turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU YATIŞLA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 AĞUSTOS 2018

Bu yatışla kalkılamaz.

Dolar 5.30’u bulmuş, Euro 6 lirayı geçmiş, Merkez Bankası yükselişi durduramaz hale gelmiş, Yastık altı çağrıları yaraya merhem olmamış, dövizde tırmanış devam ediyor, BBP’nin Genel Başkanı’nın kafası ise başka hiçbir şeye çalışmadığı için Bursa’da çıkmış meclise idamı Ekim’de getireceklerini söylüyor. Duruma canı sıkılan AKP’liler ise açıklamalar yaptılar, şimdi bu da nereden çıktı diye.

AKP’lilere söylüyoruz, halkı kandırdığınız yeter. Daha dün sizin genel başkanınız Recep Tayyip Erdoğan değil miydi meclis idamı kabul etsin bana gelir gelmez imzalarım diyen? Ne etsin ki çapı bu kadarına yeten BBP Genel Başkanı Mustafa Destici de Erdoğan’a yaranmak için patlatmış demecini. Şimdi hiçbir şey olmamışçasına niye hayrete düştüler anlayamadık. Hoş burada önemli olan kimin getirdiğinden çok zihniyettir ancak dünkü yazımızda da dile getirdiğimiz gibi nerede onlarda insanlık ki bunları kavrayabilsinler.

Demek ki neymiş; aşiret kafası ile yöneticilik yapılamıyormuş. Önüne gelene çatacaksın, Osmanlı tarih olmuş Osmanlı kafası ile düşünüp hayal görüp istilacı bir anlayışla onun bunun politikalarının arkasından sürükleneceksin sonra da işler bu kerteye gelindi mi aklına ne geliyorsa esip yağarak sorun çözeceğini sanacaksın. Bir de bütün bunlar yaşanırken asla kendini sorgulamayacaksın. Ülke ekonomisinin bu denli batağa gitmesinin kökten nedenleri var, var olmasına da bir de bunun üzerine bir sürü işbilmezlikler eklenince ne istenirse yapıp, faizleri arttıracak, zam üstüne zam bindireceksin ama sorunlar çözülmeyecek aksine giderek daha da ekonomiyi zorlayan bir hâl alacak.

Diyebiliriz ki ülkede AKP iktidarı, her şeyi işlemez hale getirmiş. Eğer bir ülke ortaöğretim sorununu bile çözemez hale gelmiş, çocuklarımız lise kapılarında kalmışsa oturup dağı taşı imam hatip okulları haline getirenlerin düşünmeleri gerekmez miydi? Sanki adam başına bir imam gerekli de imam hatip okulları çoğaltıldıkça çoğaltıldı. Gerçi zihniyet bu okulları açarken elbette ülke çıkarlarını falan düşünecek halde değildi. Onların kafasında çocuklarımızın ne kadar kafası yıkanır ve yandaş hale getirilirse o kadar kârdı. Ama ne yazık ki evdeki hesap çarşıya uymuyor işte. Hem eğitim bu denli bozulurken doğru dürüst tepki göstermeyip susan büyüklere bize kalırsa çocuklarımız öyle bir ders vermişlerdir ki unutulacak gibi değildir. Çocuklarımız; imam hatip liselerine gitmektense okumayız daha iyi diye düşünmüşler ve gerici zihniyetin ellerini böğürlerinde bırakmışlardır.

Şimdi MEB’in sözüm ona yeni “solcu” bakanı çözüm arıyormuş. Bu kadar çocuğumuz dışarda kalınca bazı üst yönetim kademesinde bulunan yöneticiler görevden alınmışlar sözde ama bunlar bir işe yaramaz. Şimdi kontenjan arttırma yoluna giderek sorun çözülmeye çalışılıyor ya bunun da bir yararı olacağını sanmıyoruz. Öyle sanıyoruz ki yeni bakan baktı işler olmuyor havlu atar artık da sorunun bu şekilde çözülemeyeceğini cümle cihan öğrenmiş olur.

Arkadaş tıkanmanın nedeni belli belli olmasına da sürekli bir dış odaklardır tutturulmuş gidiliyor. İktidarın önceki tesislerini yapmış olan şirketler yeni (ikinci boğaz gibi) tesislerini de yapacakmış ama ABD bu şirketlerin önünü kesmek için yaptırımlar yapacakmış. Yani iflasın başka türlü açıklanması bu ama halka durumu böyle anlatmak işlerine geliyor. Yarın kalkıp biz söz verdiğimiz şeyleri yapacaktık fakat ABD yaptırmadı deyip yırtacaklar. Oysa sözü edilen modelle yapılan işletmelerin Türkiye ekonomisine bindirdiği borç yükünün ekonomiyi ne hale getirdiğini bu ülkede bilmeyen mi var?

İktidarın konumu içler acısı. Ülkeyi batmanın eşiğine getirmiş. Ana muhalefet partisi CHP’nin durumu ise evlere şenlik. Muharrem İnce ve ekibi, kimin adına sahnededir bilinmez ama attıkları her adım yurttaşların moralini tüketecek cinsten. Adamlar imza topluyorlar, toplarken bile gerekli imza elimizde var deyip ortalığı bir güzel karıştırıyorlar ama imza sayıları yetersiz. Sonra kalkıp üstüne üstlük bir de CHP bir an önce genel kurul yapmalı diyerek hız kesmeden yıkıcı politikalarını devam ettiriyorlar. Merkez ekibinin eksikleri ise kongre bile olsa ortadan kaldırılır mı bilemem ama yanlışlık 24 Haziran seçimlerinden önce yapıldığı için sonuçlardan çok da şaşırılmaması gerekiyor.

Sol ve sosyalist çevrelere gelince; halkın bu alana yüzünü dönmesi şimdilik pek olası gözükmüyor.

Bu yüzden de burjuva partilerinden umutlarını kesenler şimdilik tepkilerini küserek dile getirdikleri için bize öyle geliyor ki önümüzdeki yerel seçimler de demokrasi güçleri için bir hezimet olacak gibi görünüyor.

Bu yüzden de sol ve sosyalist solun tez elden silkinmesi ve sistem partilerinin dışında bir seçenek olarak ortaya çıkması gerekiyor ki asıl kafa yormamız gereken konu da budur aslında.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA