turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TÜRKİYE NEREYE?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 AĞUSTOS 2018

İktidar sahipleri iktidar olduktan sonra hem nefesleri açılıyor hem de kurnazlıkta herkese bin basar hale geliyorlar. Nefesleri açılıyor, çünkü ömrü billah iktidarda kalacaklarına ve giriştikleri her mücadeleyi kazanacaklarına emin hale geliyorlar. Daha düne kadar devlet kapısından uzak tutulanlar, kıyıda köşede miskin miskin ve moralsiz bir şekilde oturanlar, bir sürü insan ah çekip kin ve nefret biriktirirlerken uluslararası sermaye güçleri bunlara gereksinim duyuyor ve ‘Ilımlı İslam’ formülünün CIA’nın loş dehlizlerinde hazırlığı da bittikten sonra ABD emperyalistleri işe Türkiye’den başlıyorlar. Plan gündeme geliyor, diyebiliriz ki Recep Tayyip Erdoğan ve yandaşlarının öyküsü de böyle başlıyor.

ABD’nin elinde ‘Ilımlı İslam’ projesi hazır. İş kalıyor bu projeyi yaşama geçirecek kişi ya da kişilere. Böyle durumlarda ABD’nin biriktirdiği deneyim gereği işe en zayıf, en ihtiraslı, yola çıktığı arkadaşlarına ikbal için kolaylıkla sırtını dönecek birileri aranıyor ve Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan ve Bülent Arınç bulunup çıkarılıyor. İşi koyulunduğunda işler ABD’nin istediğinden de iyi gidiyor, bu ekibe önce bir parti kurduruluyor, sonra da iktidara gelmesi için önündeki engeller bir bir temizlenerek %35 oyla 360 küsur milletvekili çıkarması sağlanıyor ve proje uygulamaya konuluyor.

Yazıya devam etmeden önce bir konunun altını çizmemiz gerekiyor. Diğer bütün İslam ülkelerine göre Türkiye iyi kötü laik bir düzene sahip olmasına karşın ABD planını uygulamak için örneğin İslamı ılımlılaştırmak yolunda Suudi Krallığından başlamıyor da her ne hikmetse Türkiye’yi seçmiş oluyor. Elbette bunun bir nedeni vardı, süreç içinde de nedenlerini tek tek yaşayarak gördük. Irak’ın işgali sırasında, sonrasında, “Arap Baharı” başladığında, bölgede İslami pek çok terör örgütlerinin harekete geçirildiğinde, Recep Tayyip Erdoğan’ın BOP Eşbaşkanı olduğunda, Suriye’ye kurulan tuzaklarda, Libya’nın yıkılıp Kaddafi’nin linç edilmesinde gördük. Daha sayamayacağımız kadar pek çok olayda da görerek geldik bugüne.

Türkiye’yi emperyalist/kapitalist dünyanın dümen suyunda bu noktalara kadar getirenlerin gördük ki gerçekte öyle stratejik müttefiklikmiş, iyi dostlukmuş, şuymuş, buymuş bir dertleri yokmuş. ABD emperyalizmi bu gerçeği her fırsatta Erdoğan ve arkadaşlarının gözünün içine soktukları halde bunlar gidip gidip ABD’nin paçasına yapışıp stratejik müttefik olduğumuzu söylemekten vazgeçmediler.

Bugün çok konuşulan kriz ortamında ABD ile bozulan ilişkiler doğal olmasına doğal da asıl belirleyici olan kesinlikle bu değil. Asıl belirleyici olan Türkiye’nin bu dinci, gerici ve faşist zihniyet tarafından nasıl yönetiliyor oluşudur.

Bugünkü iktidar; işbaşına geldiği günden bu yana görülmemiş soygun, vurgun, yolsuzluk, rüşvet, israf, adam kayırma, nüfuz ticareti, hak ve özgürlüklerin hiçe sayılıp rafa kaldırılması, hak ve özgürlüklerle ilgili anayasada ne varsa tek tek ayıklanarak anayasanın demokrasinin kırıntısına izin vermeyen bir hale getirilmesi, yargının bir kişinin emri ile hareket eder duruma düşürülmesi, hak arama yollarının kapatılması, OHAL’in süreklilik kazanan bir hale getirilmesi vb. gibi şeyler bugün geldiğimiz noktada belirleyici hale gelmiştir.

İhale yolsuzlukları ortadadır. Kentlerin yağmalanması gözümüzün içine sokula sokula yapılmıştır. Yandaşların el atıp yaptıkları yollardan köprülere ve havaalanlarına kadar ne denli hileli olduklarını bir doğa olayında bile kolaylıkla yaşamaktayız. Vurguna kapı aralamak ve eldeki paraları toprağa gömmek için TOKİ aracılığı ile dikilen beton yığınları da gözlerimizin önündeyse ve de en önemlisi dışalıma devam, üretime gerek yok anlayışı iktidarın en önemli yöntemi haline gelmişse bu ekonomi çökmeyecek de ne olacak kim çıkıp da konu ile ilgili bir şey söyleyebilir?

Geçen gün Berat Albayrak’ın ekonominin kurtarılması için ileri sürdüğü düşünceleri dinledikçe konu bir kez daha anlaşılmıştır ki Recep Tayyip Erdoğan iktidarının iflas bayrağını çekmenin ötesinde bir çıkış yolu kalmamıştır. Kuyruğu dik tutmak için dolar, Euro, altın bozdurma seansları ile hiçbir yere varılamaz. Bu durum olsa olsa bu saray iktidarının kendisine moral bulması için fısıltı halinde serinlik yaratan bir rüzgâr etkisi yapar ki bu da ne doların, ne faizin, ne de enflasyonun ateşini asla düşürmeye yetmez.

İşin daha da kötüsü bir iktidar eliyle bağımsız ve güven verici politikalar da yürütülemeyeceği için sonuç değişmeyeceği gibi koşullar daha da ağırlaşarak sürer gider. Olansa her zaman olduğu gibi yaşamını zar zor devam ettiren 70 milyona olur ki işte dananın kuyruğu da burada kopar. Bazı çevrelerden işittiğimiz vatan-millet-sakarya yalanı ile vatan kurtarmaya soyunanların bağırtılarıdır ki çokça da canımızı sıkan şey şimdilerde bunlar olmaktadır. Neymiş efendim hepimiz aynı gemideymişiz, gemi bir batarsaymış hepimizin sonu gelirmiş.

Sahi söyler misiniz biz sizinle ne zaman aynı gemiye binmiştik ki sonumuz da aynı olsun.

Size söylüyoruz ey vurguncular, talancılar, hırsızlar, yolsuzlar, rüşvetçiler batarsanız batın, cehennemin dibine kadar yolunuz var!

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA