turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BAŞKAN RTE

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

25 TEMMUZ 2018

Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni başkanlık sistemi ile birlikte bütün burjuva partileri siyaset dışına itilmişlerdir. Yani alınacak hiçbir önemli kararda ve denetimde TBMM’nin artık ne bir önemi kalmış ne de gerekliliği. Aklınıza siyasetle ilgili ne geliyorsa Recep Tayyip Erdoğan’ın hükmüne ve iradesine verilmiştir. Bu arada mecliste var olan partilere de hiçbir belirleyiciliği olmayan bir alan bırakılmıştır ki onlar da önemsizliklerinin farkına varıp “biz neyiz yahu” demek gibi bir yolu seçmesinler.

Burjuva demokratik anlamda hemen hiçbir konuda en temel olanları da dahil ne eşitlik söz konusudur ne de uyulması öteden beri yasa hükümlerine bağlanmış konuların bir geçerliliği vardır. Diyelim ki devlet memurluğu için açılan KPSS’yi kazandınız, atanacağınızı bekliyorsunuz bir de bakmışsınız ki sözlü sınavda çaktırılıvermiş, yazılı sınavda çok daha az puan alan kimseye siyasi kayrımcılık yapıldığı için sözlüde daha çok puan verilerek o kazanmış sizse kaybetmişsiniz.

Hasbel kader öğretmen olduğunuzu düşünün, kadro hakkını da kazanmışsınız. Egemen iktidar tarafından çıkarılan sözleşmeli öğretmenlik yasasına göre öğretmenlik yapıyorsunuz, kadrolu öğretmenle aynı işi yaptığınız halde hiçbir konuda eşit değilsiniz. Bu konuyu daha bir genelleyerek söylersek hiçbir meslekte ne bilgi, ne beceri aranmamakta sizin siyasi düşünceniz işe alınmanız için yeterli görülmektedir. İşte bu yüzden görev yapacak elçiliklere kadar bilgi, beceri ve deneyimli olmak değil, iktidara yakınlığı referans yerine geçmektedir.

Üst yöneticilerden tutun da sıradan bir memuriyete kadar yurttaşlar arasında ikilik yaratılmakta bir kulp bulunarak daha nitelikliler kapı dışarı edilirken eş, dost, yakın kim varsa devlet kadrolarına doldurulmaktadır. İktidarın eline öyle yetkiler verilmektedir ki soyunda sopunda siyasi nedenle ceza almış biri bile varsa kolaylıkla hukuk mukuk söz konusu edilmeden işinden edilebilmektedir. Amir konumundaki kişilere varıncaya kadar böyle bir yetkiyi kullanma hakkı verildiği için olağan işlerlik tamamen bozulmuş durumdadır.

İktidar görülmemiş bir uygulama içine girdiği gibi İktidarın TBMM’de uzantısı konumundaki partiler de kolaylıkla her türlü suç unsuru taşıyacak ne varsa sahiplenmekte ve hatta saklanıp gizlenmesi için bir uygulamaya da onlar imza atmaktadırlar.

Örneğin Çorlu’da yaşanan tren kazasında 24 yurttaşımız yaşamını yitirmiş çok sayıda da yurttaşımız yaralanmıştır. Konu ile ilgili araştırma önergesi veren CHP’nin önergesi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla hiçbir utanma, sıkılma duyulmaksızın reddedilebilmektedir. Diyelim ki sözü geçen kaza doğal bir kaza ise AKP ve MHP milletvekilleri niye araştırma önergesini reddedip bir araştırma komisyonu kurulmasının önüne geçsinler değil mi? Yok, kesinlikle bir araştırma yapıldığında iktidarı oluşturan yapının en tepe noktasından başlayarak ilgili birim yetkililerine kadar hepsi suçlu oldukları için bu araştırmanın önüne geçmek istemektedirler. Bu yüzden de hiçbir ahlaki değer gözetmeden ve de utanıp arlanmadan 81 milyonun gözünün içine baka baka verilen önergeye ret oyu vermektedirler.

Şu an yapılan Anayasa değişikliğine karşın Recep Tayyip Erdoğan’ın sıfatı Başkan değil, cumhurbaşkanıdır. Bu gerçeğe karşın iktidar fiili bir durum yaratmış ve artık Erdoğan’a başkan diye hitap etmektedirler. Uzatmayalım hukuktan zorbalığa, keyfilikten her türlü hak ve özgürlüklerin çiğnenmesine kadar yeni bir uygulama söz konusu olup bu uygulamaların karşısına hukuk mukuk diyerek çıkmanın olanağı kalmamıştır. Kalmamıştır, çünkü bugün dinci, gerici ve faşist bir iktidar olarak nitelediğimiz bugünkü iktidar bizlere kendi hukukunu dayatmaktadır.

Örneğin; CHP Milletvekili Enis Berberoğlu bir önceki dönem dokunulmazlığı kaldırılarak sözüm ona yargı kararı ile içeri atılmıştır. İçerdeyken yeniden seçimler olmuş ve yeniden dokunulmazlık kazanmıştır. İçerde tutulması ve yargılanmasına devam edilmesi için yeniden dokunulmazlığının kaldırılması bir anayasa hükmüyken anayasa hiçe sayılmakta ve Berberoğlu içerde tutulmaya devam edilmektedir.

Durum bu olunca; benzer örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Var olan iktidarın karşısına hangi yasayı savunarak karşı çıkar ve haksızlığın giderilmesini sağlayabiliriz? Sağlayamayız, çünkü mevcut iktidar normal bir burjuva iktidarı falan değildir. Bu yüzden kendi hukukunu yaratmış ve bizim ensemizde boza pişirmektedir. Dolayısı ile bu iktidara geri adım attırmanın bir tek yolu vardır meşru haklarımızı kullanarak karşısına dikilmek.

Başka bir önerisi olan varsa buyursun konuşsun…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA