turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HER YERDE KRİZ VAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 EYLÜL 2018

AKP ve saray iktidarının Türkiye’yi getirdiği noktaya baktığınız zaman yaşamın her alanında kriz olduğunu görmek olası. ÇHD üyesi avukatların bırakıldığı gün haklarında savcılıkça tutuklanmaları istemiyle başvuru yapılır yapılmaz bir de görüyorsunuz ki haklarında yeniden tutuklama kararı verilmiş ve adı geçen mahkeme heyeti de dağıtılarak yerine Selçuk Kozağaçlı için tutuklama kararı veren yargıç mahkemenin başkanlığına getirilmiş. Ne kadar ilginç değil mi? adamların yarattığı skandal yetmiyormuş gibi hukukun bittiği yerde bu kez de yargıda görev alanların keyfiliği başlıyor.

16 aylık içerde kalmasının arkasından CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında da Yargıtay 16. Dairesi Enis Berberoğlu’nun tutukluğunu kaldırdı, kendisine verilen 5 yıl 10 aylık cezayı onayıp infazını ise yeniden milletvekili seçilmesi hesabıyla dönem sonuna bıraktı. Doğal olarak verilen kararda bu hukuk garabetini de anlamanın olanağı yok. Verilen cezalar eğer verilmek isteniyorsa sanık suçluymuş ya da değilmiş bakılmıyor bile. Kendilerine gelen talimat neyse ona göre görevlerini yapıp geçiyorlar. Bu yüzden de denilebilir ki Türkiye’de her şey tıkır tıkır gitmiyordu elbet ama AKP ve saray iktidarına gelinceye dek bu kadar çivisi çıkmış şekilde davranan hukukçulara da rastlamak gerçekten zordu. Oturup düşünelim; 3. Havaalanında çalışan işçilerin yaşamlarını sürdürmek için emeklerinden başka neleri var? Hiçbir şeyleri. Diyelim ki bu işçilerin yaşamlarını sürdürecek olanakları olsaydı, bu kadar aşağılanmaya karşın işçilerin hiçbiri gidip de o zor koşullarda 3. Havaalanı inşaatında çalışmazlardı.

Nitekim işçilerin canlarına tak ettiği için onlar da haklı olarak direnişe geçtiler. İstemlerine baktığımız zaman hemen bütün istemlerinin bırakalım aşırılıkları olağan koşulların da altında istekler olmasına bile vurguncular takımı şiddetle karşı çıktılar. Sonrasında ise güvenlik görevlilerini sanki kendi görevlileriymiş gibi kullanarak işçilerin üzerine sürdüler. O güvenlik görevlileri ki işçilere karşı şiddet kullandı, sabaha karşı gözaltılar gerçekleştirerek işçileri yaka paça jandarma karakollarına doldurdular. Duruma müdahale etmek isteyen milletvekillerine bile güvenlik görevlileri yani jandarma burası özel mülk diyerek onları içeri almadı. Bu durum da gösteriyor ki bizler çocuklarımızı meğer işçilere kan kusturanların bekçiliğini yapsın diye askere göndermişiz. Bu konuda yapılan girişimlerde ortalıkta ne bakan var, ne vali var ne de üst düzey görevlileri bulmak olası. Orada bulunan asker ve ast subaylara sorulduğu zaman ise “bize gelen emir böyle” demekle yetiniyorlar.

İşin yargı safhası ise daha da içler acısı. İşçiler haklarını istediler, 24 işçi bu işçi direnişine önderlik yaptılar diye terörist muamelesi görüp tutuklandılar. Ortalama bir hukuk bilgisi olan hiçbir kimse bu işçilerin tutuklanması için mevcut yasalarda tutuklanmaya dayanak bulmak için yırtınsa bile bulamaz. Bununla birlikte tutuklama saray iktidarı döneminde olağan hale geldiyse var olan gerçekleri iyi okumanın zamanı geldi de geçiyor bile. Çünkü ortada uyulan hukuk mukuk yok. Tıpkı geçmişte kendilerine Fetöcü denilen sözde hukukçular nasıl yasa masa takmadan istedikleri gibi yasaları uygulamışlarsa bugün de aynısı bir başka ekibin elinde kolaylıkla uygulanmaktadır.

Peki, o Fetöcü denilen hukukçular, imana gelip Tayyipçi olmayanların dışındakiler şimdi neredeler? Kimisi kaçıp ülkeyi terk etti kimisi de içerdeler. Bu yüzden de bugün hukuku gözetmeyip de keyfi davranmayı ve iktidarın istediğini yerine getirmeyi seçenler unutmasınlar ki her gecenin bir sabahı mutlaka vardır.

Ekonomiye değinmeye bile gerek yok. İsrafı önleyeceğini söyleyen saray, ne uçak (hibe ya da değil) almaktan vazgeçiyor ne lüks araçlar bırakılmış ne pek çok kurumun kendi binaları varken kiraya geçilip kira ödemekten vaz geçiliyor ne de aklınıza gelen lüks harcamalardan. Amma velakin ekonomik tedbirler arasında israfı önlemek için seçile seçile Diyarbakır Karpuz Festivali’nin iptal edilmesi seçiliyor.

Bir garabette Bahçeli’nin günlük nüktelerle döktürdüğü laf kalabalından dökülüyor. Neymiş efendim; Türk milleti büyükmüş, hediye almazmış. Eee adam alıyor napacaksın? Yapacak bir şeyi olmadığı için de İstanbul’da belediye seçimlerini AKP’nin alması için aday göstermeyeceklerini söylüyor. Bir de şu af meselesi var. Onun için ne demiş Bahçeli? “CHP’de sağ yok, duyudan da şüpheliyim!”

Tabi, tabi kendisinde sağ dersen faşistlerin Allahı var. Duyu dersen felaketi. Bu yüzden de binmiş bir alamete gidiyor kıyamete ki yolu açık olsun da Türkiye’deki kriz ne olacak kriz? Şu kriz olmayan bir alan varsa buyursun kendisi açıklasın açıklayabilirse.

Uzatmayalım her yerde kriz var, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde de, Hitit Üniversitesi’nde de hepsinde hepsin kriz var.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA