turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ŞİDDET

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 TEMMUZ 2018

İstanbul’da çocuk kaçırma mı yoksa kapkaç mı çok da netleşmemiş bir olay yaşanıyor bir de bakıyorsunuz ki çevrede insanlar toplanmış, zanlıya linç uyguluyor. Polis gelmiş mi yoksa sonradan mı gelmiş bilemiyoruz, polis zanlıyı hastaneye götürüyor. Yine söylenenlere göre zanlı tedavi kabul etmediği için polis de emniyete götürülüyor, emniyette rahatsızlanıyor, cankurtaran çağrılmasına karşın zanlı yaşamını yitiriyor.

Yine çocuk tacizi suçlamasında da benzer bir girişim yaşanıyor. Çevrede toplananlar şahsı linç etme girişiminde bulunuyorlar ama bu kez polis sözü geçen şahsı havaya ateş açarak ancak engelleyebiliyor.

Bu olay ise Giresun’da yaşanıyor. 82 yaşındaki Yusuf Topal eşinin ilaçlarını yazdırmak için hastaneye gidiyor. Hastayı görmek isteyen doktorla tartıştığı için polis çağrılıyor ve polis 82 yaşındaki yurttaşı yaka paça edip döverek polis arabasına götürüyor, bir yandan da dövülen yaşlı adama bibergazı sıkıldığı ve ters kelepçe takıldığı için Yusuf Topal yaşamını yitiriyor.

Bu olay üzerine gözaltına alınan iki polis çıkarıldıkları mahkemede adli kontrol şartıyla serbest bırakılıyor, idareten de açığa alınıyorlar.

Polisin uyguladığı şiddeti eğer bu ülke insanı kanıksamamış ve de iktidar teşvik etmemiş olsaydı, inanıyorum ve biliyorum ki polis böyle bir şiddeti uygulamayacak Yusuf Topal isimli yaşlı yurttaşımız da yaşamını yitirmeyecekti. Daha önce bu olaya benzer polis şiddeti ile gösterilerde yaşamını yitiren yurttaşlarımızın sayısı hiç de az değil. Öyle ki ölümlü olayların çoğunda polisler ne tutuklanmışlar ne de gözaltına alınıp doğru dürüst sorgulanmışlar. Bu yüzden de polisler kendilerine verilen yetkiyi iktidarın da isteği ve teşvikiyle kötüye kullanmayı sürekli hale getirmişler. Öyle ki ne bir taşkınlık söz konusu ne de bir olay, basit bir basın açıklaması bile bir de bakmışsınız ki polis tarafından dağıtılmak için gaza boğulmuş ve ortalık cehenneme çevrilmiş.

Bu iktidarla birlikte din adı altında örgütlenen tarikat, cemaat ve çeşitli dini kesimler bunun içinde Diyanet de var çocuk yaştaki kız çocukları ile evlenileceğine dair birbirini kovalayan açıklamalar yapıyorlar? Peki, bu durumda iktidarın ya da savcıların bir girişimi söz konusu mu? Değil. Sonra ne oluyor? Çocuk istismarına ve çocuklarımızın yaşamına mal olan pek çok olay yaşıyoruz. İktidarın bu tür olayları önlemek için herhangi bir tedbir aldığı yok ama yetkili ağızlardan durmadan açıklamalar yapıyorlar, idam edilmeli, şu yapılmalı bu yapılmalı diye. Bunlar yapılırken bir yandan da toplum sürekli olarak şişirilip öfke krizine sokuluyor. Sonra bir de bakıyorsunuz ki iktidar görevini yapmamış, yargı görevini yapmamış insanlar da yargıyı atlayarak suçlunun cezasını vermeyi kendinde hak görüyor. Bu tür olayları özellikle iktidara yakın televizyon ve gazeteler öyle veriyorlar ki sanki adalet yerine gelmiş gibi bir ortam yaratarak halkı benzer olaylara yönlendiriyorlar.

Böyle olaylar bir hukuk devletinde olur mu diye sormayacağız, çünkü ortada bir hukuk devleti zaten yok. Ancak benzer pek çok tehlikeli gelişmelerin alabildiğine artacağına da özellikle işaret etmek istiyoruz. Böyle olaylar zaten kabile anlayışında var, Türkiye’de de bu anlayışı egemen kılmak isteyen bir iktidarın var olduğunu da unutmayalım. Böyle giderse kim haksızlığa uğradığını düşünürse sorumluya kendisi ceza vermeye kalkarsa ne olur ortalık hiç kafa yoruluyor mu?

Şu futbolcu Alpay Özalan var ya yakın geçmişte neciydi ve kimlerle oturup kalkardı biliyor musunuz? İşte o futbolcu şimdi mecliste Ahmet Şık’a şiddet uygulamaya kalkanların başında gelmesinin bir açıklaması var mı sizce? Bizce var. Var, çünkü kendisini velinimetlerine kabul ettirecek başka bir özelliği yok. Var, çünkü biraz araştırılsa ve üzerine gidilse Fetö ile kesin bağlantıları çıkacak bir kişi. Bir başka deyişle Hakan Şükür neyse o da o. Aradaki fark sadece Hakan Şükür’ün kaçmış olması, Alpay’ın da kalıp tarafını Recep Tayyip Erdoğan’dan yana belirlemiş olmasıdır o kadar.

Şiddet toplumu olduk mu? Ona ne şüphe öte bile geçtik. Peki, bu noktaya gelişimizde 16 yıllık AKP ve saray iktidarının izlediği politikaların etkisi yok mu? Hem de dikâlâsı var. Doğa bunların elinden illallah dedi. Bunların rantçılığı yüzündün ovalar, dereler, dağlar, taşlar, ırmaklar, göller, ormanlar, denizlerimiz ve deniz kıyılarımız denilebilir ki adeta şiddete uğrayıp talan edildi, ediliyor. Hayvanların uğradığı şiddetin haddi hesabı yok.

Yunanistan’da yaşanan yangın felaket sonrası yine aynı çevrelerden gelen tepkilere bakınca kanımız donuyor. Bu denli insanlık, doğa ve hayvan düşmanı olan kesimlerden her şey beklenir. Boşuna değildir faşizmin beslendiği alanların bu kesimlerden oluşu… Hem yargı bu hale getirilmemiş olsaydı, 82 yaşındaki yaşlı bir adama şiddet uygulayıp ters kelepçe takarak ve de gözlerine gaz sıkarak ölümüne sebep olan 2 polisi adli kontrol şartıyla serbest bırakan yargı mensuplarında ne ararsanız arayın bulamazsınız. Çünkü uymak zorunda oldukları bir hukuk yoksa, iradelerini iktidara teslim etmişlerse vicdana da gereksinim duymayacakları için verecekleri kararda da hiç utanıp sıkılacaklarını sanmıyorum.

Siz sanıyor musunuz?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA