turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KIRMA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 TEMMUZ 2018

İyi Parti’nin beklentisi öyle sanıyoruz ki çok yüksekti. Oysa aldığı oy toplamına baktığınız zaman eğer ittifak yapılmasaydı baraj altı kalıp milletvekili bile çıkaramayabilirdi. Öyle ya bu parti kurulurken MHP’den hatırı sayılır bir kopma gerçekleşmiş ve bunlar İyi Parti’nin saflarında yer almışlardı. Ve zaten merkez sağ desen Meral Akşener’e göre çantada keklikti. Bir de koyu milliyetçi CHP’lilerden de oy devşirildi mi iş tamamdı, ana muhalefet partisi bile olunurdu. Bütün bunların hiçbiri olmadı ve hatta CHP olmasaydı, İyi Parti’yi Recep Tayyip Erdoğan seçimlere bile sokmayacaktı. Zaten Bahçeli’nin dişleri kanlanmış iki de bir meydanlara tosuncuklarını salarak İyi Parti taraftarlarına karşı terör estiren bir havayı da göz ardı etmemek lazım.

Eğer bir siyaset grubunun genetiği ile oynanmışsa nasıl sonuçlar elde edileceğini kestirmek olası değildir. Siz tarlanıza buğday ektiğinizi düşünüyorsunuz, sonra bir de bakıyorsunuz ki tanelerin bir kısmı buğday bir kısmı arpa yani genetiği değiştirilerek verim alınması oyunu tersine işliyor, ne yapacağınız şaşırıp kalıyorsunuz. İyi Parti böyle bir siyasi oluşum işte. Böyle bir oluşumun içinden her kafadan bir ses çıkması kadar da olağan bir şey yok. Aman efendim CHP ile seçim işbirliği yaptıkları için oyları düşmüşmüş. CHP, PKK’lıların koruyuculuğuna soyunmuşmuş da falan filan sağ ve faşizan söylemin dik alası. İşte bu yüzden de istedikleri oyu alamamışlarmış. Kim kimi kandırıyor acaba? Bugün, merkez sağ ya da merkez sağın gelip biri bizim oylarımızı alsa diye bekleyen güçlerimi var ki de Meral Hanım başta bazı İyi Partililer kendilerini kandırıyorlar? Bir de ülkücüler var, bunlar genetik olarak Bahçeli ile aynılar. Nasıl Bahçeli şu üç-beş yılın içinde herkesi şaşırttı ise İyi Parti’nin içinde yer alan ülkücü damar da en az bahçeli kadar insanı şaşırtacak özelliklere sahip.

Aklıma geldiği için yazıyorum, her gün her gün Halk TV’de boy gösteren ülkücülükten gelme insanlar ne çok programa alındılar değil mi? Acaba Halk TV bunlardan ne umuyordu ki televizyonda her gün her gün bunları dinlemek zorunda kaldık ya da hâlâ dinliyoruz? Sıradan insanların gördüğünü Halk TV’nin kimse sahibi, sorumlusu, şunu bunu neyse görmez dersiniz? Siz bu işin içinde bir iş var diye hiç mi düşünmediniz? Ne garip; CHP’ye ilk yaylım ateşi bunlardan gelmedi mi? Şöyle de diyebiliriz en az iyi partililer kadar Halk TV’de programa katılanların CHP’nin içinde bir fetret devri yaşanması için bayrak açmış değiller miydi?

İyi Parti’de yaşananlar ve bundan sonra yaşanacak olanlar bizi şaşırtmadı. Bunlar eşyanın doğası gereği olmazsa olmaz gelişmelerdi oldu olmaya da devam edecek. CHP’deki tartışma ve yıkımlara gelince; özellikle Muharrem İnce yandaşları bu durumu demokrasinin bir gereğiymiş gibi sunmaya çalışıyorlar. Eh be kardeşim, demokrasinin gereği Şubat 2018 tarihide yapılmadı mı da kalkmışsın demokrasiyi işine geldiği gibi tarif edip bize Alicengiz oyununu demokrasiymiş gibi yutturmaya kalkıyorsun? Bu mudur sizin demokrasi dediğiniz şey? Hani bizler burjuva demokrasisin ne menem bir boklu dere olduğunu biliriz de sizin anlayışınız buraya bile denk düşmüyorsa halkın umudunu tüketmeye yönelik daha nereye kadar gidebilirsiniz? Öyle ya nasıl olsa yığınların bizim dışımızda gideceği bir sosyalist parti yok diye düşünüyor olmalısınız ki bu kadar cüretkâr davranıyorsunuz. Ama kendinizi hiç kapıp koy vermeyin, nasıl olsa böyle bir sosyalist parti de olacak bu ülkede çıkış yolu da…

Şimdi, mecliste milletvekilleri olan muhalefet partilerinde bu karmaşa yaşanıyor ya havuz medyası zil takmış ortada dört dönüyor. Neymiş efendim, muhalefet dökülür ve birbirine girmişken Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli ve partileri dimdik ayaktaymış.

Acaba öyle mi? Dolar kaç para? 4,80’ler civarında gezinip duruyor. Türkiye’nin ekonomisinin rayına oturma olasılığı var mı? Bu mümkün değil, üretim yok, cari açık sürekli artıyor. Enflasyon artıyor, faizler yükseliyor. Çarşı-Pazar el yakıyor, yoksul halk yokluk, yoksullukla boğuşuyor. İşsizlik almış başını gitmiş. Hukuk var ama bu hukuk faşizmin hukuku. Üstelik kimsenin herhangi bin yolla hakkını arama şansı da yok, olabilirliği de. Herkes yazdı çizdi bende onların yalancısıyım eğitimin başına sosyalistim diyen birini getirip bakan olarak oturtulmuş. İyi de nasıl oluyor da çocuklarımıza yaz tatili haram edilip dağ taş hafız kurslarıyla donatılıp doldurulmuş, bu yönde genelgeler yazılar havada uçuşuyor niye? Sizin anlayacağınız eğitim bombok ve ticarileştirilmiş. Sağlık da öyle, uzatmayalım aklınıza ne geliyorsa öyle.

Şimdi bu durumda Türkiye’yi ağır bir ekonomik krizin ve de sosyal patlamanın beklemediğini mi düşünüyorsunuz? Bütün bunlar yaşanırken Bahçeli’nin partisi MHP sürekli Viyana kuşatması naraları atacağını mı sanıyorsunuz, ya da ne bileyim Genç Osman narası? Saraya ve AKP’ye ne olacak dersiniz? Onlar da parklarda, bahçelerde, sürekli ceddin baban ceddin deden marşıyla VER MEHTERİ diyerek mi ayakta kalacaklar?

Yok, hayır değerli yurttaşlar inanın ki muhalefette yaşanan diyelim ki kasırgaydı bunları da tsunami bekliyor tsunami.

Kırma patilerde siyaset dediğiniz şey nedir ki bekleyin görürsünüz.

Biz söyleyelim de…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA