turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NE SÖYLENMİŞSE TERSİ ÇIKTI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 EYLÜL 2018

Recep Tayyip Erdoğan seçilmeden önce ne diyordu?

Bana bir kez daha bu görevi verin, doların nasıl düşürüleceğini de faizlerin nasıl indirileceğini de göreceksiniz…

Seçildi. Dolar indirilebildi mi? İndirilemez. Faizler aşağı çekildi mi? Çekilemez. Bütün gerçeklere gözleri kapatıp da lafla peynir gemisi yürümez yani. Neymiş? Birileri manipülasyon yapıyormuş. Merkez Bankası istediğini yapamazmış. Hani faizler %17,74’ten 24’de yükseldi ya muhterem şimdi her zaman olduğu gibi halka başka hedefler gösterme çabası içinde. İşin daha da kötüsü nedir biliyor musunuz? Bu ekonomik krizin bizim krizimiz olmadığının söylenmesi ve sahte bir dalgalanma ve manipülasyonla karşı karşıya olduğumuzu halka anlatmaya kalkmaktır.

Sabah Gazetesi’nin attığı başlığa bakın bir.

“Kur bahanesi ile zam yapanlar iflah olmayacaklar”.

Allah, Allah kim zam yapıyor anlayamadık gitti. Dolar ve Euro’nun yükselişini bahane edip akıl almaz zamları bindiren yoksa saray iktidarı değil miydi? Yoksa birileri bilinmeyen yerlerden çıkıp geliyor da bir gecede iğneden ipliğe zammı tetikleyecek zamlar yapıp sonra da ortadan mı kayboluyorlar da bizlerin haberi yok. Elektriğe, doğalgaza, suya, aşa ekmeğe kısacası aklınıza ne geliyorsa zam bindirilmedi mi? Bugün kim markete gittiğinde dün aldığı bir şeyi bugün aynı fiyata alabiliyor? Ya da yeni yeni zamların kapıda olmadığını kim söyleyebilir? Kısacası hem zam sebebi olup hem de zam yapanları tehdide yönelmek nasıl bir şeydir anlayan varsa beri gelsin diyoruz. Hani bu iktidar her şeyin en iyisini yapıyor da bazı kendilerine güç yetmez zamcılar var salt bu iktidarı zor durumda bırakmak için zamlar mı yapıyorlar acaba? Halka bu mu denilmek isteniyor.

Yahu yavuz hırsızlığın da bir dini imanı olur, bunlar bu halkı hepten keriz yerine koyuyorlar ya işte insana koyan da bu. Tavşana kaç, tazıya tut kabilinden bir oyun sergileniyor ki ister yutulsun ister yutulmasın iktidarın neredeyse sürekli başvurduğu politika oldu. Yapılmak istenen özetle şu; aklınıza ne geliyorsa Recep Tayyip Erdoğan’ın yetkisine verilmiş, dolayısıyla çarklar dönmez hale gelmiş ama yığınların kızgınlığı ona yönelsin istenmiyor. Bu yüzden de vurdukça tozacak bir abalı bulunup ortaya atılıyor. Öyle ya “başkan”a her şey feda olsun.

Bakın, bakın ne demişler; “Döviz kurundaki dalgalanmayı önlemek için pek çok tedbiri hayata geçiriyoruz. Yeni adımlarımız olacak. Hadiseleri serbest piyasa çerçevesinin dışına asla çıkmadan çözmenin mücadelesini veriyoruz.”

Sizler bu sözlerden ne anladınız, bizim için önemli değil ama bu demektir ki kapitalist sömürü çerçevesinde halkın canına okuya okuya dikkat çözeceğiz bile denilemiyor, “…çözmenin mücadelesini veriyoruz” deniliyor. Serbest piyasa demek bu demek zaten…

Tayyip Hoca eskiden bir yerde konuşuyor. O zaman daha genç. Halkın yoksulluğundan, zor yaşam koşullarında yaşadığından falan dem vurup duruyor. Oradan biri diyor ki; “Tayyip Hoca; yoksullar niye yoksul biliyor musun? Çalamadıklarından. Zenginler de çalmayı iyi bildikleri için…” Sonra adam ortaya karışık küfürlü bir şeyler daha söylemiş ama Tayyip Hoca işin burasını es geçiyor.

Gerçekten de insan hiç mi geçmişte söylediklerini anımsamaz? Recep Tayyip Erdoğan’ı bu noktaya getiren nasıl bir hırstır acaba, gerçekten de anlayamıyoruz. Adam şimdi sömürü dense burun kıvırıyor, insanların hak ve özgürlükleri çiğneniyor dense “vay sizi vatan hainleri” diye üstlerine yürüyecek. Çalma, çırpma, israf deseniz hakaretten inan içerden çıkamazsınız. Adamın savunduğu serbest piyasacılık denilen şeyse tam da söylediklerinin misliyle uygulanması anlamına geliyor. Yurttaşlarla yöneticiler arasında kazanç anlamında uçurum öyle bir derinleşmiş ki ne söyleseniz faydasız. Sanki ortada yağma Hasan’ın böreği var, bu börek de yandaşlara altın tepsilerde bir güzel sunuluyor.

Hani israf denilince şu Katar’ın verdiği uçan saray geldi aklımıza. Düşündükçe aklımızı yitirecek gibi oluyoruz. Bu nasıl bir hırstır anlamadık gitti. Bu nasıl bir hak ettiğini düşünmektir aklımız almıyor. Para ile alındıysa da, hibe olarak verildiyse de ortada zor kabul edilir bir durum var bence. Bunca insan yokluk yoksulluk içindeyken bir kişinin bütün bu şaşaları, alahey yaşamaları, ballı börekli alemleri kendisine ne hakla hak görür bilemedik gerçekten.

Ama bunları yazsak ne olacak, yazmasak ne.

Bugüne kadar adamın her söylediğinin tersi çıkıyor ya da tersini söylüyor. Ne diyelim demek ki halkımızın bu tür kandırılmaya bir alışıklığı var ki halkımız da benzer bir tutum ortaya koyuyor.

Yoksa var ya bu tür düşünce sahipleri değil 16 yıl, bir gün bile iktidarda kalamazlar bir gün bile…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA