turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KANAĞI YAKIN TOPLUMLAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

08 AĞUSTOS 2018

Yönetenlerin elinde güçlü silahları var. Öyle ki yöneten çevir namluyu kendini vur dese vuracak denli toplumda koşullanmış insan sayısı hiç de az değil. Örneğin; din elden gidiyor, falan camiye solcular bomba koymuşlar denildiğinde harekete geçip sokak sokak bu ülkede solcu avına çıkıldığı zamanlar olmuştur. Sadece solcular mı? CHP bile bir asra yakın süredir camileri ahır yaptılar, camileri yıktılar vb suçlamalarından yakalarını kurtarmış değillerdir. Bu yüzden de özellikle 1950 yılında iktidara gelen Menderes ve Bayar’ın partisi Demokrat Parti’den başlayarak bütün merkez sağ çizgide politika yapan partiler; yığınların dine düşkünlüğünü hep kullanagelmişlerdir. Bu arada kapatılsalar bile fırsat buldukça doğrudan dinsel hasletler üzerinden kurulan partiler de kurulmuş ve politika sahnesinde yerlerini almışlardır.

Diğer yandan bir önemli nokta da Türkiye egemenlerinin her fırsatta ırkçı görüşleri köpürtmek ve kendilerine destek sağlama konusunda da usta olduklarını unutmamalıyız. Irkçı anlayış bazı kesimlerde zaman zaman normal seyrinde aksa da her fırsatta deşelenip alevlendirilen egemenlerin hep ellerinin altında tuttukları bir silah olarak bulundurulmuştur. Zaten yinelene yinelene adeta toplumun genlerine işleyen ırkçı söylemler bir bütün olarak da toplumun diyebiliriz ki büyük ölçüde gerçekleri göremeyecek denli gözlerinin önüne perde inmesini sağlamıştır. Bu silah hemen her kesim tarafından kullanılmış, en etkili şekilde kullananlar toplum katında daha çok desteklenir olmuşlardır. Çünkü toplum içinde ırkçılığın maddi zemini zaten vardır.

Şöyle gerilere gidip kısa bir politik gezi yapılırsa hemen her dönemde sol ve sosyalist düşüncelere karşı saldırılardan birisi din adı altında yürütülmüşse diğeri de kesinlikle ırkçılık üzerinden olmuştur. Türkiye’de burjuvazi adına politika yapan merkez sağ partiler; dünyada değişen var olan verili duruma ister istemez kendilerini uydurmak zorunda kaldıkları için modern burjuva toplumlarında dinsel ve ırksal politika yapmak bir ölçüde de olsa terk edildiğinden ister istemez bizdeki sağ partiler de hem dini hem de ırksal politikalardan vazgeçmemişlerdir ama işbirlikçi oluşları gereği bu politikaları merdiven altına taşımak zorunda kalmışlardır. Daha ilerleyen zamanlarda ise bu yönde politika yapacak olan kafatasçı ve dinsel eksenli partilerin kurulmasını kolaylaştırmışlardır. Böylece hem modern dünyaya bir ileti verilmiş, hem de işbirlikçi burjuvaziyi temsil eden partilerin üzerinden büyük bir yük kalkmıştır.

Ancak çok da değişen bir şey yoktur. Dinsel ve ırksal eksenli partiler küçük partiler olduğu için merkez sağ partisinin oylarını kapıp götürecek durumda değillerdir. Bu yüzden de dinsel ve ırksal ağırlıklı düşünen toplumun hemen tamamına yakını gidip oylarını merkez partilerine vermişlerdir. Burada belirleyici olan bugün dahi oylarımız boşa gitmesin düşüncesinden kaynaklıdır. Sol ve sosyalist partiler bugün bu koşullanmanın sonuçlarını ciddi bir şekilde yaşamaktadırlar. Bu yüzden de oyların boşa gitmemesi anlayışı yığınlar içinde etkili bir düşünce olarak vardır. Dahası dinsel ve ırksal hasletleri olanlar kendi düşüncelerinin merkez sağ partide temsil edildiğini büyük ölçüde kabul edip içselleştirmişlerdir.

Hani sık sık bizler konuşurken yığınların kandırıldığını söyleriz ya; işte burada durup bir soluklanmak gerekir. Yığınlar aslında kandırılmaktan çok sonucu bile bile gidip seçimlerini eleştirdiğimiz partilerden yana yapmaktadırlar, çünkü bu tercihin toplum katında karşılığı vardır. Kanağı yakın toplumlar pek çok şeyi bir arada düşünecek kadar düşünce sistematiğini geliştirmiş toplumlar olmadığından onlar için belirleyici olan kıstaslar nasıl hareket edeceklerine yön vermektedir.

Bütün bu söylediklerimizden dile getirmek istediğimiz şey; AKP ve saray iktidarının politikalarını kandırmak üzerinden yürütmediğini dile getirmek değildir. Hiç kuşku yok ki AKP ve saray kandırmak üzerinden de politikaların daniskasını yapmakta ancak yığınlar kandırıldığını bile bile yine de gidip AKP ve saraya oy veriyorlarsa bu gerçeği daha bir çaplı olarak irdelemek gerekir. Burada belirleyici ölçüde devreye yukarıda söylediklerimiz girmektedir.

Sonuç olarak sözünü ettiğimiz iktidarlar işlerin hepten de dinsel ve ırksal konular üzerinden yürütülemeyeceğini bilen çevrelerdir. Nitekim; partimiz dört eğilimden oluşuyor diyen Turgut Özal bu sözleri söylerken duyduğu gereksinmeden kaynaklı nedenlere bağlı olarak kendilerine toplum katında solcu denilen entelektüel birikimi olan insanları da önemli yerlere getirmiştir fakat bunların hemen tamamı kapitalizme hizmette kusur etmeyecek liberallerdir ya da soldan dönerek liberalleşenlerden olmuştur. Bugün de AKP’ye baktığınız zaman benzer durumlarla karşılaşırsınız. Kuruluş döneminde AKP’ye akıl verenler ve hatta onların demokratlığına inananlar az değildir. Devamında ve bugüne gelindiğinde ise bu tür örnekleri her zaman göstermek olasıdır.

Sonuç; bizler salt kanağı yakın bir toplum oluşumuz üzerinden yürüyerek AKP’nin niye bu kadar çok oy aldığını açıklayamayız. Toplum katında karşılığı olan bir şey varsa ki var, yukarıda sözünü ettik. Sosyalistler olarak bizler de bu anlayışlarla kararlı bir ideolojik mücadeleye girmemiz gerektiğini de görmemiz gerekiyor. Yoksa her defasında treni kaçıra kaçıra yollarda helak olmamız işten bile değildir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA