turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEMOKRASİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

5 EKİM  2018

Recep Tayyip Erdoğan sarayda akademisyenleri toplamış ve onlara öyle bir nutuk çekmiş ki demeyin gitsin. Sözlerinin arasında hiç kuşku yok ki en dikkati çeken şey; medya ile demokrasi olmayacağı yönünde söyledikleriydi. Bu sözleri dinleyen sözüm ona oraya giden akademisyenlerden hiçbiri ne orada ne de oradan çıktıktan sonra konu ile ilgili olarak ağızlarını bile açık tek söz söylemiş değiller.

Şu medya konusuna kısaca değinelim bir.

Recep Tayyip Erdoğan’ın medyadan korktuğu gerçeğini bilmeyenimiz yoktur sanırım. Ülkede belli başlı ne kadar gazete, televizyon ve radyo varsa salt bu yüzden yandaş hale getirilmiş durumda. Medya sahiplerinin bazıları korkutularak bazıları yandaş hale getirilip paraya ve pula boğularak teslim alınmışlar ve böylece Recep Tayyip Erdoğan ve iktidarını eleştirip haber yapacak bir avuç gazete, televizyon ve radyo dışında ortada hiçbir şey bırakılmamıştır. Gazetecilerin hemen hemen yüzde doksanı işlerinden olmuşlar ve gazetecilik görevlerini yerine getiremez hale getirilmişlerdir. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan medya ile demokrasi olmayacağına inanmaktadır. Eğer elinden gelirse geride kalan birkaç gazete, televizyon ve radyoyu da ya susturacaktır ya susturacaktır. Çünkü yukarıdaki sözlerin sahibi medya ile demokrasinin olmayacağına kendisini inandırmakla kalmamış bu konuda attığı adımlar da bütün çıplaklığı ile ortadadır.

Evet, haklıdır. Medya ile demokrasi olmaz ama medyasız ve ele geçirilmiş medya ile kesinlikle diktatörlük ve faşizm tıkır tıkır işler.

Şimdi gelelim dün sarayda diyanet görevlilerine yaptığı konuşmaya.

Recep Tayyip Erdoğan bu kez de kendisini dinleyen ve hiçbir şeye yaramadığı tescilli diyanet görevlilerine şöyle diyor: “Toplumu cami odaklı bir hayata hazırlamalıyız.”

Nedir cami odaklı bir hayat?

Bana göre cami odaklı hayat hiçbir işe yaramazlığın tescilidir. Ve zaten bu yolla istenen şey insanları yaşamın dışına çıkararak teslim almaktır. Teslim alınanlarsa olup bitenlere asla itiraz etmezler. Bu yüzden de toplumu bu tür yaşama yönlendirenler istedikleri gibi toplumu yönetme fırsatını da ele geçirmiş olurlar. Daha da önemlisi 1500 yıldır camilerde imamların verdiği vaazlara baktığınız zaman görürsünüz ki aynı şeylerin yinelenmesinden ibarettir. Onca yinelenen sözlere karşı insanlar ne ahlaklı olurlar ne dürüstlük sıfatı elde ederler ne de zalimliklerinden küçücük bir şey eksilir. Bu yüzden de camilerde verilen vaazların hiçbir önemi yoktur. Dahası insanlar uysun diye sürekli Allah korkusu pompalanıp durur ki kimsenin Allah’tan falan korktuğu yoktur. Öyle ki pek çok kimse Allah’ın bol olduğu insanların olmadığı yerlerde rahat rahat en akla gelmez suçları işlemekten çekinmezler. Eğer çekinselerdi İslam ülkelerinde katledilen 10 insandan 9’u bir Müslüman tarafından katledilmiş olmazdı.

Din ve dindarlık üzerine kurulan bir yaşam tarzının bir önemi yoktur ama insanların aşı, işi, evi barkı, özgürlüğünün olması çok daha önem taşır. Bu yüzden de birtakım ritüelleri gerçek yaşamın önüne geçirmeye kalkmak yalanın en büyüğüdür. Bu yüzden de İslam dünyası yalan yanlış binbir çeşit davranış şekliyle insanlığın iliğini, kemiğini kurutan bir davranış içindedirler. Dün Üsküdar’da bir caminin yıkılışı ile gündeme gelen bir tartışmaya tanık oluyoruz. AKP cami yıkıyormuş oysa Recep Tayyip Erdoğan CHP’lilerin cami yıktıklarını söylüyormuş. Gerçekten de camileri bu kadar kutsallaştırdınız mı tartışma yerine safsata üreteceğiniz de kesindir. Çünkü camiler Allah tarafından yapılmış ve oraya konulmuş değildir. Bu yüzden de gerek duyulduğunda yıkılabilir. Yerine daha yararlı şeyler yapılacaksa buna karşı çıkmak gerçekten de boş bir tartışmanın içinde olmak havanda su dövmektir.

Geçen gün bir televizyon halka mikrofon uzatıyor ve soruyor. “Allahüekber ne demektir” diye, mikrofon uzatılanların hiçbirisi doğru yanıt veremiyor ama hepsi Müslüman olduklarını söylüyor. Sonra; “Leilahe illallah Muhammeden resulullah” sorulduğunda da aynı yanıtlar geliyor. Yani insanlar bir şeye dayanma, güvenme gereği duyduklarında Allah’a inanma gereği duyuyorlar hepsi bu. Şimdi bu kadar yalın olan bir anlayışı Recep Tayyip Erdoğan’ın dile getirdiği gibi hayatı cami odaklı hale getirsek var ya bu açıktan açığa hayatı öldürmektir ve de gerçek yaşamda hiç mi hiçbir karşılığı yoktur. Bir ilginçlik daha söylemek isterim, ben biliyorum ki AKP’lilerin büyük çoğunluğunun çocuklarını camiye sokamadıkları bir gerçektir.

O çocuklar AKP’lilerin çocukları da olsalar cami odaklı hayatın gerçek hayatta karşılığının olmadığını onlar da biliyorlar çünkü dünyanın her yerinde ne oluyor ne bitiyor isteyen herkesin öğrenmesi bir bilgisayar tuşu kadar kolaylaşmıştır.

Bilmem anlatabildik mi?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA