turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ŞİMDİ DE PİLOT

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

23 EYLÜL 2018

Recep Tayyip Erdoğan pilot giysisi ile 3. Havaalanı’nda açılan TEKNOFEST’e uçakla gitmiş. Onun uçağına ise bir F-16 eşlik etmiş ve içinde de Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar varmış. Uçaklar havada iken birbirlerini selamlamışlar. Her şey ne kadar güzel ortalık ne kadar güllük gülistanlık değil mi? Kriz yok ya, bütün bu olanlar manipülasyon ya bu yüzden de ne debdebeden ne da şaşadan vazgeçilmiyor.

Kriz var-yok tartışmaları sürerken ülkenin dört bir yanından ekonomik krizin yarattığı yangın haberleri geliyor. Bir bakıyorsunuz birisi işsiz olduğu için kendini ateşe vermiş. Bir bakıyorsunuz çocuğuna pantolon alamayan baba İsmail Devrim; “ben böyle yaşayamam” deyip yaşamına son vermiş. İsmail Devrim’le ilgili valisinden yetkililerine kadar birçok kişi açıklama yapıyor. Neymiş efendim; İsmail Devrim, pantolon alamamaktan değil de psikolojik sorunları olduğu için intihar etmiş. Siz böylesiniz işte. Gerçeklerin üstünü örtmek için elinizden ne geliyorsa vicdansızca yaparsınız. Diyelim ki İsmail Devrim’in psikolojik sorunları olsa ne yazar? İsmail Devrim iş kazası geçirmedi mi? Bu yüzden de iş bulup çalışamaz durumda değil miydi? Hangi yetkililer İsmail Devrim gibi sayısız iş kazası geçiren işçilere sahip çıktı da işsiz, güçsüz, dayanaksız kalmasının önüne geçti? Hem böyle bir duruma düşen kişi psikolojik sorun yaşıyor olamaz mı? Neden olduğunuz sorunları bir yerlere havale etme anlayışına öyle alışmışsınız ki Allah’tan geldi deyip çıkacak kadar sizin yürekleriniz kararmış. Bu ülkenin sermaye güçleri ne diyorsa iktidar olarak da sizler aynısını söylemekle kalmıyor, işçilerin, emekçilerin sesini kısmak için her türlü baskı ve zulmü uygulamaya hazırsınız. Uzun zamandır işçi eylemleri olmuyor diye öyle bir aldırmazlığa yatmışsınız ki ne yaşanıyorsa ya yok sayıyorsunuz ya da üzerine şiddetle giderek bastırma yolunu seçiyorsunuz.

3’ncü Havaalanı işçilerinin direnişinde neler oldu? 500 işçi gözaltına alındı, bu işçilerden 24’ü tutuklandı. İşçileri gözaltına almak gelenlerin işçilere nasıl seslendiğini bütün Türkiye duymuştur duymasına da bir de bizden duysun iyi olur.

Güvenlik görevlilerinden birisi, “ne var bizim okulda da tahtakurusu vardı” derken bir başkası, “biber gazı sıkın da tahtakurusundan kurtulsun itler” diye bağırıyor. Bir diğerinin söylediği ise daha ilginçti. “Havaalanının açılışına şu kadar gün kalmışken bu da neyin nesi?”

Şimdi siz bu güvenlik güçlerinin tavrının nereden kaynaklanmış olduğunu kavradınız mı? Adamların ne kanun taktıkları var, ne de insani bir anlayış. İşçilerin üzerine sürülmüş sarayın savaş gücü sanki mübarekler. İşte bu yüzden bu kadar özdenetimden yoksunlar ve bir yerlere yaranma peşindeler.

Cargill işçileri İstanbul’a geldi mi, geldi. Polisin yasaklama isteğine karşın Ataşehir’in göbeğinde oturma eylemleri yaptılar mı yaptılar. Bu arada Flormar işçilerinin dayanışma eylemlerine tanık olduk mu, olduk. Yves Rocher işçilerinin direnişi sonucu neler olmuş bu iş yerinde dersiniz? Kalifiye işçiler atıldıkları için hem kalite düşmüş hem de üretim. Anı Tur’un işçileri de dayanışma yürekliliğini göstererek duvara bir tuğla da onlar koymuşlar.

Cargill’i biliyorsunuz. Sağlıksız şeker üreten dünya çapında dev bir şirket. Bu şirketin ürettiği şekerin sağlıksızlığı çok önemli. Çünkü bu şirketin yüzünden Türkiye’de Cumhuriyet’in yaptığı ne kadar şeker fabrikası varsa satılıp şeker pancarından şeker üretilmesine son verildi. Yani bizler bundan sonra sağlıklı şeker değil de yapay tadlandırıcılarla sağlığımızdan edileceğiz. ABD’ye karşı höt-zöt deyip duran saray iktidarı iş Cargill’e gelince niye sesini çıkarmaz acaba? Hani ABD’nin koyduğu yaptırımların bir benzerini de biz uygulamıyor muyduk ABD’ye karşı?

Bugünden sonra işçilerin eylemleri her geçen gün artarak devam edecek. Çünkü bir yanda ülkede görülmemiş bir ekonomik kriz var diğer yandan işçilerin sık sık işten atılmaları söz konusu. Atılan işçilere baktığınız zaman hak arayan işçiler olduklarını görüyorsunuz. Yukarıda adını belirttiğim birçok işyeri bir kararla kolaylıkla işten atılan işçileri geri işe alabilir ama almıyor. İşçilerin devede kulak hak istemelerine olumlu yanıt verebilir ama vermiyorlar. Niye? Çünkü patronlar da biliyorlar ki bu yol açılırsa sırada bekleyen pek çok işyeri var haklarını istemek için ayağa kalkacak. Bu yüzden de en küçük geri adım atmıyorlar. İşçilerin isteklerini kabul etmemekte ayak diriyorlar.

İyi tamam da bu böyle nereye kadar sürdürülebilir? İşçiler yok pahasına sağlıksız iş koşullarında, sendikasız nereye kadar çalıştırılabilirler? Bence bu balon yeterince şişti patlaması ise kaçınılmaz. Yani ama bugün ama yarın patlayacak. İşçiler hak istemek için yollara düştüklerinde ise sınıf dayanışması neymiş bir güzel öğrenecekler. Bugüne kadar iktidarla birlikte işçilerin canına okuyarak sürdürülen patron dayanışmasının karşı dayanışmayı da yaratacağına ve hatta yer yer yaratmaya başladığına da tanık olacağız.

Olup bitenleri abartmadan ama Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak elimizden geldiğince işçilere sınıf bilinci vererek ve onların siyasallaşıp kendi partilerinde yer almalarını sağlayarak inanıyorum ki daha sağlam kaleler yaratacağız.

Kaleler savunmak içindir biliyoruz.

Ancak kale dışına çıkmamız ve kararlılıkla mücadeleyi sürdürmek gerektiği inancıyla sınıf kardeşlerimizin dayanışma ve mücadelelerini de partimizin güçlenmesini sağlamanın yollarını da açacağız diyorum.

Sonra?

Sonrası kriz varmıymış, yokmuymuş, manipülasyonmuymuş, değilmiymiş bu içeriksiz uydurmaları halka anlatmak için çırpınanlar düşünsünler.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA