turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SÖZ AĞIZDAN ÇIKAR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

29 EYLÜL 2018

Şu Amerikalı papaz Brunson’u az tartışmadık. İktidarın birinci adamından sonuncu adamına kadar herkes işin içinden casus dedi çıktı. Casus aşağı casus yukarı konuşulurken Amerika’da işe en tepe yöneticisi katında sahip çıkarak tartışmayı daha da boyutlandırdı. Öyle ki konu ile ilgili Trump 2 söylediyse Recep Tayyip Erdoğan ondan aşağı kalacak değil ya o da kalktı 5 söyledi. Bu tartışmalar bu dozda sürerken bir de baktık gördük ki Türkiye ekonomisi krizi üstüne kriz yaşıyor. Recep Tayyip Erdoğan’sa konuyu manipülasyonla açıklayıp Amerika’yı kast ederek; “onların doları varsa bizim de Allah’ımız var” diyor

Tartışmaların bir türlü hızı kesilmiyor. Gerginlik her alanda arttıkça artıyor. Öyle ya Allah’ın papazı ülkemize gelecek casusluk yapacak bizim elimiz armut toplayacak değil ya bizde derdest edip atmışız zaten papazı içeriye. Üstelik söylendiğine göre bizde yargı var, ne karışır ki iktidar yargının işine değil mi? Vallahi yalandan mıdır yoksa gündemin bu kadar hızlı akışından mıdır başımız döndü desek yeri. Bir bakıyorsunuz öyle söylenmiş, bir bakıyorsunuz başka türlü. Hangisi doğrudur hangisini temel alacağız bizler de şaşırdık.

Biliyorsunuz Amerika ve Avrupa ile ilişkilerimiz bozuldu. Bunun düzeltilmesi gerekecek ya nasıl olacak doğrusu bizler de bilemez durumdayız. Biliyorsunuz Almanya ekonomik açıdan Avrupa’nın en sağlam ekonomisine sahip. Üstelik de bizimle alışverişi de bir hayli yoğun. Geçmişte gazeteciler yüzünden tartışma çıkmıştı da bir türlü arayı düzeltemeyip saray iktidarı gerginliği daha da arttırmıştı biliyorsunuz. Tıpkı Amerikalı Rahip Brunson gibi Deniz Yücel de casuslukla suçlanıyordu. Konu ile kim bir şey söylese ağzının payı veriliyor “casus” denilerek susturuluyordu. Bir gün o casuslukla suçlanan Deniz Yücel sözüm ona bağımsız Türk yargısı tarafından serbest bırakılıverdi. O da önceden hazırlanmış uçakla Almanya’ya uçuverdi. Şimdilerde Deniz Yücel’i kimsenin anımsadığı bile yok. Saray uydurması casusluk sözleri böylelikle havada asılı kalmış oldu.

İlişkilerin kötü olması Almanların da Türkiye’nin de işine gelen bir durum değildi. Bu yüzden de Recep Tayyip Erdoğan Almanya’ya gidip Merkel’le çeşitli konuları görüştü. Merkel işin ekonomik yanına akılcı davranıp uyar sözler ettiği halde o yine Türkiye’de içerde gazetecilerin olduğunu söylemekten geri durmadı, yargı konusuna eleştiriler getirdi. Eh durum bu olunca da soğuk havayı kırmak olası değildi, ilişkiler yeniden kurulsa bile soğukluk aynen kaldı. Bunun üzerine Recep Tayyip Erdoğan; “Almanlar da nasıl yargı varsa bizde de var” diyerek altta kalmak istemediyse de durum kabak gibi ortada. Bizdeki de yargı mı yargı işte. Erdoğan’da zapt edilemeyen bir öfke fışkırması var. Bizler Can Dündar’ı severiz sevmeyiz o başka, ama Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından suçlayıcı sözler o kadar kolay çıkıyor ki bunları geriye dönüp düzeltmeye kalksan olanağı yok. Neymiş efendim Can Dündar casusmuş. Eee, Deniz Yücel’de casustu ne oldu peki? Ya da bugüne kadar Rahip Brunson için söylenen casus suçlaması yarın bırakılırsa niçin söylenmiş oldu dersiniz?

Yok be kardeşim, bu kafa hayra alamet bir kafa değil. Daha dün milletvekili olan Eren Erdem’i paldır küldür içeri aldılar. Duruşmaya bile çıkamadı ama yargı tutukluluğunun devamına karar verip Eren Erdem’in içerde kalmasına hükmediverdi. Ne kötü bir durum değil mi? Üstelik Eren Erdem’i kollayacak ne Amerika var ne de Almanya. Partisi CHP’nin ise sanki yapacak hiçbir şeyi yokmuş gibi eli kolu bağlı. Nal topluyor desek bu söz CHP’yi açıklamaktan çok uzak. Parti içindeki fokurdamadan sıra Eren Erdem’e gelmiyor bile. Olup bitenler öylesine olağan karşılanır olmuş ki bu durumda gerçekten kim güvenir de CHP’ye oy verir bunu parti yönetimi bilmez mi acaba? Bugün Eren Erdem sahipsiz, kimsesiz gibi kalıvermiş ortada. İkinci parti konumundaki CHP’nin bu hallerine bakıp da bir iktidar ışığı olası mıdır? Hem önümüzdeki yerel seçimlerde böyle bir parti elinde ne varsa onu da yitirmez mi? Alamete binmiş kıyamete gitme halleri ile AKP’yi ve sarayı durdurmak olası mıdır?

Cumhuriyet denildi, elden gitti. Cumhuriyet’in kazanımları denildi, yerinde yeller esiyor. Bugün tarikat kılıklı herifler okullarda çocuklarımıza ders verir hale getirildiler. CHP’liler biz varken cumhuriyete bir şey olmaz dediler ama hepsinin içi fos çıktı. Bu kafa ile TBMM’deki varlıklarının da bir anlamı kalmamışken bunlar kime ve neyi anlatıyorlar dersiniz?

Eren Erdem ve diğer başka kadre uğramışlar için ülke çapında kampanya bile başlatmaktan aciz bir parti İstanbul’u, Ankara’yı hatta İzmir’i nasıl kazanacak bir bilen var mı? Ya da ne bileyim faşist bir iktidarın aksesuarına dönüşmüşlük ülkenin önünü açıp yitirdiklerimizi geri kazandırabilir mi?

Göreceksiniz, bunların hiçbirisi olmayacak. Bu durumda halkımızın geriye bir tek seçeneği kalıyor o da sosyalist bir partidir, sosyalist bir partinin güçlendirilmesidir. Böyle bir parti var mıdır diye soranlara da sözümüz var.

Siz yoksunuz ya Türkiye Sosyalist İşçi Partisi kurulduğundan bu yana var oldu ve de hep var olacak.

Duyurulur.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA