turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KRİZ Mİ? NE KRİZİ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 EYLÜL 2018

Recep Tayyip Erdoğan kalkmış Gaziler toplantısında krizin mırizin olmadığını her şeyin manipülasyon olduğunu söylüyor. Bence haklı. Hiç krizin olduğu faizlerin %24’lere yükseltildiği bir ülkede kriz olur mu? Hem sonra madem kriz var Katar uçağı satışa konulduğunda uçakla saray yetkilileri niye ilgilensinler değil mi? Saray yetkilileri gitmişler ilgilenmişler niçin? Ülkemizde her şeyin Lale Devri hoşluğunda gittiği için.

Öyle ya bir fincan kahvenin bile kırk yıl hatırı var derler. Sayın Recep Tayyip Erdoğan da Katar Emiri ile az kahve içmemiştir hani? Hiç, Sayın Erdoğan’ın uçakla ilgilendiğini duyar da Katar Emiri elini boş çevirir mi Sayın Erdoğan’ı? o da harekete geçmiş ve uçağı hediye edivermiş.

Dün akşam CNN’de uçağın hediye edilmesi ile ilgili bir tartışma vardı. Bir kısmını dinledim. Av. Pınar Hacıbektaşoğlu şimdi Hukukçular Derneği Başkanı da olmuş. Kadıncağız öteden beri Recep Tayyip Erdoğan’ı savunmak için yırtınır durur. İnsan bu halleri görünce ne yapacağını şaşırıyor doğrusu. Pınar Hacıbektaşoğlu ne kadar hukukçudur ya da değildir bilemem ama uzun zamandır CNN’e çıkar ve en kötü konuşmaları da o yapar niyeyse. Yaptığı konuşmaların iyi, kötü, etkili, etkisiz olup olmadığı ile ilgilenmek bence gereksiz. Ancak uçağın ister para ile ister hibe olarak alınmış olmasını savunması yanında üstüne üstlük bir de pembe tablo çizmeye kalkması yok mu insanı çileden çıkarıyor doğrusu.

Türkiye’yi ekonomideki kriz öyle bir vurmuş ki insan şöyle bir baktığında, halkın arasında dolaştığında bunu kolaylıkla görürken, Recep Tayyip Erdoğan ve onun destekçilerinin görmemesini doğrusu pek anlayamıyor. İşlerin ne kadar kötü gittiği gerçeğini anlamak için neler olduğuna ve ekonomideki rakamlara bakmak yeter de artar bile. Görmeyenler, gözü bağlılar için ne söylesek boş, bir de çok sayıda tamam gidiş kötü de bir gün kesinlikle düzelecek düşüncesinde olanlar var. Onları da renkli düşlerinden uyandıralım o zaman. Bu gidişle ve bu yaşananlarla Türkiye ekonomisi daha kötüye gider velakin asla düzelemez. Bu yüzden de az buçuk ekonomi bilenler için bu gerçek aymalı açık ortadadır.

Artık Türkiye’de siyaseten ne konuşulup tartışılabilir ki? 3. Havalanı işçilerine uygulanan baskılar kabak gibi ortadadır. İşçiler sırf haklarını istedikleri için cezaevini boylamışlardır. Hiç ekonomik ve siyasi krizin olmadığı bir ülkede bunlar yaşanır mı? İşçileri, haklarını istedikleri için içeri atan bir zihniyetin hangi yalanı gerçekleri gizlemeye yetebilir? Hem niye işçilere farklı ücret vererek hem vergiden kaçıranlar, hem de SGK primlerini düşük yatıranlar iktidarın takibine uğramaz görmezlikten gelinir de işçilerin analarının ağlatılması yolu seçilir bunu bir bilen çıksa da açıklasa olmaz mı?

Her şey oyuncak gibi gerçekten. Çağdaş Hukukçular Derneği üyeleri onca zamandır içerde kalmışlar, yargı onları tahliye etmiş, arkasından bir üst mahkemeye itiraz eden savcının isteği ile yeniden haklarında tutuklama kararı verilmiş. Olup bitenlere bakıyoruz; doluya koyuyoruz almıyor, boşa koyuyoruz dolmuyor. Hukuksuzluk almış başını gitmiş. Hangi soruna nasıl bir yöntemle çözüm bulacaksınız şaşırıp kalıyorsunuz ortada. Bu yüzden de en doğru yol eşyayı adıyla çağırmak diyor kendinizi de ister istemez ona göre konumlandırıyorsunuz.

Hani öyle zamanlar olur ki gerçeğin üstünü ne kadar kapatırsanız kapatın gerçek yine gerçek olarak karşınıza heyula gibi dikilir. Ortada kriz var mı yok mu tartışması bence boş bir tartışma. Çünkü krize herkes kendi penceresinden bakıyor olabilir. Saray ve çevresi için bir krizden söz edilebilir mi? Edilemez, çünkü bu çevrenin bir elleri balda, bir elleri yağda. Yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında. Yani sizin anlayacağınız dünyayı kendileri için cennete çevirmişler. Dolayısı ile gelen faturalar el yakıyormuş, çarşı pazara çıkılmıyormuş, ev kiraları katlamış gitmiş, doğalgazdı, elektrikti, su idi, okul giderleriydi, defter kalem parasıydı, vergilerdi, algılardı nelerine gerek ki onların krizden söz etsinler. Ha evet, bir krizden söz ediliyordu ancak o da bizim krizimiz zaten değildi. Düşmanlar manipülasyon yapıyorlardı o kadar.

Diyeceksiniz ki manipülasyon…manipülasyon nereye kadar?

Demeyin efendim, size ne fatura edilmişse, vatan borcudur ödeyin gitsin. Sırtınıza ne kadar yük bindirilirse bindirilsin ıhh bile demeyin, öyle ya hepimiz aynı gemideyiz, batarsak Allah korusun, hepimizin sonu olur.

Hem saray için niye her şeyimizi; pardon pardon vatan için diyecektim, feda etmeyelim değil mi?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA