turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEMOKRASİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

8 EKİM  2018

Sağcı, faşist ve dinci imancı kesimlerin solcular için söyledikleri ağır sözler yeni değildir. Geçmişte sözünü ettiğimiz kesimler sürekli olarak solcu ve sosyalistleri kökü dışarıda olmakla suçlar ve onlara sürekli olarak Moskof uşağı suçlaması yapardı. Hem öyle ki adı sanı bilinmez bir yerleşim yerinde adı solcu ve komüniste çıkmış kim varsa onlara göre sürekli olarak Moskova'dan para ve talimat alırdı. Kimilerinin suçlanmasında öyle ileri gidilirdi ki bunlar radyo dinliyor olsalar Moskova’yla telsizle haberleşiyorlar diye suçlanırlardı.

NATO aracılığı ile yürütülen komünizm karşıtlığı propagandasının arkasından bir de baktık gördük ki ülkemizde solcu ve sosyalistlere karşı şiddet kullanmak ve ABD’nin uşaklığını yapmak için Komünizmle Mücadele Dernekleri, gençlik örgütleri, kurdurulmuş MHP de bu kuruluşun içinde eylemli olarak yer almış. Komünizmle Mücadele Derneklerinin Kurucuları arasında ta o zamanlardan keşfedilip devşirilmiş olan Fethullah Gülen ve AKP’nin kurucuları arasında yer alan önemli isimler var. Tabi MHP’de de.

Geçmişin öyküsünü uzun uzun anlatıp sizi yoracak değiliz. Ancak bu yapılanmalar aracılığı ile Türkiye’de 5000’in üzerinde cinayet gerçekleştirildi. İnsanlar evinden, barkından işinden oldular. Bu bahane ile ABD’nin uşağı generaller tarafından 12 Eylül Faşist darbesi gerçekleştirildi ve idamlara, korkunç işkencelere, ağır mahpusluklara tanık olduk ve bütün sol ve sosyalist örgütler dağıtılırken sağcı, faşist, dinci ve gerici çevrelerin ise sırtları sıvazlanıp serpilip gelişmeleri sağlandı.

Şimdilerde aynı sağ, dinci ve faşist kesimler; solcu ve sosyalistleri bu kez Moskof uşaklığı ile suçlayıp yukarıda belirttiğimiz gibi Moskova’dan para ve emir aldıklarının propagandasını yapmıyor ama bu kez başka bir yöntem kullanıyorlar. Çünkü artık Moskova ile iş yapmak onların tekelinde.

Yazımıza başlarken bu suçlamaların önemli olduğunu söylemiştik. Önemli çünkü bu yolla kafası kireçlendirilen yığınların iradeleri teslim alınıyor ve bu yığınlar tıpkı geçmişte olduğu gibi solcu ve sosyalistleri birer ülke düşmanı, hain, kökü dışarda suçlamasıyla suçlayarak yalanın merkezine oturmuşlar iktidarlarını kuzu kuzu yürütebilsinler düşüncesi taşınıyor.

Hani bir rahip bir gün bakıyor Hitlerin SS’leri gelip komünistleri götürüyorlar ama rahip bizden değil düşmanımızıdır diye sesini çıkarmıyor sonra sosyalistleri, sonra sosyal demokratları götürüyorlar yine sesini çıkarmıyor. En sonunda sıra kendisine gelince bir de bakıyor ki sesini çıkaracak dışarıda kimse kalmamış ya o hesap, bizde de sağcılar, faşistler ve dinciler sürekli olarak sosyalistlere ağır suçlamalarda bulunurlar ve kimsenin sesi çıkmazdı. Bu yüzden de toplumda koro halinde solculuk ve sosyalistliğe karşı düşmanlık yaratılmış olur böylece de sözünü ettiğimiz kesimler amaçlarına ulaşmış olurlardı. Bunları uzatmaya gerek yok herkes bilirdi. CHP’liler bu suçlamalara sesini çıkarmaz, nasıl olsa bize söylenmiyor diye öylecene bir kıyıda bekler dururdu.

Peki, şimdi ne oldu? Suçlamalar yön değiştirmiş olsa da değişen bir şey yok yine aynı tas aynı hamam sürdürülmeye devam ediliyor. Yalnız burada durum biraz değişti. Artık CHP ve yöneticileri de bu tür suçlamaların öyle dolaylı falan değil doğrudan tarafı haline getirilmiş durumda. Partisinin Kızılcahamam toplantısında konuşan Recep Tayyip Erdoğan’ın söyledikleri sözler bugün tam da söylediklerimizi ifade ediyor.

Bakın ne diyor Recep Tayyip Erdoğan?

“SEKİZ ŞEHİDİMİZİN PERDE ARKASINDA HDP VE CHP VAR”

Bu suçlamayı Sabah Gazetesi denilen paçavra başlık yapmış. İşin içinde kan dökülmesi olduğu için de HDP ve CHP isimleri kırmızı yazılmış. Konuyu gerçeklere dönüp anlatmayı yararsız sayıyoruz. Çünkü CHP’yi bu şekilde suçlamanın doğrularla hiçbir ilintisi yoktur. Ancak geçmişte yapılan suçlamalar nasıl kontrgerillanın aklıyla yapılmış ve hepsi fos çıkmışsa bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP ve yöneticileriyle ilgili söyledikleri de hem koskoca bir yalandır hem de tehlikeli bir suçlamanın ülkeyi nerelere sürükleyeceği açısından üzerinde dikkatle durulması gereken bir davranıştır. Bu tür suçlamayı Recep Tayyip Erdoğan salt iktidarını ne pahasına olursa olsun sürdürmek için mi yapar ya da arkasında kontrgerilla gibi bilinmeyen bir güç mü vardır bilinmese de sonuçları açısından ülkenin uçuruma itilmesi anlamına gelen bir içeriktedir ki bunun hesabını kimse veremez.

Sonuç olarak komünistlikle de, teröristlikle de dün suçlananlar solcular ve sosyalistlerdi, CHP’de bu suçlamalar karşısında suspus vaziyetteydi. Şimdi ise suçlamalar doğrudan her dört kişiden birinin oyunu almış bir partiye ve bu partinin üye ve sempatizanlarına yapılmaktadır ki bu tür yaklaşımla kim ülkeyi nereye götürmek istiyor çok da belirsiz değildir.

İşte o zaman böylesine ağır ve tehlikeli etkisi olan bu propaganda yönteminin dalgasını kırmak bugün sosyalistler başta olmak üzere faşist, dinci, gerici olmayan tüm çevrelere düşmektedir.

Uyanık olalım aklımızı başımıza alalım.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA