turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ERDOĞAN’IN GÜNDEMİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 EKİM  2018

Aslına bakarsanız Erdoğan’ın da gündemi yok. O iktidarını sürgit devam ettirmek için içine çokça taktik bir ölçüde de strateji karıştırıp başlıyor toplumu germeye. Hani geril geril nereye kadar? Bu toplum an gelir çatlamaz mı? Bence bu kadar gerginlik değil toplumları tahtadan ve çelikten silahları bile çatlatır paramparça eder aslında.

Ne güzel günlerdi. Elimizde bir Rahip Brunson vardı onun üzerinde çokça Amerikan karşıtlığı yapan Erdoğan, sözüm ona bu karşıtlıktan topladığı puanlarla idare edip gidiyordu. ABD’nin organizasyonu ile esasen yapısal problemleri de olan Türkiye ekonomisi büyük bir krizin içine düşüverdi. Krize karşı başlatılan kampanyalar ve “onların dolarları varsa bizim Allah’ımız var” sözleri bir çare olmadı ve Türkiye borçlarının faizini bile ödeyecek durumda olmadığı için sıcak para isteğiyle çalmadık kapı bırakmadıysa da böylesi müsrif ve krize düşmüş ülkeye kimsenin kredi falan vereceği yoktu tabi. Bu yüzden de Allah karşısında dolar ağır bastı ve ajan, casus, terörist denilen Rahip Brunson serbest bırakılıverdi.

Şimdi kamuoyu ve Aslan Reisçiler bu rahip işini tartışadursunlar, Recep Tayyip Erdoğan’a heybeden yeni turplar almak zorunluluğu düştü. Erdoğan’ın ilk hamlesi İnönü’yeydi. Neymiş İnönü Amerikan bayrağı taşımışmış. Konu tartışıldı ve heybeden alınan bu turp küçük olduğu için de AKP ve saraya fazladan bir şey kazandırmış olmadı. Eee heybede turp mu yok, Erdoğan daldırdı elini heybenin gözüne bir turp daha çıkarıp patlattı kamuoyuna açıklamasını. Bu kez de İşbankası’nda CHP’nin hisselerinden söz ediliyordu. Erdoğan pili bitmiş Bahçeli ile birlikte meclisten bir karar çıkaracaklar ve devredeceklerdi CHP hisselerini hazineye.

Şimdi Hazine sözü geçti ya aklım karıştı doğrusu. Malum hazine dediğiniz coplanderesinde neler olup bitiyor bilemiyoruz bile. Başında da Damat Albayrak var, oh keyfe keder lokum gibi vallahi lokum. Zaten lokum üstüne lokum kaynağını ellerinde tutanlar bu lokum yüzünden gün gelir hastalanıp yatağa düşerlerse şaşırmayın derim. Sağlık bu, kaldırabileceğinin ötesinde vücut her şeyi kaldıramaz ki. Bir de bakmışsınız ki sağlık elden gidivermiş.

Neyse bu konu ile ilgili hukuki tartışmalar yapanların da sayısı az değil. Bu kervana en son Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk de katılmış. Türk’e göre CHP’nin hisselerinin hazineye devri anayasaya aykırıymış. Allah… Allah demek anayasaya aykırıymış ha? Doğrusunu söylemek gerekirse hukuk diye guguğu tartışanlar bizleri hayretler içine düşürüyor. Hani kalkıp; “Eyy Hikmet Sami Türk, kim takar senin hukukunu, anayasanı” diyeceğim sonrasında kafamın tası iyice atacak kendimi frenleyemeyip dalacağım üçkağıtçılar, yalancılar tarlasına artık ne olur gerisini siz düşünün.

Ben hukukun hiçe sayıldığını yüzlerce kez görüyorum da bazıları niye görmezler acaba? Ya anayasa için ne demeli? AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan sahi hangi anayasayı takıp da anayasal olmayan uygulamalarından vazgeçti. Öyle oldu ki Anayasa Mahkemesi kararları bile alt mahkemeler tarafından buruşturulup çöpe atılırken Recep Tayyip Erdoğan tarafından hiçe sayılsa önüne geçebilecek nasıl bir güç var söyler misiniz? Onu da geçtim bugün ilgili yerlere atanan kimselere bir bakın da öyle konuşun. Sizin esip yağdığınız kanun manun diye mırıldanıp durduğunuz sözleriniz etki eder mi?

Geldik, sözün turpun büyüğü gibi okkalısına. Arkadaşlar siyasi partiler niye var? İktidarı yanlış yaptıklarında ya yollarından döndürmek ya da dizginlemek için değil mi? Peki, siyasi partilerin böyle bir işlevi kaldı mı ya da ne bileyim mecliste Salı günleri grup toplantıları dışında kamuoyu oluşturmak için sokağı kullanabiliyorlar mı?

HAYIR!

Öyleyse kimse tıngırdayıp durmasın. İktidarın en yasadışı uygulamalarına karşı birkaç açıklamayla bazı sorunlar çözülseydi ülke bugün bu noktaya gelmezdi. İşçilerin haklarını çiğneyen, yaptığını çürük yapan ve ücret ödemelerinde bile asıl rakamı saklayıp işçilere elden veren ve vergi kaçıran AKP yandaşı patrona bir şey oluyor mu? Onların evlerini gece yarısı polis mi basıyor? Yoksa yargı önüne çıkarılıp tutuklanıp içeri mi atılıyorlar? Bunların hiçbiri olmuyor. Ama 3. Havaalanı işçileri haklarını istediler diye şiddet görüyorlar, gözaltına alınıyorlar, tutuklanıp 34 işçi içeri yollanıyor. İşçilerin derdine hukuk, yasa, masa çare mi?

Değil!

İşte o zaman bizlerin de hakkımız olan isteklerimizi sokağa taşırmak görevimiz olmalı değil mi? Ağlakları dinlemekten yorulduk. Hak aranacaksa haklarımızı sonuna kadar kullanarak aranacaktır. Başka türlü yollar iktidarın aksesuarı olmaktan öteye gitmez gidemez.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA