turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İDAM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 AĞUSTOS 2018

Dinci, gerici ve faşist iktidarlar her dönem halkın duygularını istismar edebilecekleri konuları ortaya atıp tartışma konusu yaparlar. Böylelikle halktan destek alabileceklerini düşünüp kendi konumlanmalarını da bu şekilde gerçekleştirirler.

Kimler idamlar getirilsin diye yaygara koparıyor, şöyle dikkatlice bakarsak gerçekleri görmekte de zorlanmayız. AKP bu partilerden birisidir. Aslına bakarsanız bunda da şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü AKP dokusu itibariyle hem dinci, hem gerici hem de faşist özellikleri olan ve halkın dini duygularını en yüksek düzeyde istismar eden bir partidir. Bu yüzden de idamı savunarak cehaletin korkunç karanlığında debelenenlerin desteğini arkasında görmek ister.

MHP’nin konumu ise bütün faşist partilerde olduğu gibi aşırı milliyetçilik ve dini duygulara sarılmaktır. Unutulmamalıdır ki salt bu nedenlere dayalı olarak MHP 12 Eylül 1980 öncesi NATO’nun Gladyo örgütlenmesi tarafından sola ve sosyalistlere karşı kullanılmış ve binlerce yurttaşımızın yaşamına mal olan katliamlara imza atmış bir partidir. Oysa Gladyo tarafından kullanılan bu partinin işi bittikten sonra 12 Eylül döneminde idam edilen gençlerinin de olduğunu iyi biliyoruz.

Ne derler; huylu huyundan vaçgeçmezmiş. Onca gerçekleri yaşamış olan bu çevrenin yine de aklı başına gelmemiş, halk çocuklarını sermayenin istekleri doğrultusunda şiddet bataklığının içine sürmekten çekinmemişlerdir. Bu yüzden de seçim meydanlarında elinde ip, meydan meydan dolaşıp ip atan bir Bahçeli’ye tanık olmuştur bu ülkenin halkı. Ayrıca bu parti kendisini gerçeklere öylesine kapatmıştır ki bölgemizde ve ülkemizde Amerikan oyunlarını göremeyecek kadar körleşmiş ve ABD’nin onca oyunlarının sahneye konulmasında başrolü oynayan AKP ile aynılaşacak kadar “ülkenin bekası” safsatalarıyla karanlık politikaların, doğası gereği esiri olup çıkmıştır.

BBP’ye gelince; uzun etmeyelim, bu parti yine hepimizin bildiği gibi MHP’den kopan bir parti olup eski Ülkü Ocakları Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu tarafından kurulmuştur. Bu partideki şovenizmin de MHP’nin şovenizminden hiçte aşağı kalır yanı olmadığı gibi fazlası vardır eksiği yoktur. Bütün sağ partilerde olduğu gibi bu partiyi de ayakta tutan saç ayaklarından birisi bir tarikata bağlı oluşudur.

Mustafa Destici gibi politik kariyerden yoksun ama kariyerist bir kişinin yönetiminde BBP daha da daralarak küçülmüş, giderek varlığını devam ettiremeyecek konuma geldiği için iki dönemdir de Recep Tayyip Erdoğan’ın politikalarına yaslanarak kendisini var etmeye çalışan bir parti haline gelmiştir. Sözün özü bu gibi grupları ayakta tutacak olan şey inandıkları davadan çok, çıkar ilişkileri olduğu için bu süreç içinde bu partinin içinde de önemli kaynaşmalar yaşanmıştır. Nitekim bu kaynaşmaların hiçbirini önemsemeyen Mustafa Destici sarayın desteğine mazhar olarak kapağı meclise atmış bulunmaktadır.

AKP’nin onca milletvekili olmasına karşın, idamla ilgili yasa teklifini AKP milletvekilleri değil de Destici dile getirmektedir. Nasıl Bahçeli’ye sarayı destekleyen bir kişi olarak iş düşüyorsa Mustafa Destici’ye de sarayı desteklemesi hesabı ile iş düşmüştür. Onun görevi de idam cezasının yeniden getirilmesi için Ekim ayında yasa teklifini meclise getirmek olacaktır.

Benzerliklere kısaca değindim. Ancak bu partilerin benzerlikleri o kadar çok ki saymakla bitirilemez. Örneğin ülke ekonomisi batmış, geniş halk yığınları yoksulluk içinde kıvranırken bu durum onların derdi bile değildir. Demokrasi rafa kaldırılmış, özgürlükler dipten doruğa yok edilmiştir ama bunların kılı bile kıpırdamaz. Hesapta ağızlarından vatan-millet-Sakarya üçlemesi hiç düşmez ama emperyalist/kapitalist dünyanın uşağı konumundan da milim ayrı düşmemeye özen gösterirler. Arada sırada oraya buraya çemkirmelerininse halkı kandırmaktan öte hiç mi hiç maddi bir temeli yoktur.

Sonuç olarak dünyanın her yanında olduğu gibi bizim ülkemizde de sermaye iktidarlarını savunmak bu kesimlerin işidir. Bunların derdi; vatan-millet-Sakarya olmayıp sermaye iktidarını ne pahasına olursa olsun korumaktan ibarettir. Bunun adı da koşullara göre değişir ve faşizm olur.

Sözün özü Mustafa Destici’nin yeni marifeti de böyle bir illetin depreşmiş halidir ki idam cezasını isteyen herkes gibi Destici’nin sıfatında da halk düşmanlığı belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA