turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


UZLAŞIN…UZLAŞIN…

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

05 EYLÜL 2018

Uzun zamandır Türkiye halkı hem iktidardan hem de muhalefetten bana kalırsa mavalın Allahını dinliyor. Onca atmalara, tutmalara bakıyorsunuz, sanıyorsunuz ki dananın kuyruğu ha koptu ha kopacak ama değişen bir şey olduğu yok. Bir de bakıyorsunuz ki en olmayacak yerde uzlaşılmış hep birlikte vatan, millet, Sakarya türküleri söyleniyor.

Kafanızı pek çok örnekle ütülemek istemiyoruz. Bildiğiniz gibi ABD ve İsrail uşağı Fethullahçıların 15 Temmuz kalkışması bastırılmış, Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bütün AKP’liler ortalıkta kahramanlar gibi dolaşır da muhalefet onlardan geri kalır mı onlar da hemen kervana katılıp ağız biriliği ettiler. Hep birlikte öyle bir furya başlattılar ki bir de ne görelim; Yenikapı ruhuyla Yenikapı’da soluğu alıvermişler. Öyle şeyler yaşandı ki sanki 15 Temmuz tarihine gelinceye kadar Fetöcüleri ne kimse biliyordu ne de kimse onlarla iktidar ortaklığı yapmış ne ihaleydi, şuydu, buydu paylaşmış ne okullara öğrenci girişini ve memur sınavlarında yapılan hileleri biliyordu.

Görüntü uzun sürmedi tabi. 20 Temmuz’da OHAL ilan edildi ve Türkiye sermaye güçleri de herkesi sopadan geçiren Recep Tayyip Erdoğan iktidarının koltuğunun altında güvenle vurgununu devam ettirdi. Bu gerçek öyle bir hal aldı ki Erdoğan patronlara OHAL’i övdü ve dedi ki OHAL’i sizin için getirdik, bakın hiç kimse greve falan kalkışabiliyor mu diyerek konuyu bütün çıplaklığı ile ortaya dökmüş oldu. Şöyle diyelim; muhalefetin böylesine belli bir konuda bile yüreklilik göstermeyip uzlaşı yolu aramasına ne söylenebilir? Çok açık UZLAŞMA… Bu durumda muhalefetin sert tavırlarının bir anlamı var mı? Ya da bunlar kimin yararına niye uzlaşıyorlar? Yanıtı çok açık, sermayenin yarına yapılıyor bütün bu yapılanlar…

Şimdi ekonomik bunalım ortalığı cayır cayır yakmaya başladığında da aynı şeylerin olduğunu gördük. Bazı sözleri bir yana koyarsak bu ekonomik bunalımda hangi muhalefet partisi çıktı da ortaya çıkan bu ekonomik bunalımı doğrudan hedef alıp iktidara dünyayı dar etmeye kalktı? Ya da kalktı mı? Kalkmadı, aksine yaşananlara baktığımız zaman herkes ülke elden gidiyor tespiti yaparak elimizi taşın altına koymalıyız numarası çekmeyi yeğledi. Gerçekte elimizi taşın altına koymalıyız yalanı, sözü edilen çevrelerin de bedel ödemesi olmayıp, faturanın doğrudan işçilere, emekçilere kısacası halka ödetilmesiydi ki söylenen sözlerin amacı da bu kesimler uyanıp da homurdanmasınlar diyeydi.

Aynı gemideydik, değildik tartışmasına muhalefetten özellikle CHP’den farklı yaklaşımlar olsa bile özü itibariyle alınan tavırlar reformcu bazı uygulamaları savunmanın ötesinde bir şey değildi. Kaldı ki Saray iktidarının yerine kim gelirse gelsin bazı reformlar da yapmak durumundaydılar. Yoksa Saray iktidarının suyu mu çıkmış ne güzel patronlarla birlikte ülkeyi sopa ile bir güzel yönetiyorlar işte.

Hani diyeceksiniz ki durum buysa muhalefetin iktidar şansı hemen hemen yok gibi. Bence de yok. Böyle giderse yerel seçimlerde de aynı şeyler yaşanacak ve saray iktidarı artık işi ne kadar götürürse o kadar götürecek. Günü geldiğinde de CHP de içinde diğer muhalefet partilerine de iktidar yolu açılabilir ancak denetimli bir iktidar olacaktır bu. Üstelik de bu iktidar şeklini Türkiye sermayesi bana göre çıkmaz ayın son çarşambası olarak da düşünüyor olabilir. Malum sermaye güçleri ne güzel Erdoğan’ın sopası altında vurgununu kazasız belasız sürdürüyor iyi kötü.

Bu kadar söz yeter.

Gelelim sözün okkalısına.

Bugün TBMM’de temsil edilen partilere baktığımız zaman hepsinin sistem partisi olduğunu görüyoruz. Bu yüzden de yurttaşta oluşan düşünce o gelse ne olacak bu kalsa ne değişir, hepsi aynı soyun soyu. Tartışmayı bu son sözler üzerinden sürdürecek değiliz ancak bu ülkede olup bitenleri sınıfsal açıdan ele alan ve değirlendiren sosyalistlerin olduğunu da unutmamak gerekiyor. Eti ne, budu ne tartışmalarının içine ise hiç çekilmek istemiyoruz.

Biz yaşananların sınıfsal analizini yapalım ve üzerimize düşen görevi yapmaya çalışalım da daha sonra laf ebelerine de söz yetiştireceğiz elbette…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA