turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KORO BAŞLADI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 AĞUSTOS 2018

Sermaye güçleri koroyu başlattı. Hep bir ağızdan; “derhal milli mutabakat sağlanmalı ve herkes taşın altına elini koymalı ve ekonomik krizi aşmalıyız” deniliyor.

Yani denilmek isteniyor ki tencereyi biz kirlettik siz temizleyin. Yahu madem siz kirlettiniz niye siz temizlemiyorsunuz da bize temizletmek için bin bir takla atmaktasınız. Bizler değil miydik bu ekonomik gidişin gelip buraya dayanacağını söyleyen.

Öyle ya şimdi her şeyi unuttunuz aklınızda bir tek ABD’nin yaptırımları kaldı öyle mi? AKP ve saray iktidarı işbaşına geldiği günden bu yana ihale yolsuzlukları, talan, vurgun, çalma çırpma, rüşvet, ranttan köşeyi dönmeler, görülmemiş bir israf yaşanmadı da ekonominin tepetaklak gitmesi salt ABD’nin ve de malum güçlerin tetiklemesi ile mi bu noktaya geldi dayandı?

Bizler bu değirmenin suyunun nereden geldiğini, bu terazi bu ağırlığı çekmez dememiş miydik de şimdi hiçbir şey olmamış gibi kitlelerin milli duygularına seslenilip bir kez daha vurdukça tozan abalıya ödetilmek isteniyor bütün faturalar? Bunun hiç hakkaniyetle bağdaşır yanı var mı?

Elin ülkesinde bizim ülkemizde yaşananlar yaşanmış olsa onur yapıp intihar edenleri geçiyorum, şimdiye kadar bütün bu olup bitenlere karşın kim iktidarda kalabilirdi? Ya da ne bileyim biz bu işi götüremedik diyerek istifa edip gitmezler miydi? Siz şu pişkinliğe bakın bir? Ülke ekonomisini ve hatta varlığını tehlikeye sokmuş bulunan bir iktidardan söz ediyoruz, o iktidarın sözcüleri şimdi kalkmış uluslararası malum odakların saldırısına uğradıklarını öne çıkararak herkesi bir kez daha kendi arkalarına dizilmeye davet ediyorlar.

Bizdeki sistem partileri hemen keçeyi suya indirdiler. Söz konusu vatansa gerisi teferruattır sözünün arkasına sığınıp her biri birer Recep Tayyip Erdoğan kurtarıcısı olup çıktı görüldüğü kadarıyla. Bu konuda başı çeken ise İyi Parti’nin daha dün kongresini gerçekleştirerek küskünlükten yeniden genel başkanlığa adımını atan Meral Akşener oldu. Buna şaşırdık mı diyorsanız; niye şaşıralım ki? Sermaye güçleri partilerinin hemen hepsi aynı yolun yolcuları değil mi?

Bu arada CHP’de de ilginç şeyler yaşanıyor. Birileri daha şimdiden ortalıkta vatan kurtaran Şaban ayaklarına dolaşmaya başladı bile. Sanki CHP, bu iktidarın ekonomiyi ve ülkedeki sosyal ve siyasal yaşamı bu hale getirdiğini bilmiyor. Onca gerçeklere karşın ne yapacak dersiniz acaba CHP? Ülkede demokrasiyi rafa kaldırıp Fetöcüleri bahane ederek demokratik hak ve özgürlükleri yasak kapsamına sokan, sorgusuz sualsiz insanları işinden eden üstelik de yargı yolunu kapatan bunlar değil midir? Seçimleri kazanmak için yasal değişikliklere giderek her türlü hileye kapıyı sonuna kadar açan, devletin olanaklarını kendi çıkarları için kullanan, valileri, kaymakamları, güvenlik güçlerini alanlara göndererek baskı ortamı yaratan sahi bu iktidar değil miydi? Sözüm ona OHAL’i kaldırıp yerine TAMHAL’i getiren kimlerdi söyler misiniz? Yargıyı siyasal iktidarın yan örgütüymüş gibi gören ve istedikleri kararların çıkmasını sağlamak için bu yönde ellerinden geleni gerçekleştiren Recep Tayyip Erdoğan değil midir?

Her zaman olduğu gibi sistemin partileri zaman zaman en büyük emperyalist/kapitalist ülke konumunda olan ABD ile bozuşabilir, böyle bir iktidar bozuştuğunda aklımıza sözü geçen iktidarın emperyalizm karşıtı olduğu mu gelmeli yoksa artık gününün dolduğu, emperyalistlerin böyle bir iktidarla iş tutmaya devam ederlerse halkın uyanacağını düşündükleri için iktidar değişikliğine gitmeyi istedikleri mi? Dahası ve en önemlisi ABD Türkiye karşıtı böylesine ağır bir kampanya başlatmışken nasıl olur da her fırsatta uzlaşma yolu aranarak sık sık stratejik ortaklığa vurgu yapılarak işlerin eski seyrinde gitmesi için yırtınılıp durulur? Ya da Recep Tayyip Erdoğan’ın mevcut ilişkilerin “kazan kazan” anlamında yürümesi için niye iki de bir de açıklama yapar durur?

Sermaye güçlerini temsil edenlerin yalanlarına karnımız tok. Her fırsatta işçi ve emekçi düşmanı politikalarla vurgun düzenin sürgit devamından yana tutum alanlarla biz sosyalistlerin hiç ama hiçbir benzerliği yoktur. Bu yüzden de bu krizi yaratanlardan hesap sormak biz sosyalistlerin boynunun borcu olsun. Bu konuda burjuvalarının yanında durarak ne menem bir dönek olduklarını kanıtlamak isteyenlerin ekonomik bilgileri de, ülke severlilikleri de bilinmeyen bir şey değildir.

Bu yüzden de biz sosyalistlerin safı da bellidir, ne yapacağımız da.

Sistemin iktidarlarının yarattığı krizlerin ortadan kaldırılıp yeniden eski haline dönülmesi için kendilerine vazife çıkaranlarla biz sosyalistlerin durduğu yer hiçbir şekilde aynı yer değildir, olmamalıdır da…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA