turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AHMET ŞIK’A 100 BİN LİRALIK DAVA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 TEMMUZ 2018

Türkiye, AKP ve saray iktidarı elinde öyle bir hale geldi ki sormayın gitsin. İktidara muhalif kim varsa ya tutuklanıp içeri atılıyor ya da haklarında manevi tazminat davası açılarak korkutulup susturulmak isteniyor. Meclis kürsüsünden konuşan HDP Milletvekili Ahmet Şık, AKP zihniyeti ile ilgili öylesine okkalı ve yerinde şeyler söyledi ki AKP’liler bu eleştirilere verebiliyorlarsa yanıt vereceklerine kürsüye hücum edip Ahmet Şık’ı dövmeye kalktılar. Nihayetinde yaşanan bu olay nedeniyle o gün oturumu yöneten AKP’li Mustafa Şentop tarafından Ahmet Şık’a 2 oturum ceza verildiği söylenerek Şık dışarı çıkarıldı.

AKP’liler Recep Tayyip Erdoğan’ı her konuda örnek aldıkları gibi tazminat davası açma yolunu da örnek alıp Ahmet Şık hakkında 100 bin liralık hakaret ettiği gerekçesiyle dava açtılar. Oysa Ahmet Şık konuşurken konuşmasını gargaraya getirmek isteyen AKP sıralarına yönelik yaptığı eleştirilerin muhatabı olanlara; “bu ahlaksızlık” demiş o kadar.

Şimdi, Çorlu’da tren kazası yaşanmış, 24 yurttaşımız yaşamını yitirmiş 300 civarında yurttaşımız ise yaralanmış. Bilindiği gibi bu konuyu araştırmak üzere soru önergesi verilmiş ve araştırma komisyonu kurulması istenmiş. Peki, ne olmuş sonuç? Ne olacak AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedilmiş. 24 yurttaşımızın yaşamını yitirmesine 300’ün üstünde yurttaşımızın yaralanmasına neden olan bu olayı verilen araştırma önergesi ve araştırma komisyonu kurulması isteminin reddedilmesini sizler çok mu olağan sayıyorsunuz? Ya da hangi ahlaki değerlerle bağdaştırıp üstünü örtmeye çalışarak işin içinden sıyrılmaya kalkıyorsunuz ki bizler de size nasıl seslenelim nasıl bir eleştiri yapalım?

Ne güzel, nasıl olsa yargının lehinize karar vereceğinden adınız gibi eminsiniz. Öyle ya Man Adaları belgeleri gerçek olduğu halde bu konuyu dillendiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na verilen para cezası bütün çıplaklığı ile sizin de bizim de gözlerimizin önünde. Bu yüzden de kimse ağzını açıp da sizi eleştirsin istemiyorsunuz. Ortadan kaldırdığınız ve en tepedeki otoriteye bağladığınız yargı nasıl olsa sizin isteğiniz doğrultusunda karar verecek bundan da çok eminsiniz çok.

Yahu gerçekten de sizler ne hale getirdiniz bu ülkeyi? Babanızın çiftliği desem; yeminle söylüyorum, bu sözler sizin yaptığınız şeyler karşısında hafif kalır. Keyfi davranışlarınızın sınırlar ötesine taştığını görüyor ve ağzımız açık kalıyor. Dün de yazdım. Deniz Yücel’i rehin aldınız, Merkel’e teslim edip gönderdiniz. Mathias Depardon’a aynı operasyonu çektiniz, Macron’a teslim edip gönderdiniz. Rahip Brunson olayına bakıyoruz daha da çetrefilli hale gelmiş. Bu konu pazarlık konusu yapılmış İsrail’de tutuklu bir kadının iadesi sağlanmış, ne konuşuldu ise bilmiyoruz artık Brunson’a ev hapsinin de kaldırılmasını isteyen Amerikalılar Türkiye’yi tehdide yönelmişler.

İçerde ve dışarda bu kadar hukuki yanlışlığı yapabilen bir anlayışın neresine güven duyulabilir? Bu olup bitenlere bakılıp da iktidarın seçim kazanmaktan tutun da uygulamaya koyduğu hangi kararları meşru sayılabilir? Şunun şurasında seçimler olalı 1 ay olmuş. Seçimlerde yaşanan hile girişimlerinden tutun da çıkan oyların hileli kayıtlara geçmesine kadar güvenebileceğimiz ortada hiçbir şey yok. Oysa Recep Tayyip Erdoğan böyle bir seçimin arkasından tek adam yetkileriyle koltuğunda oturmakta, istediği kararı hiçbir denetime tabi tutulmadan kolaylıkla alabilerek istediğini istediği yerde göreve getirebilmektedir.

Çok kişilik ya da tek kişilik hiç fark eden bir şey yok. O iktidarın meşruluğunu aldığı bir kaynak olmalı o da halktır. Bir iktidarın yığınlar nezdinde meşruluğu tartışma konusu haline gelmişse ki gelmiştir, bu durumda iktidar olunan oyların yüzdesi kaç olursa olsun hükmü de yoktur değeri de. Tıpkı 1982 Anayasasının oylamasında olduğu gibi. Bu oylamada da anayasa %92’ler varan bir oy oranıyla onaylanmamış mıydı? Niye onu bugün bile hâlâ tartışıyoruz da daha dün olmuş üstelik de hilelerin olduğu da kabul edilen bir sonucun meşruluğunu ya da değilliğini tartışmıyoruz?

İşte bizler de tartışıyoruz ve diyoruz ki; sadece başvurduğu egemenlik gücü ile istediğini yapacağına inananları eleştirmeyi kendimizde hak görüyoruz, sonuna kadar hak görmeye de devam edeceğiz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA