turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BAĞIMSIZLIK-DEMOKRASİ-SOSYALİZM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 TEMMUZ 2018

Geçmişte de günümüzde de sosyalistler açısından demokrasi mücadelesinin önemi ve taşıdığı tehlikelere işaret edile edile tartışmalar günümüze kadar taşınmıştır.

Kimileri demokrasi mücadelesini var olan sistemle uyuşmak ve sosyalizm mücadelesini ise bilinmez bir tarihe erteleme isteği olarak değerlendirirken kimileri de tam tersine demokrasi mücadelesinin sosyalistlere ajitasyon-propaganda koşulları yarattığının ve her koşulda asıl amacın hiçbir şekilde göz ardı edilemeyeceğinin altını önemle çizerler. Esasen; işçilerin demokratik, ekonomik, sosyal haklarını savunmak üzere sendika örgütlenmeleri ve bu hakların elde edilmesi için verilen mücadele hiç kuşku yok ki bir demokrasi mücadelesidir. Ayrıca yığınların siyasal, kültürel, hak ve özgürlükler konusunda verdikleri mücadeleyi de demokrasi mücadelesi içinde görmek döne döne bir gerçeğe işaret etmektir.

Bugün ülkemizde sistemin bizlere yaşattıklarına baktığımız zaman da demokrasi mücadelesinin önemi bir gerçeklik olarak sürekli önümüze çıkar, çıkacaktır da. Bu gerçekler ışığında konuyu ele alıp çaba sarf edenlere karşı girişilen eleştiri özellikle sosyalist devrimi savunduklarını dile getiren sosyalist kesimlerce sağ bir duruş olarak görülmüş ve eleştirilmiştir. Ancak bu eleştiri bazıları için haklılık içerse de diğer bazıları için hiç de haklı bir eleştiri değildir. Çünkü demokrasi mücadelesini savunan sosyalist grup ve partiler çalışmalarının hiçbir aşamasında sosyalizmi gündemlerinin dışında tutmadıkları gibi demokrasi mücadelesini somut gerçekliklerden yola çıkarak sosyalizm için ajitasyon ve propaganda amaçlı olarak kullanmaktadırlar. Daha da açıkça söylemek gerekirse demokrasi mücadelesi ile sosyalizm mücadelesinin arasındaki diyalektik bağı hiçbir zaman göz ardı etmemektedirler.

Ama bir gariplik var. Demokrasi mücadelesini savundukları için eleştirilerde bulunan bazı siyasi yapılar, her ne hikmetse günlük çalışmalarında sürekli olarak demokrasiyi öne çıkardıkları, propaganda ve ajitasyonlarını demokrasi mücadelesi üzerinden yürüttükleri halde nasıl olmaktadır da diğer demokrasi mücadelesini savunanlara karşı tamamen öznel bir tutum içine girerek eleştiriler yapmayı kendilerinde hak görüyorlar gerçekten de anlaşılması çok ama çok zor.

Örneğin; Soma’da 301 madencinin yaşamına mal olan korkunç iş cinayeti ve buna benzer pek çok iş cinayetlerini en aza indirmek, çalışma koşullarının iyileştirilmesi için mücadele etmek, bu tür kazalar sonrasında işçilerin haklarının alınması ve her aşamada yaşananlara karşı mücadele edilmesi bir devrim sorunu olmamakla birlikte sosyalistler gerçek kurtuluşun sosyalizmde olduğunun ajitasyon ve propagandasını elbette ki yapacaklardır. Ancak sözünü ettiğimiz mücadelenin de bir demokrasi mücadelesi olduğunun hiç kuşkusuz ki ayırdında olacaklardır.

Soma madencilerinin yargı kararını yerinde bulmayan işçi yakınları Ankara’ya seslerini duyurmak için geldiklerinde polisin engeliyle karşılaşmışlardır. Zar zor Ankara’ya CHP’li milletvekillerinin araya girmesiyle giren işçilerin ve işçi yakınlarının daha sonra karşılaştıkları polis şiddeti ve gaz kullanılması olağan bir demokratik ortamda olmaması gereken bir durumken Somalı maden işçileri yakınlarının ve onlara destek veren kimi çevrelerin karşılaştıkları yaptırımları geriletmek ve bunu bir hak olarak elde etmek kimse tarafından bir devrim sorunu olarak görülüp bu tür mücadeleleri küçümsemeye kalkmak gibi kimsenin haddi olmaması gerektir. Daha da açıkça söylemek gerekirse böyle bir tutum sosyalizm savunuculuğu adı altında basbayağı da pasifizme teslimiyetin bir başka yoludur ki bunu da yaşadıklarımızdan bilmiyor görmüyor değiliz.

Bağımsızlık-Demokrasi-Sosyalizm mücadelesinin üçlü bütünlüğü ile ilgili söylenenlere baktığımız zaman kanımızı donduracak devrimbazlık ya da liberallik yapıldığına da sık sık rastlamaktayız. Kimisine göre bağımsızlık ve anti-emperyalistlik vurgusu milliyetçilik gibi gelir ve bu çizgidekiler savunduklarında liberal bir çizgiye düşerlerken, kimileri de hepten hem demokrasi mücadelesini, hem bağımsızlık mücadelesini kökten öteleyip sosyalizm diyerek iş bitiriciliğe soyunduklarından kolayca sosyalistlik hırkasını giyinip sosyalizm dervişliğine soyundukları için bunlar kendilerini diğer devrimcilerden bir gömlek daha üstün olduklarına inandırmışlar. Ama bunların unuttukları bir şey var o da diyalektiktir.

Çünkü diyalektik; BAĞIMSIZLIK-DEMOKRASİ-SOSYALİZM mücadelesinin üçlü bütünlüğünün nasıl kurulması gerektiğini herkese öğretiyor.

O zaman ne yapalım biraz şu dağları ben yarattım kibirliliğinden vazgeçip öğrenci olabilme alçakgönüllülüğünü gösterelim yeter…

Tarihin biz sosyalistlerin omuzlarına yüklediği görev; hiç kuşku olmasın ki ajitasyon-propaganda–örgütlenme görevidir.

Sosyalizmin öğretilerinin yaygınlaştırılması ve etkin kılınması için,

İşçi sınıfının bağımsız siyasal bir güç olarak örgütlenmesi için,

Proleter sınıf bilincinin geliştirilmesi için,

Devrimci sürecin her aşamasında işçi sınıfının egemenliğinin sağlanması için,

Devrimci proletaryanın dünya çapında tarihsel görevini belirleyen temel çelişmeyi -kapitalizm ile sosyalizm arasındaki uzlaşmaz çelişmeyi- çözmekte dayanacağı temelin ve başlıca silahlarının hazırlanması için,

Dünya işçi sınıfı hareketiyle enternasyonal çapta ve her düzeyde organik ilişkiler geliştirilmesi için,

Her fırsatta çaba ve çalışmalarımızı yükseltmeliyiz…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA