turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


FAŞİZM VE FAŞİZM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 EYLÜL 2018

Bilindiği gibi 12 Eylül faşizmi uluslararası sermayenin isteği NATO’nun oluru ile gerçekleştirilmiş bir darbeyle yaşama geçirilmiştir.

12 Eylül faşizmi sonrası neler yaşandı, on binlerce devrimciye nasıl işkenceler yapıldı, idam sehpasına gönderildi, hapislerde çürütüldüğü konusu üzerinde durmayacağız. Bu konu ile ilgili o kadar çok şey yazıldı, çizildi ki bir kez daha yinelemeyi hiç de içimiz almıyor. Bu yüzden burada iki konuya değinip aslı anlatacağımız konuya geçeceğiz.

Birincisi 12 Eylül faşist darbesi NATO ve ABD’nin bilgisi dışında yapılmadı. Ve hatta isteği ve teşvikiyle gerçekleştirildi. Çünkü darbe ile ilgili ABD yetkililerinin sözlerini unutamayız.

DARBEYİ GERÇEKLEŞTİRENLER BİZİM ÇOCUKLARIMIZ…

İkincisi uluslararası sermaye güçleri ve bunların yerli işbirlikçileri ülkemizde istedikleri gibi at oynatamaz istedikleri gibi vurgun vurup kasalarını dolduramaz durumdaydılar. Öyle ki sermaye güçlerinin özellikle istediği 24 Ocak Kararları bile uygulanamadı, uygulattırılmadı. 24 Ocak Kararları ancak 12 Eylül 1980 faşist darbesi sonrası uygulanabildi. Hem öyle bir uygulandı ki Türkiye işbirlikçi sermaye güçlerinin ileri gelenlerinden Halit Narin şu sözleri söylemekten kendisini alamadı.

BUGÜNE KADAR BİZİM ANAMIZ AĞLADI, BUNDAN SONRA DA İŞÇİLERİN ANASI AĞLAYACAK.

İşte bugünün iktidarına ortam hazırlayan 12 Eylül 1980 faşist darbesi oldu. Sol ve sosyalist ne kadar parti, örgüt ve sendika varsa kapısına kilit vuruldu. Sermaye güçlerinin istediği gibi at oynatmasına sonuna kadar kapı aralandı. Dinci, gerici ve faşist çevrelere her türlü kolaylıklar sağlanarak toplumun her kesiminde pıtrak gibi çoğalmaları sağlanmakla kalmadı, imam hatiplerin sayıları çoğaltılırken her köşe başında Kuran kursları açılıp bir güzel desteklendi. Tarikat, cemaat örgütleri korunup kollandı. En küçük demokratik hak ve özgürlüklerin kullanılmasına izin verilmezken sadece ve sadece faşist diktatörlüğü savunanların borusu öter hale getirildi. Sendikal çalışmalara yasaklar getirilip, grev ve toplusözleşme hakları işçilerin ellerinden alındı. Bir tek koşulsuz olarak sermaye güçlerinin en sömürücü, en zalim, en demokrasi düşmanı kesimlerine siyaset yapma hakkı verilirken sıradan pek çok sistem partilerinin kurucu ve üyelerine bile hem siyaset yasak getirildi, hem de tek tek incelenerek; sen siyaset yapabilirsin sen yapamazsın denildi.

Sonuç olarak toplum katında öyle bir siyaset mühendisliği yapıldı ki bu çabalar da dinci, gerici ve faşist yapıların örgütlenip gelişmelerine olanaklar hazırladı. 12 Eylül faşizminin hem siyasi hem de ekonomik danışmanı görevini üstlenmiş olan Turgut Özal’dan bayrağı geldiğimiz noktada ise AKP ve bu partinin şahsında Recep Tayyip Erdoğan devraldı. AKP’nin nasıl kurulduğu, kimlere hizmet etmek için siyaset arenasına çıkarıldığı konusunu da uzatmayacağız. Çünkü bu iktidarın Recep Tayyip Erdoğan’ın kişiliğinde somutlanan her bir şeyi bütün çıplaklığı ile gerçekleri gösteriyor.

Bugünkü uygulamalara ortam hazırlayan uluslararası sermayenin ayar ustaları liberallerin AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün bu noktaya sıçramalarında rolleri büyüktür. Her ne kadar şimdilerde pabuçları dama atılmış olsa da yerlerini kolaylıkla bir başkaları alarak görevlerini sürdürmektedirler. Küçük bir örnek verirsek 24 Haziran seçimleri sonrasında oluşan hükümette Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk için bırakalım liberal demeyi pek çok kişi sosyalist demeyi uygun buldular. Çünkü bugüne kadar eğitimin içine edildiği için hem tepkinin azaltılması gerekiyordu hem de iktidarın istediklerini böyle birine daha kolay uygulatacağı düşünülüyordu.

Bu konuya da fazla girmeden kısa bir özetle geçelim söyleyeceklerimizi. Eğitim tam tersine daha çok tarikat ve cemaatlerin denetimine geçtiği gibi uygulamalar aynen belki de daha beter olarak devam ettiriliyor. Karma eğitim tartışmaya açılmış olup bu konuda da sözüm ona sosyalist denilen birine adım attırılırsa tadından yenmezdi. İmam Hatip Okulları ile ilgili onca olumsuzluklara ve öğrenci bulunamamasına karşın yeni yeni okullar açılması tam gaz devam ettiriliyor.

Uzatmayalım; sömürü en yüksek düzeyde seyrediyor. Baskı ve zulüm derseniz 12 Eylül’ü aratmıyor. İşçilere, emekçilere hak arayışı yasak. Kimse demokratik hak ve özgürlüklerini kullanamaz durumda. 12 Eylül faşizmi neyse 16 yıllık Recep Tayyip Erdoğan iktidarı da o.

Yani 12 Eylül 1980 faşizmi devam ediyor, bir de üstüne üstlük rejim değişikliği gerçekleştirilmiş ki varın gerisini siz hesap edin…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA