turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ERDOĞAN İKTİDARI VE DAĞILMA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 EKİM  2018

Görsek de görmesek de AKP ve saray çevresinde hem bir dağılmadan söz edebiliriz hem de çeşitli nedenlere bağlı olarak bir karmaşadan. Öyle ki dün ak dediğine bugün kara diyen Erdoğan’ın hızına kimseler yetişemiyor. Bu yüzden de zaman zaman yollarını şaşıranlar olmuyor değil. Bunların bazıları mevcut iktidara karşı parti kurmaktan söz edecek denli seslerini yüksek olarak çıkarmasalar da epey çoğalmış görünüyor. Kurarlar mı diye soruyorsanız bence Recep Tayyip Erdoğan’ın bu kadar gücü elinde bulundurması nedeniyle oldukça zor. Çünkü böyle bir girişimi isterse Erdoğan kolaylıkla dağıtabilir. Bu nasıl olacak diye soranlar varsa elinin altında isterse her zaman harekete geçirebileceği bir yargı ne güne duruyor değil mi? Uzun zamandır Erdoğan’a muhalif görünen ama bir türlü ortaya çıkıp da muhalif olduğunu bile açıklayamayan Abdullah Gül’ün konumu sadece pısırıklığı ile açıklanabilir mi? Açıklanamazsa Abdullah Gül’ün hazin konumuna nasıl bir yorum getirilebilir hiç düşündünüz mü?

Muhalif gibi görünenleri geçtik, Erdoğan’ı iyi bulan fakat çevresini olumlamayanlar için nasıl bir tanımlama yapılabilir bunları hiç teraziye koyup tarttınız mı? Ya da ne bileyim ağırlıkları nedir kaç okka çekerler bu gibiler üzerinden politika dünyasında söyleyeceğiniz bir sözünüz var mı? Bir de Erdoğan’ın bacaklarına öyle yapışanlar var ki inanın bunlar tekmelenseler de bunları Erdoğan’ın çevresinden söküp almak oldukça zor. Bunlar ki bir elleri yağda bir elleri balda iyi hokkabaz oldukları için geçinip gidiyorlar velhasılı.

Recep Tayyip Erdoğan zaman zaman çevresinde onu oraya atıyor, bunu buraya, olmadı gönderiveriyor. AKP içinde Erdoğan’ın bu yaptıklarının hepsinin de kendine göre bir gerekçesi var. Bu durumdan herkes memnun olmasa da yapılan iş, Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayeti ile ilgili Erdoğan’a epey olumlama kazandırıyor dersek abartmış olmayız

Hani McKisney şirketi kriz nedeniyle 16 bakanlığın ekonomik danışmanlığını yürütecekti ya bunu bize açıklayan Berat Albayrak öyle hevesli sözler söyledi ki, eleştirenlere karşı haddini de sınırını da aşarak ne demişti; “hain ve işbilmez.” Sonra ne oldu? Baktı ki Erdoğan onca laf etmiş, eleştiriler de kendi tarafında gedikler açacak gibi damadımın sözü yerde kalır falan demedi hemen McKisney’le yapılan anlaşmanın iptal edilmesini sağlayıverdi. Bu haliyle de Erdoğan yandaşlarının içinde yanlış yapan kim olursa olsun gözünün yaşına bakmaz dedirttiğini biliyoruz zaten.

Bütün bu yaşananlar bir iktidar içinde niye yaşanır diye bir soru sorsam bu sorunun yanıtı sizde var mıdır bilemem ama bana göre Recep Tayyip Erdoğan hem iktidarda biri olarak bütün gücünü kullanmakta ve kudretini kanıtlamakta, öte yandan da ortada bir muhalefetin olmayışını da suni bir muhalefet yaratarak kolayca çözebilmektedir. Mecliste bulunan muhalefete baktığımız zaman bu gerçeği net bir şekilde görmekteyiz. Esasen dünkü yazımızda da daha öncekilerde de açıklamaya çalıştık. Muhalefet bağlamında ortada hiçbir şey yoktur. CHP’yi ana muhalefet partisi olarak saymaya çalışsak karşımıza acayip bir durum çıkmaktadır. Çünkü 24 Haziran cumhurbaşkanı seçimlerinde eğer diğer ortaklar kabul etseydi öz itibariyle Erdoğan’ı yıkıp geçemeyecek olan Abdullah Gül ne yazık ki CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olacaktı. Sonra Ankara’da bir önceki seçimi yitirmiş olan Mansur Yavaş duyduklarımız doğruysa yine CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayıydı.

CHP ülkenin geldiği noktada niye toplumun yüzünü çevireceği bir parti olamıyor acaba? Çünkü CHP mevcut iktidara karşı sonuç alacak bir muhalefet örgütlemekten çok uzak. Adalet Yürüyüşü bile AKP ve sarayın kimyasını bozmuştu ama baktık gördük ki CHP benzer bir politika daha izleyemeyip motorlar istop ettirdi. Deyim yerindeyse cumhuriyeti bağırta bağırta yıkan AKP karşısında AKP’nin politikalarından çok da farklı olmayan politikalarla yetinerek dış dinamik güçlerin ve içerde işbirlikçilerin aklı CHP’de daha ağır bastığından bugün kimse kalkıp da saraya karşı bir muhalefetten söz edemez. CHP İşbankası’ndaki hisseleri nedeniyle bile açıkça teslimiyet politikası izleyen bir konumdaysa diğer konularda söylediklerine inananlar varsa beri gelsin. Diğer grubu olan partilerden HDP’nin kendisini başka problemlerle sınırlı tutması nedeniyle etkisizliği ayrıca önem taşımaktadır. Diğer partilerse zaten sistemin ölümüne yeminli savunucuları konumunda oldukları için silinmiş bir muhalefetten söz edebiliriz. Bu yüzden de kendi muhalefetini yaratmak Recep Tayyip Erdoğan’a düşmektedir ve muhalefet gibi görünen bu kesim ve kimselerin konumu ise Recep Tayyip Erdoğan’ın iki dudağının arasındadır.

Yaşadıklarımıza baktığımız zaman içimden marşlar söylemek geçiyor ama bunu gereksiz görüyorum.

Üstelik benim ve benim gibilerin işi, işçi sınıfını her fırsatta işaret ederek nasıl olsa bir gün her şey rayına girecektir demek olmadığından ve kimseyi Dede korkut masallarıyla oyalamak istemediğimden sadece şunu söylemek istiyorum yüreğinde devrimci damarı atan varsa beri gelsin, bize gelsin derim o kadar…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA