turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BOŞ ZAFER ÇIĞLIKLARI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

19 EYLÜL 2018

İdlib’e Suriye’nin değişik bölgelerinde tutunamayan İslami terör örgütleri gelip yerleşti mi, yerleşti. Suriye’de onca insanlık dışı katliamlar gerçekleştirilirken bir kez olsun ABD ve Batı’nın ve de Recep Tayyip Erdoğan’ın sesi çıktı mı, çıkmadı. Şimdi nasıl olmaktadır da İblid’te tutunmaya çalışan bu katil sürüleri oranın halkı bahane edilerek korunmak istenmektedir? Ya da kan uyuşması içinde olan AKP zihniyeti niye buradan tasfiye edilecek terörist unsurlar için bu kadar tedirgindir? Tedirgin olduğu için hangi akıl ve maksatla sözü geçen radikal grupları tasfiye görevini üstlenmiş ve buraya askeri yığınak yapmaya razı olmuştur? İdlib, Türkiye’nin toprağı mıdır ki ülke evlatları boşu boşuna ateşin içine sürülmektedir? Yoksa AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın yanlış politikalarının sonucu Türkiye’ye sayısını bile doğru dürüst bilmediğimiz 4 milyonun üzerinde Suriyeliyi ülkemizin her tarafına dağıtma ve süreç içinde kendi gerici politikaları için kullanma politikası yürütmektedir? Tarım alanında sarayın atacağı adımlarla ilgili öğreniyoruz ki Tarım Hayvancılık Bakanlığı kurs açmış kursa katılacak 900 kişiden 300’ü kendi vatandaşımızken 600’zü Suriyeli imiş. Yani öz itibari ile Suriyelileri ucuz işgücü olarak kullanmak isteyen bir anlayıştan söz ediyoruz ki bu anlayış hem insani değildir hem de kendi yurttaşlarımızı da köle ücretine mahkum etmek anlamını taşımaktadır. Kuşkusuz Suriye’den gelecek yeni göç dalgası elbette daha yeni sorunlar yaratacaktır ancak bugüne kadar yaratılan hangi sorunun hesabını saray zihniyeti vermiştir ki bundan sonra yaratılacak sorunların hesabını vereceği umulmaktadır? Hem böyle gelişigüzel politikalarla ülkeyi yönet, sonra da doğacak riskleri sanki yokmuş gibi halka göstermeye kalk, hiç sizin aklınız alıyor mu? Almıyorsa Saray iktidarının bodoslama daldığı Suriye politikasının yanlış olduğunu söylemek bir yana nasıl oluyor da kamuoyu olarak böyle bir belayı üstümüze almamamız için gerekli çıkışları yapmıyoruz, ya da ne bileyim yapamıyoruz?

İdlib düşünülenin de ötesinde İslami terör grupları tarafından gayya kuyusu haline getirilmiş. Bizim bu gayya kuyusunu temizlemek için Beşşar Esad rejimi ile işbirliği yapmamız gerekmez mi? Recep Tayyip Erdoğan’ın inadı yüzünden ve İslami terör gruplarına duyduğunu düşündüğümüz yakınlık nedeniyle ülkeyi böyle bir tehlikenin içine atmaya hakkı var mı? Öteden beri bilinen bir şey var. Sözü edilen bu terörist gruplar ve bu terörist grupların ipi elinde olanlar her fırsatta provokatif yöntemlere başvurmuyorlar mı? Burada da başvururlarsa Türkiye’nin nasıl bir belanın içine itilmek istendiği düşünülmez mi ki de “bakın İdlib meselesinde Rusya’yı bile ikna ettik, ne kadar gücümüz olduğunu dünya alem görsün” yanılgısına düşmek de ne oluyor, hiç anlaşılır yanı var mı? Ya da bu boş zafer çığlıkları niyedir?

Bu bölgenin nasıl tehlikelerle dolu olduğunu İsrail’in gölgelemesi sonucu Suriye savunması tarafından içinde 15 Rus askerinin bulunduğu uçağın düşürülmesi de mi size bir şeyler anlatmıyor acaba? Putin bu olay karşısında İsrail’e karşı onca gücü olmasına karşın, günü geldiğinde bu olayın misillemesini yapacağız derken bile soğukkanlılığını bozmazken sizler ne demeye her fırsatta savaş çığlıkları atıp duruyorsunuz? Yok, oraya asker takviyesi lazım, yok tanklarımız oraya hareket etti yönünde açıklamalar yapıp ortalığı daha da bir velveleye veriyorsunuz? Gerçekten de sizin maksadınız nedir? Batı’nın yönlen diriminde olan Beyaz Baretliler örgütünün İdlib kızıştığında Beşşar Esad rejimi buraya kimyasal silah kullanacak yönünde provokatif açıklamaları sizce bir rastlantı mı? Bu örgüt değil mi daha önce de Suriye’nin bazı bölgelerinde kullanılan kimyasalların terör gruplarınca yapıldığı halde Suriye rejiminin üstüne yıkmaya çalışan?

Sözü uzatmayalım; Türkiye’nin ne Arap gericiliği ne de Türkiye gericiliğinin heveslerine kurban vereceği tek bir evladı bile yoktur. Olması gereken Suriye Rejimi ile oturup adam gibi anlaşarak terör gruplarının İdlib’te de etkisiz hale getirilerek burasının bir Suriye kenti olduğunu kabul etmektir. Aksi bütün politikaların hem pahalıya mal ocağını hem de İsrail ve ABD’nin işine yarayacağını bilmemek gaflet değil de nedir?

İçerde demokrasi bırakmadınız. Dışarda zalimden yana bir dış politika yürütmektesiniz. Bu nedenle Bursa Cargill işçileri salt sendikalı oldukları için işlerinden olmakta ama her ne hikmetse fatura dönülüp dolaşılıp işçilere kesilmektedir. Cargill’in İstanbul’daki merkezi önüne gelen işçilerin istemlerine niye kulak vermiyorsunuz da üzerlerine son sürat polisleri salıyorsunuz bunu bir açıklayabilir misiniz? 3. Havaalanı işçilerinin haklı direnişinden ürktünüz. Bu direnişin önünün alınması ve yaygınlaşmaması için gözaltılar başlattınız ve 28 işçiyi tutuklanma istemiyle yargıya sevk ettiniz? İşçinin işi, aşı, ekmeği ve sosyal hakları için ayağa kalkmış olması nasıl oluyor da suç oluyor? İşçilerin haklarını gasp edenler ne hakla sizlerin gözünde sütten çıkmış ak kaşık muamelesi görürken işçilere terörist muamelesi çekiyorsunuz? Sahi size bu ülke babanızdan mı kaldı? Sizler ülkenin her şeyini yalayıp yutarken işçiler emekçiler açlığa ve yoksulluğa mı talim edecekler? Dolayısı ile böyle bir ortamda ortada ölçüye vuracağımız hiçbir şey yokken TBMM’de görev yapacak 600 milletvekili bu ülkenin insanlarıyla dalga geçer gibi yasacılık oynayacaklar öyle mi? Bizim içimiz sizi kaldırmıyor. Kaldırmadığı için de bir tek şey var bizlerin önünde. O da size karşı her türlü demokratik hakkımızı kullanarak mücadele etmektir. Yoksa ne işinden olan, ne çalışırken yaşamını iş katliamında yitiren işçilerimize ve emekçilerimize olan borcumuzu ödeyemeyiz…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA