turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MALAZGİRT ŞENLİĞİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

27 AĞUSTOS 2018

Yahu siz kimi kandırıyorsunuz? Malazgirt Savaşı’nın üstünden tamı tamına 947 yıl geçmiş, yıl 2018. Gitmiş otağ kurmuşsunuz Muş Ovası’na ha bire atıp tutuyorsunuz. Hem öyle bir atıp tutma ki insanların gözüne kül üfürmenin ötesinde ne bir anlamı var ne de söylenenlerin şu an işimize yarar bir yanı. Neymiş efendim; dünyanın bütün ülkeleri bizi bir kaşık suda boğarlarmış. Kimsenin derdi Recep Tayyip Erdoğan falan değilmiş. Asıl derdi Türkiye’nin işini bitirmekmiş.

Düşünüyorum da dünyanın hiçbir ülkesinde ne böyle kutlamalar yapılıyordur ne de bu kadar palavra sıkılıyordur. Örneğin Almanya’nın yöneticilerinin benzer kutlamalar yapıp halkının gözüne kül üfürdüğünü sanmıyoruz. Böyle dönemler olmamış mıdır diye soruyorsanız elbette olmuştur. Örneğin Hitler Almanyası’nın o günkü koşullarına baktığımız zaman tıpkı bizimki gibidir. Çünkü emperyalist/kapitalizmin Alman halkını savaşa ikna etmek ve Almanların dünyanın en üstün ırkı olduğuna inandırmaktır işi. Bu yüzden de bizdekilerle benzerlikler taşır.

Ama aklımıza geldi de söylüyoruz. Örneğin 26 Ağustos günü başlayan Büyük Taarruz Malazgirt’ten çok daha mı önemsizdir? Üstelik o dönemle Malazgirt arasında asırlarca bir zaman farkı vardır. Bu iktidar madem ülkenin zora düştüğünde zordan kurtuluşunu bu denli iyi anlamaktadır niye aklına 26 Ağustos Büyük Taarruz’un başladığı bir günü kutlamaz da asırlar öncesini anımsayıp Muş Ovasına otağlar kurar doğrusu bir anlam veremedik.

Ha aklımıza bir şey geliyor da bugünkü koşullarda onun da bir değerinin olduğunu sanmıyoruz. Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen bu savaşta Kürtler Alparslan’ın safında dövüşmüşler ya sanırız Kürtlere bu anımsatılmak isteniyor gerektir. Ancak o günün koşulları ile günümüz koşulları arasında çok önemli farklar söz konusudur çok.

Recep Tayyip Erdoğan’ı dinleyince inanın sandık ki bu ülke elimizden gitti gidecektir. Yabancılar bize öyle tuzaklar hazırlıyorlar ki uyanık olmazsak yandığımızın resmidir. Bu kafa ile bir şey yapılacağını sanmıyoruz. Olsa olsa Bahçeli gibilere jet motoru takılır ve bol bol milliyetçi sözler ettirilerek halkın gerçekleri görmesi engellenir o kadar. Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra Bahçeli ve TBMM Başkanı Binali Yıldırım da konuşmuş. İkisinin hatta Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarını topladık, çıkarttık, çarptık, böldük ancak ortaya işe yarar küçücük bir değer çıkmadı. Bol atıp tutmaların dışında söylenenlerin hemen hepsine kargalar güler desek yeridir.

Bu kutlamada önemli bir şey daha oldu. Muşlular ve de çevre illerin halkı bu kutlamadan ne umuyorlardı iyi bilmiyoruz ama sanırız daha çok bölgelerine yatırım yapılacağını düşünüyor olsalar gerekti. Eee peki, ortaya çıka çıka ne çıktı? Bahçeli’nin de onayı ile kutlamaların yapılacağı yere cumhurbaşkanı sarayı yapılacağı düşüncesi. Oradakiler düş kırıklığına uğramışlar mıdır doğrusu bilemedim ancak bu saray takımındaki saray merakını doğrusu çok iyi anlamış bulunuyorum.

Birçok padişah, kral, komutan ve de başka kimseler tarihe geçmişlerdir. Kimi taşıdıkları özelliklerden dolayı kimisi de hiçbir özellik taşımasalar da yaptırdıkları hanlar, hamamlar köşklerden dolayı tarihe geçmişlerdir. Şimdi Recep Tayyip Erdoğan yaptırdığı Kaç/ak saray nedeniyle tarihe geçecektir kesin. Ancak o yine de ne olur ne olmaz düşüncesiyle bir de Muş Ovası’na cumhurbaşkanı sarayı yaptırırsa hiç ama hiç şaşırmayız.

Ha bir de şu var. Madem ülkede ekonomik kriz var ne diye bu tantana bu şaşa yapılır anlamadık gitti. Gerçi bu iktidara baktığımız zaman yukarıdan aşağıya kaymakamından tutun da bakanına nihayet Recep Tayyip Erdoğan’ına kadar israfın içinde adeta yüzüyorlar ya neyse. Sözü uzatmayalım, Türkiye gerçekten tehlikedeyse bunun nedeni sistem olarak kendisi zaten bir kriz olan kapitalizm yüzündendir. Bunun üzerine bir de tantanayı, şaşaayı, vurgunu, talanı, soygunu, hırsızlığı koydunuz mu sonucun ne olacağını küçücük çocuklar bile bilecektir.

Şimdilerde bütün bu gerçeklerden habersiz gibi görünen saray iktidarı sanmayın ki yapıp ettiklerinin bedelini ödemeyip yanlarına kâr kalacak? Yahu her şey gözümüzün içine bakıla gerçekleştiriliyor. Şu Mehmet Cengiz var ya Mehmet Cengiz, birinci derece sit alanı olan yerde köşkü yaktırdı, ağaçları kuruttu. Şimdi de buranın yapılaşmaya açılması için izin isteyecekmiş. Verirler mi derseniz verirler bence. Çünkü ortada yağma Hasan’ın böreği var ye ye bitmez. Üsküdar’daki Hüseyin Avni Paşa Köşkü de şimdilerde Mehmet Cengiz’in sofrasında.

Hani ne diyelim; bunca yaşanan gerçekler ülke insanının aklını başına getirmemiş de Malazgirt Meydan Savaşı ile ilgili palavralar mı getirecek? Böyle giderse ülke de batar, ekonomi de dibe vurur. Siz anladınız artık…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA