turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


UZUN SAVUNMA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

28 AĞUSTOS 2018

Yıllardır sol ve sosyalist solun savunmada olduğunu görüyoruz. Kimi eylemler var ki aylarca sürüyor. Bu eylemi yapanları, sol ve sosyalist solun desteklemesinden doğal bir şey olmadığını burada açık açık söylemeliyiz. Ancak burada bir sakatlık olduğunu da peşin peşin kabul etmez ve anlamazsak savunma hatlarının da kısa sürede yarılacağını ve yenilgiye uğrayacağımızı iyi bilmeliyiz. Zaten başlarken belli bir güçle başlasa bile süreç içinde sürekli güç yitiren eylemler bir süre sonra hem alışkanlığa dönmekte hem de ortaya bir tür nöbetçi eylemciler çıkmakta. İş de bu kimseler üzerinden yürümekte sanki. Buna bir de “Direne direne kazanacağız “ sloganını eklediniz mi yürekleri tutan fakat gerçeklerle yüzleşmeyi ötelemiş bir anlayış ortaya çıkıyor.

Her zaman söylediğimiz gibi hiçbir grubun ya da ne bileyim bir kitlenin enerjisinin sonsuz olmadığını bir türlü yeterince kavramış olmadığımızdan direniş, kolaylıkla yılgınlığa dönüşüveriyor. Yılgınlık ve umutsuzluksa solu kolaylıkla başka bir alana çekerek yığınlarla olan bağını da ortadan kaldırıp sözü edilen mücadeleyi işlevsizleştiriveriyor.

700’ncüsü yapılan CUMARTESİ ANNELERİ’nin direnişi tam 20 yıldır devam eden bir direniş. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu eylemle ilgili söylediklerini konuya duyarlı olan hemen herkes en ince noktasına kadar ince eleyip sık dokumalı ve nasıl bir tehdide dönüştüğünü de iyi kavramalıdır. CUMARTESİ ANNELERİ'nin direnişi yirmi yıldır sürdüğüne, bugüne kadar da konu ile ilgili bir gelişmenin olmadığına bakılırsa bu ve buna benzer eylemleri de sorgulamamız gerekir diye düşünüyorum. Biliyorum, benim söylediklerimi eylemsizliğe ve teslimiyete yoracak pek çok kimse çıkacak ve kendilerinin yaptıklarının ne kadar anlı-şanlı bir yöntem olduğunu ballandıra ballandıra anlatacaklardır. Ancak benim derdim kesinlikle bu gibiler değildir. Keşke diyorum, mücadele sonucunda alınan bir yol olmuş olsa da mücadeleyi daha ileri noktalara nasıl taşırız birlikte düşünsek. Böyle olmadığına göre sevimsizliği göze alarak doğruları söylemek de yine biz sosyalistlere düşmektedir.

Son zamanlarda eylem yerinden çekilen ve internette dolanan resimleri gördükçe ne kadar haklı olduğumuzu söyleyeceğim ama yine de bu işi salt yürek işi olarak düşünenleri de kırmamaya özen göstermek zorunda duyumsuyorum kendimi. Şu internette dolaşan resimlere bakın bir. Şimdi gözaltına alındım, şimdi polis arabasındayım, karakoldayım vs. ve de bırakıldım. Sonra yine aynı mizansen.

O sokağın başından, bu sokağın başından çığlıklanan sloganlar; “Direne direne kazanacağız!” Polisler gaz sıkacaklar, herkes dağılıp sokaklara kaçışacak. Eylem yerinde kim kalırsa onların durumu beter tabi.

Bu tür eylemlerin içinde değişik örgütlerden insanlar olsa da genelde örgüt iradesinin pek yansımadığı eylemler olarak görüyoruz daha çok. Üstelik bu eylemleri yapanların önemli bir çoğunluğu da üstlerine bir örgüt gölgesi düşsün istemiyor. Çünkü eğer bir örgütün damgasını taşırsa polisin çok daha şiddetini çekeceğini düşünenler var.

Sol ve sosyalist sol bugüne kadar mücadelede az kayıplar vermedi. Bu yüzden de yakınlarının ve düşündaşlarının tepkilerini yok saymanın olanağı yoktur. Ancak bütün bu saldırıları boşa çıkaracak ve özünde pasifizmi barındıran yol ve yöntemlerden de uzak durmak gerekecek. Kimine göre bu tür eylemler denge değiştirecek gibi yorumlansa da böyle bir şeyin olmadığını bugüne kadar yaşadığımız pek çok örnekte gördük.

Öncelikle örgütsel mücadele ile buluşmayan her eylemin erinde sonunda ya kendiliğinden sönümleneceği ya da sistemin hışmına uğrayarak etkisizleştirileceği bir gerçek. Bu yüzden de kartların yeniden karılması ve bu kez oyun başlatıcısının örgütlü sosyalistler olması gerektiğine vurgu yapıyorum. Hani ben bunları söylüyorum ya; şimdi pek çok köşeden sırıtarak; “nerede öyle sosyalist bir örgüt” diye mırıldananları da görmüyor değilim.

Bütün bu gerçekleri görüyorum ve diyorum ki sizin sevineceğiniz tarzda söyleyelim; eğer örgütsüzlüğe nağme düzmek iyi bir şeyse ve de hoşunuza gidecekse.

YOK, NE OLACAK?

Sorun çözmeyen, kişilere ve yığınlara yük bindiren, giderek hep savunmada bırakarak da Truva Atı işlevi üstlenmek de yenilginin ve yıkımın adıdır unutmayalım.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA