turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AKP KONGRESİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 AĞUSTOS 2018

AKP kongresi bugün yapılacak. Bazıları sanıyorlar ki bu kongrede tek belirleyici ve seçici konumda olan Recep Tayyip Erdoğan’a karşın AKP’de bazı yenilikler olabilir. Bize göre hiçbir yenilik olmayacağı gibi kongre Recep Tayyip Erdoğan’ın bugüne kadar kendisini bir kez daha tekrarlaması ile gerçekleşecek. Muhalefet liderlerinden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na en ağır sözlerle saldırılacak. Sarayın ekonomik politikalarını eleştirenlere karşı “hain” tanımlaması yapılarak kongreye katılan AKP’lilerin ayranının kabartılmasından öte bir şey yaşanmayacak. Bol bol ABD karşıtı hamasi sözler, PKK’ya karşı yürütülen operasyonların şaşa ile anlatılıp Kılıçdaroğlu’na veryansınla geçen bir kongre daha görmüş olacağız.

Bu arada; ekonomik krizle ilgili sanki saray iktidarının hiçbir suçu yokmuş da bu krizi salt ABD tetiklediği için yaşandığı düşüncesi öne çıkarılacak ve ABD düşmanlığı köpürtülerek kongreye gelenlerin de gazı alınıp ekonomik krizin asıl suçluları hasıraltı edilerek görülmelerinin önüne geçilecek.

Bu arada geçerken değinmekte yarar var. Dün 17 Ağustos 1999 depreminin 19. Yılıydı. Deprem pek çok çevre ve bilim insanları tarafından bir kez daha insanlarımızın bilincine çıkarılmak istendiyse de kimsenin olası bir tehlikeyi sorun yaptığını asla sanmıyoruz. Hem yapılmış olsaydı eğer İstanbul gibi bu büyük tehlikenin tehdidi altında bulunan şehrimiz AKP iktidarı tarafından bu kadar yağmalanmaz, rant uğruna her yer imara açılıp betonlaştırılmazdı. Üstelik dışarıdan ülkeye giren sıcak paranın büyük bir bölümü de beton yığınlarına harcanıp paralar toprağa gömülmezdi. Plansız yapılaşma ve bol reklamla insanların iştahını kabartan kapitalizmin vurguncuları yaptıkları daireleri satamasalar da onlar yeni yeni rüya sahneleri yaratarak iştah kabartıcı propagandalarını sürdürür dururlar. Daha buna benzer sayısız plansız yatırım yüzünden paralar çarçur olup da sorunlar yönetimin karşısına bir heyula gibi dikildiğinde ise ekonominin yasası kendiliğinde işler. TL başta dolar olmak üzere diğer para birimleri karşısında değer kaybeder, fiyatlar alır başını gider, faizler artar, enflasyon fırlar, çalışanlar işlerini yitirirler. Vurgunlar alır başını gider, ekonomik krizin yarattığı sorunlara gelince de bütün yük halka yüklenip aynı gemideyiz safsatasıyla fatura böylece halka kesiliverir. İstenilen özveri her ne hikmetse işçilerden, emekçilerden kısacası çalışanlardan istenir. Bir elleri yağda bir elleri balda olan kesimlerin ise gemilerini yüzdürmeleri için başta kredi olanakları olmak üzere işleri kolaylaştırılarak işin içinden çıkılmak istenir.

Şu an görünen şeye baktığımız zaman ABD Türkiye ekonomisini batırmak için öne atılmış bir aktördür. Bu yüzden de ABD’ye karşı alınan yaptırımların bir önemi yoktur yok olmasına da halkı oyalamak için bu özne kullanılmaya oldukça uygundur. Yoksa benzine, mazota, motorine, elektriğe, doğalgaza özetle iğneden ipliğe yapılan ve arkasından yapılacak olan zamların halka kabul ettirilip sineye çekmeleri sağlanamaz. Aslına bakarsanız bütün kapitalist ülkelerde olduğu gibi bizim ülkemizde de kriz yapısaldır. Türkiye’de krizin daha sık gündeme gelmesinin nedeni ise saray iktidarının bugüne kadar yönetimde ve ekonomide izlediği yoldan kaynaklanmaktadır.

Vurgunun, talanın, rüşvetin, yağmanın, israfın, hırsızlığın, rantiyenin bu denli tavan yaptığı bir ülkede sık sık duvara toslanılıyor olunmasına çok da neden aramaya gerek yoktur.

Saray iktidarı ve yandaşlarının moralleri gerçekten de çok bozuktur. Bu yüzden de ABD ile yaşanılan bu sürtüşmelerde kim Türkiye’nin yanındaymış havası verilen bir açıklama yapsa olay yüz katı şişirilerek kamuoyuna hemen haber olarak geçilmektedir. Kabul edelim ki ABD gibi daha pek çok kapitalist/emperyalist ülke Türkiye ile iş yapmaktadır. Bunlar için Türkiye’de krizin daha da derinleşmesi demek başta alacakları olmak üzere bugüne kadar sürdürülen ekonomik ilişkinin de patlaması demek olacağı için Fransa, Almanya, Hollanda, İngiltere sanki ABD’ye karşı Türkiye’nin yanındaymışlar gibi bir hava içindedirler. Bu yüzden de Saray yönetiminin iş bilmezliği yüzünden Türkiye pinpon topu gibi bu ülkeler arasında gidip gelmektedir. Ayrıca son krizlerle birlikte Yeni Osmanlı düşleri gören iktidarın emperyalist heveslerinin de büyük ölçüde kursağında konulduğunu görmekteyiz. Bu denli köşeye sıkıştırılmış bir saray iktidarının her ne kadar her şeyin düzeltileceği söylense de bu krizden çıkışı sanıldığı kadar kolay olmayacaktır.

Bugün saray iktidarının gözünde aklınıza ne geliyorsa alınıp satılabilir. Toprak, su hava, deniz, rüzgâr aklınıza ne geliyorsa parayı verenin alabileceği düşünülürse meta olarak anlamak gerekiyor. Hani sık sık vatan, millet, Sakarya denilip durur ve sözde kutsallaştırılmıştır ya işin özü bu sözde bir yaklaşımdır. Özde ise bunların hepsi metadır. AKP de bu zihniyette olduğu için iktidara geldiği günden bu yana neyimiz var neyimiz yoksa satıp durmaktadır. Dolayısı ile AKP’nin bugün yapılan kongresi yukarıda dile getirdiğimiz konuların tescillendiği bir kongreden öte gidemez. Hele ekonomik krizlerin asla üstesinden gelemez. Evet, bir yerlerden para gelir, tıpkı Katar’dan geleceği söylendiği gibi ancak gün gelir de havamızın, rüzgârımızın, denizimizin, ırmaklarımızın ve topraklarımızın tümden satıldığını görürsek nasıl bir güne uyanırız varın gerisini de siz düşünün.

Çünkü AKP böyle bir partidir, Recep Tayyip Erdoğan dümenin başındaki tek yetkili ve karar sahibi olan kişidir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA