. “Eğer HDP barajı geçmezse 70-80 milletvekili de AKP’ye gidecek” diye. Bazıları bağımsız aday gösterme telaşındalar, bazıları boykot, bazıları devrimci tutum içindeyiz “HAYIR” devam ediyor deyip CHP’ye oy veriyor, TSİP olarak biz de oyların CHP’ye verilmesi gerektiğini söylüyoruz. Sonra dönüp bakıyoruz ki söylediklerimizin hiçbirinin bir anlamı yok. HDP kaç milletvekili çıkarırsa çıkarsın pek çok bahane ile milletvekillikleri düşürülebiliyor. HDP’den milletvekili çıkarmış olan TİP’te de durum aynı tas aynı hamam devam ediyor. Diğer HDP bileşenleri içinde yer alan partilerin gösterdiği adaylar zaten HDP milletvekili olarak görevlerini devam ettiriyorlar. CHP içinde tam bir fetret devri yaşanıyor. TSİP’liler olarak biz dahil, rejimle ilgili düşüncelerimizi yazıp çizmeye devam ediyoruz.

İktidarın mevcut konumu belli. Kim ya da kimler kendileri için tehlikeli görülüyorsa kolaylıkla etkisiz hale getiriliyorlar. Özetle yaşadığımız öykü bundan ibaret. Durum bu olunca da iktidarın uygulamaları karşısında, iktidara geri adım attıracak bir irade ve yöntemle çıkmıyorsak, onların her dediğini kabullenmesek de bir şey yapamaz durumdaysak ne söylersek söyleyelim boştur. Özetle yaşadığımız öykü bundan ibaret.

Bu nedenle yazımı kendi şiirimle bitirmek istiyorum.

Üstüne gelsin dünya aldırma.
Kurtarıcı değilsin ama dönme verdiğin sözlerden.
Korku ihanettir pusma, susma sus dediklerinde.
Durma dur dediklerinde.
İpe çekil, kurşuna dizil güneşi düşün.
Eğilip bükülme, ödün verme düşmanlarına.
Gül eyle kanından.
Alanları gez, grev çadırlarında dolaş, afişlerde konuş.
Sönmeyen fitil ol, karanlıkları kov.
Çatal yürek dövüş dövüşürken.
Boşa çıkar sana kurulan tuzakları…

Önümüzdeki engelleri de, bir sosyal olgu olamama sorunumuzu da daha da geniş kitlelerle birlikte bunların karşısına onların anladığı dilden çıkabildiğimiz zaman aşabiliriz o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA