turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SONU GELMEZ ÇIRPINIŞLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

27 TEMMUZ 2018

Türkiye 16 yıl sonra gelip bir yere dayandı. Geldiği noktaya baktığımız zaman iç açıcı bir durumun olmadığı bir gerçek. Sözünü ettiğimiz olumsuzluklar salt bir konuda yaşanmıyor. İnsan hak ve özgürlüklerinden tutun da, politik ve ekonomik krize kadar aklınıza ne gelirse yaşanıyor. Üstelik yaşananların en büyük yükünü de bu ülkenin işçileri ve emekçileri çekiyor. Ancak eğer bir ülkede demokrasi yoksa adalet ve hukuktan söz etmenin olanağı kalmamış ve yargı ise bir bütün olarak bir kişinin iradesiyle hareket eder hale getirilmişse artık her şey kabak gibi ortadadır.

Bugüne kadar yargı eliyle hukuk öylesine bir çiğnenmiştir ki yarattığı sonuçların diyebiliriz ki neredeyse altından kalkılamaz. Ülkemizde sayılarını veremeyeceğimiz kadar çoklukta insanlara bedeller ödetilmiş, sonra bir de bakmışsınız ki meğer verilen kararların hepsi bir komploymuş. Bu tür komploları kendi ülkenizin gazetecisine, akademisyenine, ordu mensubuna, aydınına-yazarına, gençlerine, kadınlarına, siyasi parti üye ve yöneticilerine gücünüz yetiyorsa yaparsınız, yaptığınızda da hiçbir şeyin unutulacağını kimse ama kimse düşünmemelidir. Çünkü gün gelir bu haksızlıkları yapanlardan yaptıklarının hesabı sorulur.

Bir başka şey daha var. O da Recep Tayyip Erdoğan’ın içeriye ve dışarıya karşı tutumlarında olumlayacağımız tek bir şey yoktur. Davranışlarının gerçek bir temeli olmamasına karşın popülist söylemlerle yandaşlarına ileti vermeye kalkmakta, böyle davrandığında ise ülke altından kalkılamayacak sorunlarla karşı karşıya geldiği gibi ağır olan bedelini de bu ülkenin çalışan geniş halk yığınları ödemektedir.

Örneğin; eyy Amerika, eyy Almanya, eyy Hollanda diye söze başlayan Erdoğan’ın çıkışları her alanda ağır bedeller ödendikten sonra bir de bakıyoruz ki hiçbir şey olmamış gibi kırılan vazo yeniden yapıştırılmaya çalışılmaktadır. Yani; Recep Tayyip Erdoğan söylediklerinden geri adım atmış arayı düzeltme gayretlerine düşmüştür. İnsan durum bu olunca da sormadan edemiyor, madem böyle davranılacaktı ne diye kalkılıp bir kağnı laf edilip sonra da ortaya saçılan pislikleri toplama gayretine düşülmektedir?

Bir Fransız yurttaşını tutukluyorsunuz. Suçlamalarınız ağır. Casusluktan tutun da bütün terör örgütlerine üye olmamakla birlikte yardım ve yataklık ettiği savıyla atıyorsunuz içeri. Sonra tartışmalar başlıyor ve Macron gelip alıp gidiyor yurttaşını sizin onca suçlamalarınız, sözde hukuktan ve yargıdan söz edişinizin bir hükmü kalmıyor. Bir gazeteci olan Alman yurttaşı Deniz Yücel’i tutukluyorsunuz. Suçlamalar ağır mı ağır. Yetmiyor üstünüze vazife olmadığı halde bilmem ne örgütünün adamı olduğuna dair de bir kağnı laf ediyorsunuz. Merkel bastırıyor, bir de bakmışsınız ki Deniz Yücel dışarda ve Almanya’ya dönüyor. Yani sizin anlayacağınız ortada bir şey yok ama Recep Tayyip Erdoğan tıpkı bir kabile başkanı davranışı ile rehin alma yöntemi ile birilerini hizaya getirmeye çalışıyor. Yok, eğer ortada rehin alma söz konusu değil de gerçek anlamda casusluk ve suç işlenmişse yargı bağımsız davranıp suçun maddi koşullarına göre içerde tutması ya da bırakması gerekmez mi de devreye siyasi irade girip konuyu hallediyor?

Şu Rahip Brunson olayı da aynı. Söylenenlere baktığımız zaman adam hem casus hem Fetö ve PKK’ya üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmiş. Peki, karşılıklı eyyleşmeden sonra iş gelip nereye dayandı? Rahip Brunson’un elektronik kelepçe ile serbest bırakılıp evine gönderilmesine. Tamam, siyasi irade bunu yaptı da sorun çözülmüş mü oldu? Hayır, ABD yetkilileri daha da yüksekten konuşmaya ve Rahip Brunson bırakılmazsa sonuçlarının ağır olacağı yolunda Türkiye’yi tehdit etmeye başladılar.

Sen çıkıp “dünya lideri”yim diye Trump’la NATO toplantısında ve benzeri toplantılarda birkaç kare gözüküyor sonra da sorunların çözülmesi doğrultusunda Trump’u ikna ettiğine dair iç kamuoyuna iletiler veriyorsun, sonra bir de bakmışsınız ki sorun olduğu gibi duruyor. Üstelik sen Rahip Brunson olayında olduğu gibi adımlar da atmışsın.

İşte böyledir tek kişilik diktatör yal yönetimlerin pürmelali. İç kamuoyuna çeşitli konular çözülmüş ve kazanılmış gibi sunulur ama gerçekte kaybedilmiş hiçbir sorun da çözülmemiştir. Ülke ekonomisinin girdiği çıkmazdan tek kişinin iradesi ile çıkılacağını, faizlerin düşürüleceğini, enflasyonun halledileceğini, yatırımların artacağını sanır ve öyle davranırsın ama değişen bir şey olmaz. Sözün kısası lafla peynir gemisi yürümez. Ülkemiz geniş emekçi halk yığınları da birilerinin yarattığı sorunların yükünü bunca yükleri yetmiyormuş gibi sırtlanır ve canı çıkıncaya kadar da ezilir durur.

Böyle gider mi?

Gitmeyeceği çok belli. Çünkü bu sıklet bu ağırlığı çekemez…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA