turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AL PAPAZI VER PAPAZI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

13 EKİM  2018

Neler yaşadık neler konuştuk. Adam teröristti, teröristlerle işbirliği yapıyordu ve hatta casustu. Bizde bağımsız yargı vardı ve de bu bağımsız yargıya kimseler karışamazdı. Amerika papazı istedi, Recep Tayyip Erdoğan “eyy” çekti. Aramız bozuldukça bozuldu. Türkiye’nin ekonomisine el attı elin Amerikalısı. Dolar fırladı, ekonomik çöküş başladı. Diyebiliriz ki ülkemizde kolay kolay içinden çıkılamayacak, çıkılsa da hesabı verilemeyecek ekonomik bir kriz yaşandı yaşanıyor. Saray iktidarı ve bu iktidarın şakşakçıları kriz mıriz yok deyip ABD’nin manipülasyonuna işaret ettiler. Dolarlar yakıldı, sözüm ona Amerikan menşeyli cep telefonları kırıldı. Halkın karşısına çıkıp “onların dolarları varsa bizim Allahımız var” denilerek yurttaşlar gaza getirilerek Yastık altı dolarlarına, paralarına, pullarına altınlarına el atıldı. Gösterişli seanslar düzenlenerek ne kadar fedakâr olduğumuzu gösteren göstermelik dolar bozdurmalar yaşandı.

Öyle bir hava yaratıldı ki birtakım zurnalar Recep Tayyip Erdoğan öl dese öleceklerdi, vur dese vuracaklardı. Hem üstelik bunu göstermek için 24 Haziran seçimleri akşamında İstanbul’da bir parkta yüzlerce insan ellerinde tabanca ve otomatik tüfeklerle toplanıp cayır cayır gökyüzünü yaktılar mermi üstüne mermi döşediler.

Ekonomik tedbirler birbirini kovaladı. 100 günlüğünden tutun da değişik modelleri gündeme getirerek kendi yağımızla kavrulacağımız ilan edildi. Ne yazık ki hiçbiri ülkedeki ekonomik krize çare etmedi. Eh saray iktidarı sırtüstü yatıp sonunu bekleyecek değildi ya gittiler CIA menşeyli ekonomik danışmanlık yapacak olan MCKisney şirketinie16 bakanlığı denetlemek üzere anlaşma yaptılar. Eleştiriler üst üste geldi. Hani öyleydi, hani böyleydi derken eleştirilerden bunalan sözüm ona dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan, McKisney’le anlaşmayı iptal ediyoruz dedi anlaşma da iptal edildi. Kendisini McKisney şirketi nedeniyle eleştirenlere, “hain ve bilgisiz” diyen Damat Berat Albayrak’ın sözleri havada asılı kaldı ama bu sözlerin söylendiğine dair tek söz edilmeyip unutulup gitmesi için arka arkaya başka sansasyonel açıklamalar düştü gündeme.

Ekonomik yangının tam ortasındaydık ama 1960’larda Amerikan Başkanı Cohnson’un yardımcısı Türkiye’ye gelmişmiş de İsmet Paşa da o karşılamada Amerikan bayrağı taşımışmış. Hayda girdik mi yeni bir tartışmanın içine. Taşımıştı, taşımamıştı derken İsmet Paşa’nın hem Türk hem de Amerikan bayrağını elinde tuttuğu anlaşılınca bu kez de çıktı Recep Tayyip Erdoğan; “Ben Türk Bayrağı taşımamış demedim ki” diyerek sözüm ona kamuoyunda yükselmiş olan Amerikan düşmanlığını bakın, bakın İsmet Paşa bile Amerikancı biz ise Amerika’nın karşısına dimdik dikiliyoruz demeye getiren bir hava yaratmak istedi.

Bu kadar mı?

Değil elbette.

CHP’nin İşbankası’ndaki hisseleri de hazineye devredilmeliydi. Başladı mı buradan da bir tartışma. Tam unutulur gibi olurken bu kez de kraldan daha çok kralcı Bahçeli ortaya çıkıp CHP’nin hisselerinin hazineye devri için bir yasa tasarısı getirilirse mecliste destekleyeceklerini söyledi. Ortalık toz duman olduğu için son zamanlarda ABD’nin çeşitli yetkilileriyle yapılan görüşmelerden ise kamuoyu yeterince bilgilenemedi. Alttan alta yürütülen görüşmelerde Amerika ile bozulmuş gibi görünen ilişkilerin düzeltilmesi için saray göbek çatlatmaya başladı. İşte tam da bu sıralarda ABD’den de Türk-Amerikan ilişkileri konusunda övücü sözler birbirini kovaladı. Ne büyük adamdı şu Erdoğan. Hem Rusya’yı hem Amerika’yı idare ediyor iktidarında yuvarlanıp gidiyordu ama şu Rahip Bronson olayı nasıl yapılmalıydı da bir çözüme ulaştırılmalıydı işte burası zor zanaattı vesselam. Çünkü onca laf edilmiş, bir kağnı palavra sıkılmıştı. Yandaşlarda bu palavralara bakıp liderleri ile övündükçe övünmüşlerdi.

Ne diyeceksin rastlantı işte. Kaşıkçı denilen bir adam Suudi Konsolosluğu’na gitti gidiş o gidiş. Ortada imi timi yok. Aranacak, bulunacak şu bu derken pat diye Rahip Bronson’un duruşma tarihi de gelip çattı. Bırakılacak mı bırakılmayacak mı derken saray iktidarı sözcüleri bu kez dilleri ile dişleri arasında biz karışmayız bizde bağımsız yargı var demeçleri patlatıp durumu idare ettiler. Duruşma oldu. Papaza 10 yılın üstünde bir ceza verildi. İyi haldi, indirimiydi, şuydu buydu derken ceza 3 yılın biraz üstünde bir hükme bağlandı. 22 ay yatmışlığı da göz önünde tutularak papazın ev hapsi kaldırıldı. Elektronik kelepçeleri söküldü. Yallah Amerika’ya uçuşu gerçekleşmiş oldu.

Saraydan büyük büyük açıklama.
Bizde bağımsız yargı var.
Papaz casus değilmiş, terörist hiç değilmiş. Teröristlere de büyük çapta yardımcı mardımcı olmamış.

Velhasıl papaz kaçtı.
Alamadık papazı verdik papazı.
Alan memnun veren sıkışmış durumda.
Meğer ne kötü şeymiş şu al papazı ver papazı oynamak.
Şimdi bu konuda ne diyecek dünya lideri acaba?

Bekliyoruz…

 

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA