turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


FAİZ HARAMDIR BAYLAR!

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

4 EKİM  2018

Recep Tayyip Erdoğan’ı her dinlediğimizde şimdi ne olacak diye düşündük. Merkez Bankası başkanlarıyla az atışmalarına tanık olmadık. Merkez Bankası başkanları işlerin böyle götürülemeyeceğini faiz ve kur ayarlamalarının yapılması gerektiğini her söylediklerinde topa tutuldular. İki de bir de saraya çağrılıp kulakları çekildi. Öyle anlar oldu ki hadlerini bilmez bile ilan edildiler. Yani Recep Tayyip Erdoğan hani ekonomi tahsil etmişti ya bu konuda bilgili de sayılır o ne derse ayak direye direye de olsa dediklerinin dışına çıkılmak zorunda kalındı. Faizler arttı, TL döviz karşısında gitgide erimeye başladı. Baktılar gördüler ki durumu düzeltmenin olanağı yok Mehmet Şimşek’i de yanına alan Damat Berat Albayrak İngilterelere geziye çıktı. Geziye çıktı dediysek sandığınız gibi İngiltere devlet yetkilileriyle görüşmek için değil, orda bulunan finans çevreleriyle buluşmak ve para isteğinde bulunmak için. Sonuçta finans çevrelerinin para vermeleri için faizlerin arttırılacağı, TL’nin değerinin düşürüleceği bile kabul edildi.

Ne var ki yapılan girişimler istenilen sonucu vermediği gibi ne faizlerin yükselişi durdurulabildi ne de TL’nin dolar karşısında erimesi. Saray iktidarı ve AKP çevreleri şaşkındı. Ortada bir suçlu vardı ki bütün bu dertler heyula gibi bu ülkenin tepesine çullanmıştı. Gerçekler konuşulamazdı. Üstelik 24 Haziran seçimleri vardı. Eğer iktidar ekonomiyi batırdığını söylemek zorunda kalırsa ne cumhurbaşkanlığı seçimleri kazanılırdı ne de milletvekili seçimleri. Seçim sırasında yaşanan ekonomik yıkımın üzerinde fazla durulmadı. Denilen şey özetle şuydu; siz bize oylarınızı verin ekonomiyi uçuralım. Dolar molar sorunu mu diyorsunuz verin bana oylarınızı ben kısa sürede çözerim evvel Allah. Bu da Recep Tayyip Erdoğan’ın meydan konuşmalarıydı özet olarak.

Seçimler bitti. 100 günlük ekonomik bir plan hazırlandı ama ekonomide tık yok. Her şey daha da kötüye gidiyor. Yeterince para bulunup borçların günü gelen faizleri ödenemezse nelerle karşılaşılacağı gerçekten belirsiz. 100 gün unutulup gitti. Akıllarda izi bile kalmadı. Sonra iş çevreleriyle toplantılar yapıldı. İş çevrelerinden itiraz sesleri yükselmedi pek. Hatta öyle ki Güler Sabancı gibiler Berat Albayrak’ı Enerji Bakanlığından tanıyorlardı, nasıl Enerji Bakanı iken güzel şeyler yapmışsa Maliye ve Hazineden Sorumlu Bakan olduğunda da güzel şeyler nasıl olsa başaracaktı. Sizin anlayacağınız ortada iş dünyasını sıkan bir şey yoktu. Hadsiz, hudutsuz ne güzel para kazanıyorlardı onlar. Berat Albayrak’ı övmeyecekler de kim öveceklerdi?

Belirsizlik ve yıkım daha da azarak sürerken saray aymaya başladı. Şimdiye kadar Türkiye’de ekonomik krizin falan olmadığı söyleniyor, bunlar hep ABD ve yabancı çevrelerin işi deniliyordu ama gerçekler çok daha derindi. Bir an önce gerçeklere dönülmezse ortada ne saray ne de AKP’nin kalması bile zorlaşmıştı. Böylece bizim dinci, imancı faiz karşıtı Recep Tayyip Erdoğan ve çevresindekiler harekete geçtiler. Hem faizler yükseltildikçe yükseldi hem de kur ayarlaması inkar edilmekten vazgeçildi. Zaten seçimlerin hemen sonrasında yağmur gibi yağan zamlar ise arka arkaya geldi. Ekonominin kendi bildikleri yöntemlerle düze çıkarılamayacağını anlayan saray iktidarı olağan yolları bile bırakarak kamuoyunda çok eleştirileceğini bile bile denetimini 16 bakanlığı içine alacak şekilde ne olup olmadığı bilinen McKisney şirketine havale etti. Bu süreç içerisinde IMF’den söz bile edilmedi. Edilemezdi de çünkü IMF demek kemerleri sıkmak demekti. IMF ile popülist hiçbir adım atamazdınız. Öyle ki iktidarın sadaka ile besleyip oyunu aldığı 14 milyon insana bile para verilemeyebilirdi. Bir diğer önemli nedense iktidarın 16 yıllık süre içinde nasıl yolsuzluklara battığı bir gerçekti. IMF denetiminde bunlar bile gündeme gelebilir, yeni yolsuzluk yapılması da mümkün olamayabilirdi. İşte bu yüzden Saray iktidarı denetim için çok da aramaya gerek kalmadan zaten kendileri için tanıdık da olan McKisney şirketini buldu.

Bu şirket parasını alır, pekâlâ Türkiye’ye kredi açılması için dünyanın çeşitli finans çevrelerini de yüreklendirecek raporlar yazabilirdi. Gerçi bu raporlara bakıp da Türkiye’ye yatırım için gelecek yabancı sermaye veya kredi verecek bir kurum bulunur muydu orası meçhuldü ama denemekte de bir bir sakınca yoktu. Bugün Saray iktidarının en tehlikeli sularda kulaç atıyor olmasının nedenini iyi kavramak gerekiyor. Çünkü saray iktidarı bıçak sırtında bir konumda. Her an bu tarafa da öteki tarafa da düşebilir.

Faiz konusunu, yerlilik, millilik palavralarını ise kimse kafasına takmamalıdır. Çünkü bunlar için kazan/kazandırın ötesinde bir felsefe yoktur. Konuyu daha iyi anlamak mı istiyorsunuz, o zaman geçen yıl Diyanet İşleri Başkanlığı’nın haram dediği faizden ne kadar para kazandığına ve kaç milyar lira harcadığına bakmanız yetecektir.

Çünkü bunlar için kazanç kutsaldır, yeter ki kazananlar kendileri olsun gerisi fasa fisodur.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA