turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SORUN ÇOK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

22 TEMMUZ 2018

Seçimlerden sonra parti içi mücadele ile ilgili uzun süre susan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu nihayet konuştu.

Muharrem İnce’yi koltuk sevdalısı olarak niteleyen Kılıçdaroğlu; Türkiye’nin onca sorunu varken biz nelerle uğraşıyoruz yolunda sorular sordu.

Gerçekten de şöyle bir baktığımız zaman ülkemizde ne kadar çok sorun biriktiğini anlamamış olmak olası değil. Ancak bu sorunların çözümü ise CHP’nin şimdiye kadar izlediği politikalarla da çözülmesi olanaksız. Muharrem İnce biraz da şaşkın; “Ülkede ölüm sessizliği var itiraz yükselmiyor” diyor. Yani Muharrem İnce, sessizliği öyle sanıyoruz ki başlattığı CHP’de kurultay için imza toplanırken yer yerinden oynasın istediği için böyle konuşuyor, işin öbür yanıyla ilgilendiğini zaten sanmıyoruz.

Bilindiği gibi Recep Tayyip Erdoğan 2010 yılı Anayasa değişikliğinden bu yana hedefine kilitlenmiş demokrasi memokrasi tanımadan yoluna devam etti. Süreç içinde muhalefet ise bu gelişmeleri sadece ve sadece eleştirmekle yetindi. Seçimlerde ve referandumlarda hile yapıldığı söylenmesine karşın bunda olmadı bir dahasında olacak savıyla diyebiliriz ki pasif bir politika izledi. Bütün bunlar yaşanırken ülkede tutuklamalar, gözaltılar, hak ve özgürlüklerin çiğnenmesi, Gezi gösterilerinde olduğu gibi hesabı verilmeyen öldürme olayları arka arkaya yaşandı. Yargının sürekli olarak baskılanarak kontrol altına alınması, hiç de adil olmayan tamamıyla hesaplaşma isteği ile Gerçekleştirirler Fetöcü savcı ve yargıçların gözaltı, tutuklama ve cezalandırma furyalarının ardı arkası kesilmedi. Bütün bunlar yaşanırken de başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP ileri gelenlerinin hemen hepsi Fetöcü savcı ve yargıçlara ellerinden ne geliyorsa yerine getirerek destek çıktılar. Gün geldi hesaplaşma başladı. Hesaplaşma 15 Temmuz darbe girişimi ile en yukarılara tırmandı. Darbe biliniyordu ve baştan önlenebilirken önlenmedi ve bu darbe iktidar tarafından sivil darbeye çevrilerek yeni bir dönem böylece başlamış oldu.

Sonrasını hepimiz biliyoruz. İlan edilen OHAL’le birlikte istenilen kararlar tek kişi tarafından KHK olarak uygulanmaya başlandı. Artık bu saatten sonra hukukun kırıntısından bile söz etmenin olanağı kalmamıştı ve bu koşullar altında 16 Nisan 2017 tarihinde OHAL koşullarında Anayasa halk oylaması yapıldı ve halk oylamasının sonuçları YSK’da değiştirilerek anayasanın geçtiği ilan edildi.

Artık Recep Tayyip Erdoğan istediğini yapabilir, istediği konuda TBMM’de karar aldırtabilirdi. Öyle de oldu. Cezaevleri hak edenlerin yanında hak etmeyenlerle de doldurularak toplumun susturulması için gözdağı verildi ve de bu uygulamaların hiç kuşku yok ki toplum üzerinde etkisi büyük oldu. Artık milletvekilleri de rahat rahat içeri alınabiliyor ve tutuklanıp sesleri kısılıyordu. Bugün içerde yatan HDP’li eski milletvekilleri, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu ve CHP Eski Milletvekili Eren Erdem’in durumları buna en önemli örnektir.

Kemal Kılıçdaroğlu, Salı gününden Salı gününe partisinin grup toplantısında yaptığı zehir zemberek konuşmalarla hiçbir şeyin çözülmediğini ve salt meclise kilitlenen mücadele ile de sonuç alınamayacağını görmesi gerekirdi ama değişen bir şey olmadı. Aynı yöntem ADALET YÜRÜYÜŞÜ ile biraz değiştirilmiş olsa bile burada ortaya çıkan enerji görülmek istenmedi ve gerisin geri CHP ayarlarına dönüverdi.

Şimdi yine aynı şeyleri konuşuyoruz. Ancak şu andaki CHP’nin inanıyorum ki aklında ‘ADALET YÜRÜYܪܒ benzeri bir eylemin bile geçmediğini iyi kötü biliyoruz. Muharrem İnce ise sözde kendisi olağanüstü kongre için bir çalışma yapmıyormuş gibi davranıyor ama işin dibine kadar içinde. Sanmıyoruz ama olur da kongreyi alırsa kendisinden de bir şey olmayacağı zaten seçimler sonrası anlaşılmıştır ama Muharrem İnce’nin; “Ülkede ölüm sessizliği var itiraz yükselmiyor” demesi ile YSK’nın önüne 50 bin avukatı yığarım sözü arasında hiçbir fark yoktur. Yani bu kafa ile saraya karşı hiçbir şey yapılamaz ve her seçim bir kez daha bir kez daha yitirilerek toplum faşizmin kanlı hegomanyasına teslime zorunlu kılınır ki biz sosyalistlerin asıl görevi de burada başlar. Yani, faşizmin kendi hukukunu yarattığı bilinciyle olup bitenleri ele alırsak faşizme geri adım attırmak hukuk çiğnedi, şöyle oldu böyle oldu diyerek değil, antidemokratik uygulamaların bizzat karşısına dikilerek sonuç alınabilir.

Gerisi dur bakalım ne olacak kafasıdır ki toplum zaten dur bakalım ne olacağının sonuçlarını 16 yıldır iliklerine kadar yaşamaktadır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA