turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BOŞ GÜNDEM BOŞA OYALAMA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

18 EYLÜL 2018

Şu havuz basınında ne din var ne iman. İşçilere reva görülen ne varsa bir kez olsun sayfalarına taşımazken elinden geldiğince suç icat etmeye çalışarak işçileri güya suçluymuş gibi gösteriyor. Neymiş efendim; eylem yapan işçiler arasında 28 işçi işe 45 gün önce başlamışlarmış. Öyleyse bu durumda ne oluyor bu şer basınına göre? Elebaşı olarak gösterilmek isten işçiler çalışmak için değil de orada olay çıkarmak ve işi provoke etmek için işe girmiş oluyorlar.

Yani?

Yanisi şu; işçilerin ne yemek sorunu var, ne servis sorunu var, ne tahtakurulu yataklarda yatıyorlar, ne maaşlarının ödenmemezliği söz konusu, ne işçilere karşı kötü muamele yapılıyor. Sizin anlayacağınız işçilerin durumu keka. Böyle olmasına karşın birileri salt işleri provoke etmek için böyle bir direniş başlatmışlar. Bu yüzden de havuz medyasına göre işçilere karşı her türlü baskı yapılabilir ve hatta terörist olarak da kimileri elebaşı gösterilip içeri bile atılabilir.

Oysa yaşadıklarımıza baktığımız zaman insanın iliklerini donduran yaptırımlarla karşılaşıyoruz. Uzun zamandan beri direnen Cargill işçileri dün, Gebze’de kendileri gibi eylemde olan Flormar işçilerini dayanışma amacıyla ziyaret ettiler. Yürüyüşünü sürdüren Cargill işçilerinin Tuzla’da önü polis tarafından kesildi ve yol boyunca güvenliğinizi sağlayamayız denilerek gözaltına alındılar. Özetle söylemek gerekirse işçilere ve emekçilere dünyayı dar eden saray iktidarının uygulamaları bir değil, beş değil, on değil sürüp gitmekte. Havuz medyası ise yüksek düzeyde kışkırtıcılığa devam etmekte…

Bildiğiniz gibi Saray iktidarı eğitimi iyice dinselleştirmek istiyor ya evdeki hesabı bir türlü çarşıya uyduramıyor. Bu yüzden de İmam Hatip Okulları %50 oranında boş kalmış durumda. Oysa iktidar bunun da kolayını bulmuş. Öğrenciler, imam hatip liselerine gitmezlerse açık liseye gönderilmekle tehdit ediliyor. Öyle ya bazılarının sosyalist olduğundan dem vurdukları özel okul sahibi Ziya Selçuk eğitimde yaşananlara ne diyor acaba? Şu an eğitimde cemaat ve tarikatların dediği oldu. İmam Hatip Liselerinin kontenjanı boş kaldığı için çocuklarımız açık liseye gönderilmekle tehdit ediliyor. Yani sizin anlayacağınız kim ne söylerse söylesin eğitim dibe vurmuş durumda. Hem neydi öyle sosyalist tanımlaması? Sosyalist olan bir kişi böyle bir hükümette yer almaz hele hele doğru dürüst inisiyatifinin bile geçerli olmayacağı Milli Eğitim Bakanlığı’nı hiç kabul etmez.

Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı her adım bize göre şok etkisi yaratacak adımlar. Varın düşünün onca uçağı olan bir makam 500 milyon dolarlık uçan saray uçağına niye gereksinim duyar sizce? O kişi bilmez mi ülke bu haldeyken bu israf nedir, ülke insanı tarafından nasıl değerlendirilir? Bilir de insan bir kez istek ve hırslarına yenik düşmeye görsün gerisi gelecektir. Ekonomik kriz çözülecek gibi değildir. İsraf akıl almaz boyutlardadır. Denetimden uzak oluşumlara gidilmekte olup kuşkuları arttıracak kararlar peş peşe alınmaktadır. Düşünün; Varlık Fonu hangi amaçla kurulmuştur, niye başına Recep Tayyip Erdoğan kendisini, yardımcılığına ise damadını getirmiştir? Tartış tartış bu konuların kıvırılması sanıldığı kadar kolay değildir.

Tam da böyle bir çıkmaz içinde debelenen Erdoğan birden bire tartışmanın yönünü İş Bankası’nda CHP’nin paylarını ve CHP’lilerin yönetimde yer almalarını gündeme taşıyarak yukarıda dile getirdiğimiz konuları ikinci hatta üçüncü plana itmek istemiştir. İstemiştir dili de yasa, masa varken bunları nasıl yapar demeyeceğiz. Hani yapar mı yapar. Niye derseniz yasa çok da derdi olmayan birinden bu söylenenler zaten beklenilemez.

“Adam kazandı”, “Bükemediniz bileği öpeceksiniz”, “Apolet meselesi biraz fazla kaçtı. Bu kadar gündeme getirmemeliydik.” Bu sözler size bir şey anımsatıyor mu?

Birincisi; adam kazanmamıştır, kendisini kazandırmıştır. İkincisi bükülemeyen bileğin öpülmesi de ne anlama geliyor? Üçüncüsü; Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında bizzat İnce’ye ağır eleştiriler yaparken alkışlayan bir subayın apoletleri sökülmez de ne yapılır? Niye tükürdüğünüzü yalamak durumunda kaldınız Sayın İnce. Hem kaldınız da ne oldu? Bugünkü havuz medyasında verilen haberlere göre hakkınızda soruşturma yapılacakmış. Geri adım attınız da kurtulabildiniz mi size yöneltilen suçlamalardan söyler misiniz?

Neyse saray iktidarı bildiğini okuyor, topluma da boş gündem sunup yığınları boşa oyalıyor.

Bu böyle gitmez bile demeyeceğim.

Gitmez diye düşündüğümüz pek çok şey bağırta bağırta götürülüyor. Bazıları bir bakmışsınız ki beyaz bayrak çekip teslim olmuşlar. Bazıları da aman yaman bir telaş içinde. Bize gelince yani biz sosyalistlere gelince ne bizim moralimizi kimse bozabilir ne de bize havlu attırabilir.

İnadımız inattır bizim, iktidarı da iktidardan indireceğiz, iktidara da geleceğiz…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA