turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BUNLAR NEYİN NESİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 AĞUSTOS 2018

Rize il Müftülüğüne bağlı Kur’an kurslarında eğitim gören 366 hafız, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın katılımıyla düzenlenen törenle icazet almış. Kent ortasında acayip kılıklarıyla yürüyen sözüm ona hafızların “icazet” törenlerinde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ise bir konuşma yaparak hafızların anne ve babalarını tebrik etmiş.

Hafızlığın Allah’ın yeryüzünde bir insana verebileceği en büyük nimetlerden olduğunu ifade eden Başkan Erbaş, “Çünkü hafızlık, adeta canlı bir Mushaf haline gelmektir. Kur’an-ı Kerim’in tamamını aklına, kalbine nakşetmektir. Meleklerle dost olmaktır” demiş.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Kur’anı Kerim’in önemine dikkat çekerek “Kur’an; insana, kendini, Rabbini, evreni, varoluşun gayesini, asil, onurlu ve tertemiz bir hayatın nasıl yaşanacağını ve ahireti anlatan bir kitaptır. Kur’an; hakk ile batılı, doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini, faydalı ile zararlıyı birbirinden ayıran bir ölçüdür” diye konuşmuş.

Bu söylenenlerin hepsine peşin hükümlü bakmayalım ve bir an için öyle kabul edelim de peki, neden bu din-iman çevresinden Allah için (özellikle bu kafada olanları kast ediyorum) bir tane güvenilir biri çıkmaz dersiniz? Sahi bunlar nelerle uğraşır? Ekme de, biçme de niye yokturlar da örneğin havadan geçimlerini sağlamaya gelince hünerlilikleri konusunda kimse bunların ellerine su dökemez? Ya da şöyle diyelim; bu çevrelerin oluşturdukları tarikat ve cemaatler nasıl olur da her türlü ahlaki konularda insanın kanını donduran şeyleri imza atmaktan çekinmezler? Sahi dolar 5 lirayı aşmış, elektrik üreten santrallere verilen doğalgaz fiyatlarına %49,5 oranında zam yapılmış bunların derdi midir?

AKP iktidarı 16 yıllık iktidarı döneminde ülkenin dokusunu öyle bir bozdu ki bu bozulan dokuyu bundan böyle sosyalistlerden başka hiçbir siyasi grup ya da gruplar düzeltemezler. Bir iktidar düşünün ki normal okulları bile imam hatip okulları haline getirmiş ama öğrenci bulamıyor. Kimse çocuğunu bu okullara göndermek istemediği için açılan okullara ancak %15 oranında bir başvuru olmuş. Sizin anlayacağınız Saray iktidarı bu okulları açarken arka bahçesi olarak düşünüp açmış ama rağbet yok. Bu yüzden de iktidar çocuklarımızı zorla bu okullara göndermek için Alicengiz oyunlarının peşinde. İşin tuhaf yanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarını bu denli destekleyen AKP’li siyasiler her niyeyse bu okullara değil de özel kolejlere gönderiyorlar kendi çocuklarını. Sizin anlayacağınız ortada tam anlamıyla kumpas ve kandırma üzerine işleyen bir düzenekleri var bu çevrelerin. Bir düşünün insanlar çocuklarını imam hatip okullarına göndersin diye onca olanaklar sağlanıyor yine de halk çocuklarını bu okullara göndermek istemiyor iyi mi?

Önceki gün Hakkari’de bir çocuk ve annesi PKK’lıların tuzakladıkları el yapımı bombanın patlamasıyla yaşamlarını yitirdiler. Şimdi bütün ülke intikam sesleriyle çalkalanıyor. Bu konuda sessiz kalınır mı derseniz, hayır kalınamaz. Çünkü bu tür bir eylem insanlık dışıdır ve de bu eylemi gerçekleştirenler her kim olursa olsun katildir. Sadece bu kadar mı? Bu tür eylemler hem ülkede şovenizmin tetikleyicisi hem de sağ ve faşist partilere kan kazandıran eylemler olduğu için kınayıp geçmekle vicdanen rahatlanılacak bir eylem değildir. Bilindiği gibi daha önce de Ankara’da yapılan canlı bomba eylemleri olmuştur. Bu eylemler nasıl insanlık dışı eylemlerse bu son eylem de o eylemlerden yüz kat daha beter bir eylemdir. Çünkü neye hizmet ettiği çok açıktır.

Sol ve sosyalist hareket bu tür eylemlerde sonuna kadar tutarlı olmalı ve PKK’ya karşı hayırhak bir tutum sergilememelidir. Eğer yanlışlığın üzerine bu şekilde gidilirse bu tür eylemlerin yapılması da büyük ölçüde engellenmiş olur. Bu tür eylemin karşılığı terördür. Terör ise insanlık suçudur. Bir düşünün havuz medyası intikam çığlıkları atarak kamuoyu yaratma peşindedir. Şöyle bir bakılırsa yaratmaktadır da. Bu gerçekleri gözetmeyenlerle araya bir mesafe konulmaz ise sol ve sosyalist yapıların da geniş halk yığınlarınca aynı kefede değerlendirilmesi ağır bir bedeldir. Kaldı ki bugün sağ ve faşist partiler CHP’yi bile aynı şekilde suçlayacak kadar şoven bir baskılamayı canhıraş bir şekilde devam ettirmektedirler. Bu yüzdendir ki bu son olayı HDP bile sessizlikle geçiştirmemiş; “Kabullenmiyoruz ve kınıyoruz” demişlerdir.

İşçi sınıfı atak içinde değildir. Diğer emekçiler ve halk tabakaları da Saray iktidarının bugüne kadar ve bundan sonraki yaptırımlarına karşı sessiz kalacak gibi gözükmektedir.

Zamların artış oranı ne olursa olsun kimsenin gıkı bile çıkmamaktadır. Süründürülen halkı Saray iktidarına mahkum edenlerin karşısına dikilecek bir burjuva muhalefetini beklemek beyhudedir.

Bu yüzden de sosyalistler silkinip toparlanmalı ve bu yağmacı iktidarın karşısına dikilmelidir. Artık geriye itildiğimiz mevzilerden çıkış ve atağa geçiş zamanıdır.

Yoksa daha çok Muharrem İnce masalı ile halkımız kurtuluş arayıp duracaktır bu böyle biline…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA