turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


KRİZİ KONUŞA KONUŞA…

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 EKİM  2018

Hemen her gün krizle ilgili konuşmalar ve tartışmalara tanık oluyoruz. Sol ve sosyalist görüşlü kimselerin değerlendirimlerine baktığımız zaman anlıyoruz ki bir tarafta bilimin yol göstericiliği dışa vururken diğer yanda ise sadece ve sadece safsata ile karşılaşıyoruz. Krize sol ve sosyalist görüşler ışığında görüşler getirenler hemen her defasında haklı çıkarlarken mevcut durumu savunan vurguncu ve soyguncuların dilbazları ise dibe battıkça batmaktan yakalarını kurtaramıyorlar. Bugüne kadar saray iktidarı ve onların hık deyicilerinin her dediği fiyasko ile sonuçlandı. Şimdi ise yeni bir kampanya başlattıklarını söylüyorlar ki bu da içi boş koskoca bir yalan, üstelik de bu yapılanlar işçilerin, emekçilerin kısaca tüm çalışanların ortaya çıkan enflasyon sonucu maaşlarına yansıtılması gereken zamları önlemek amacı taşıyor.

Neymiş efendim en temel maddelerden adını bilmediğimiz diğer kalemlere kadar bindirilen korkunç zamlar yapıldı ya şimdi o zamlardan 50 kalem mala %10 indirim getirilecekmiş. Bunun için seçilen kalemlere baktığımız zaman anlıyorsunuz ki iktidar bir kez daha Alicengiz oyununa başvurmuş. Bir yandan onca zam yapıp o fazlalıklardan düşürmeye gidiliyor diğer yandan ise ikinci dereceden önemi olan mallar yer alıyor bu indirimin içinde.

Böylesine alavere, dalavere ile karşı karşıyayız ve yaşanan krizin boyutları büyük. Bütün bu gerçeklere karşın ise işçiler ve emekçiler hem ekonomik hakları için örgütlenmeleri gereken sendikalarda örgütlü değiller hem de siyaseten örgütlü değiller. Bu da saray iktidarının işini kolaylaştırırken emekçiler açısından büyük bir eksikliğe işaret ediyor. Sol ve sosyalist görüşlü kimselerden gelen açıklamalara baktığımız zaman yaşanan bu büyük haksızlık karşısında patlamalar yaşanması gerekir ama patlamalar olmuyor. Olabileceğini düşünenlerin hayalleri de gitgide bir umutsuzluğa dönüştüğü için ortada kimseye heyecan verecek bir durum yok. Haydi diyelim böyle bir patlama oldu, böylesine örgütsüzlük boyutunun üst perdelerde seyrettiği bir ülkede ayağa kalkışın saman alevi gibi sönebileceğini bilemiyor, göremiyorsak söylemek isterim ki saf bir yanımız var. Dahası bizim düşüncemizi defalarca doğrulayan cumhuriyet tarihi boyunca onca örneklerimiz var. Eğer istersek; bu bilgilerimizi AKP iktidarı ile birlikte yaşadıklarımızla tazeleyebiliriz.

Birçok şey sayabilirim de sadece ve sadece Gezi gösterilerini anımsatsam bu ülkede bu mücadelelere öncülük edecek bir siyasi parti olmadığı sürece herhangi bir şeyin olacağı da yoktur. Sözü uzatmadan 200 yıllık süreç içinde gördük ki kapitalizm bunalımları sonucu yıkılıp gitmiyor. Yıkacak, bu yıkıma öncülük edecek bir özneye yani partiye gereksinim var. Her şey bu denli açıkken işte tam da burada bazı kimselerin sol ve sosyalist soldan analizler yapmasının bir değeri yok. Yok, çünkü bu arkadaşların sanki gündemine parti gerçeği hiç mi hiç girmiyor. Ya da ne bileyim bu çok önemli gerçeğe burun kıvırıp geçiyorlar ve çeşitli savlarla var olan nesnelliği küçümsüyorlar.

Ortada denizi dalgalandıracak bir durum olmadığı gibi örgütsüzlük de diz boyu. Ülkede sınıfın ekonomik, demokratik, sosyal haklarını savunma anlamında bir ölçüde DİSK’i saymazsak ortada doğru dürüst sendikaların bile olmayışı, çeşitli örgütlenme biçimlerinden uzak bir halin yüksek boyutlarda seyredişi nedeniyle birbirlerini diyalektik olarak tetiklemesi gereken örgütlülük hali de bu ortama bağlı olarak büyük ölçüde işlevsizdir. Bir önemli noktada kuşku yok ki, içinde bulunduğumuz durumla yakından ilintilidir. Dinci, gerici, faşist bir ortamın içindeysek ki öyleyiz, geniş halk yığınlarını faşizme karşı birlikte mücadele edilmesini sağlayan bir mücadele ortamı da yaratmalıyız. Bazı sol kesimler solculuk yapmak adına kendilerini bu gerçeğin dışında tutarak sosyal demokrat görüşler taşıyanlara karşı haklı eleştiriler getirseler de gerçeği yeterince gördükleri söylenemez. Çünkü faşizme karşı mücadelede çok geniş yelpazede yer alan politik akımlar olmalıdır olacaktır. Devrimcilik tam da faşizme karşı mücadelede büyük bir kesimi düzen içi ilan ederek bilinmelidir ki daha iyi yapılamaz. Faşizme karşı mücadele konusunda bile kafaları karışık olanların reçetesi ile parti olunamadığı gibi sistemi parçalayıp sosyalist sisteme hiçbir şekilde geçilemez. İşin sadece lafı edilir ki eğer bize bu sözler yetiyorsa bu gibi yapılara ben de derim ki sonsuza kadar kendi güçsüzlüğünüzü tartışır durursunuz ama asla sandığınız Marksist/Leninist bir parti olamazsınız.

Kimi sol ve sosyal demokrat partilerle işbirliği yapılmaz değil yapılır. Burada dikkat edilmesi gereken şey ideolojik farklılığın ve örgütsel bağımsızlığın tartışmasız korunmasıdır. Aslına bakarsanız konu bu kadar arı olduğu kadar akıl erdirilemediğinde de içinden çıkılamayacak kadar kimileri için karmaşıktır.

Partimiz Türkiye Sosyalist İşçi Partisi kendisini bu bağlamda korkusuz sayar çünkü ideolojik netliği ve örgütsel bağımsızlığını her koşulda korur, mücadelesini de bu gerçekler ışığında yürütür.

Silkinme ve ileri atılma konusunda da bildikleri yok değildir ancak öyle ki parti olarak bizler alışkanlığımızı önce iğneyi kendimize batırarak sonra çuvaldızı başkalarına batırarak değiştirebilir, devrimci bir sıçrayışa kendimizi hazırlayabiliriz diye düşünürüz.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA