turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


TARTIŞADURALIM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

16 EKİM  2018

16 yıllık AKP ve saray iktidarı hem ekonomik olarak hem siyasi hem de sosyal olarak çökmüştür. Ekonomik krizin yarattığı yıkım öyle büyümüş öyle büyümüş ki yığınlar bu ağırlığa daha fazla dayanamaz hale gelmişler. Bir yandan sözü geçen krizin faturası ağırlıklı olarak halka kesilirken diğer yandan da patronlar sülalesi de bu krize dayanamayarak arka arkaya iflaslarını açıklamaya başlamışlar. Açıklanan ama gizlenen 3,5 milyon işsiz sayısı bile dudakları uçuklatırken gerçekte bu sayının iki katından da fazla olduğu bilinmeyen bir şey değildir. Arka arkaya bindirilen zamlar mutfaklarda yıkım evlerde ocak söndürecek durumdayken her şeyin güllük gülistanlık anlaşılması için göbek çatlatan Erdoğan yanlısı AKP’lilere ne denilir bilemem ama bunların hepsi yalan söylemekten sokaklarda pinokyo olarak dolaştıkları da bir gerçek.

Sözüm ona kendisini bir fakir olarak nitelendiren Recep Tayyip Erdoğan’ın şu sözleri bile kuyunun dibinin görülmediğinin en etkili kanıtı. “Bu fakir sağ oldukça papaz içerden çıkamaz” diyen Erdoğan’a ne oldu acaba? Papaz nasıl oldu da bunca afra tafraya karşın serbest bırakılıp geçip gitti kendi ülkesine? Bu konuda bir diyeceği var mıdır acaba Reis’in?

Elin adamı dalga geçer gibi açıklama yaparak Türkleri Rahip Brunson’un bırakılmadan önce hiç sevmediğini, yıkıcı yaptırımlar uygulamayı düşündüğünü, oysa şimdi Türkleri sevmeye başladığını Recep Tayyip Erdoğan için de iyi şeyler düşündüğünü söylüyor. Trump ki ukalalığı ve kabalığı ile bilinen biri aynı zamanda överken bile hakaret etmeyi ilke edinmiş bir sıyrık. Bu kadar mı? Değil elbette. Brunson’un ailesi de Recep Tayyip Erdoğan’a yatıp kalkıp dua ediyormuş iyi mi?

Sanırım bugün Erdoğan’la Bahçeli görüşecekler. Görüşmelerinde af konusunu, yerel seçimleri ve İş Bankası’ndaki CHP hisselerinin hazineye devrini de konuşacaklar.

Af üzerinde bugüne kadar epey yazdık. Bahçeli, niçin af konusu üzerinde bu kadar duruyor bilinmeyen bir şey değil. Öyleki aftan yararlanmaları gerekenleri bir isim isim saymadığı kaldı. Geriye yerel seçimler ve İşbankası’ndaki CHP payları kalıyor. Bahçeli’ye ne oldu bilinmez ama Recep Tayyip Erdoğan için gösterdiği çabalar doğrusu göz yaşartıcı. Çünkü yerel seçimlerde AKP kazansın diye neredeyse elinde bulundurduğu belediyelerden bile vazgeçmeye razı görünüyor. Gerçi kendisi bilinen nedenlerden Erdoğan’ın yardımcısı konumunu üstlenemedi ama yerel yönetimlerde belediye başkan yardımcılarının MHP’den olması yolunda ısrarcı davranacak gibi. Böyle bir şey olursa MHP ne kazanır ne yitirir ayrıntılı tartışmaya gerek yok ama sanırız MHP’lilere iş olanakları yaratılması açısından yararlı olacağı düşünülebilir. Kayıp konusuna gelince; zaten şimdiden MHP’nin parti olarak varlığı ile yokluğu arasında bir fark kalmamıştır ama yerel seçimlerden sonra MHP’nin hızla silineceği de bir gerçek olarak ortaya çıkacak.

Gelelim şu İşbankası konusuna. Saray iktidarı bütün devlet bankalarını kuşatma altına almış durumda. Oralara atadığı AKP’liler aracılığı ile buralar hem arpalık gibi kullanılıyor hem de bankaların içi binbir hinlikle boşaltılıp kefere kalması sağlanıyor. Şimdi İşbankası’ndaki şekli olan CHP payları hazineye devredildiğinde İşbankası da kolaylıkla sarayın içinde cirit attığı yer haline getirilecek, bir sürü işbilmez yiyici İşbankası’nın yönetimine atanarak İşbankası da farklı bir şekilde krizin içine itilecektir. Sonuçların nasıl olacağını şimdiye kadar olanlara bakıp anlamak olasıdır. Bu yüzden de Erdoğan’ın bu yeni hamlesi salt gündem değiştirmek hesabıyla yapılmış değildir.

Bugüne kadar bir sürü insan CHP’nin İşbankası paylarından para aldığını düşünür ve eleştiriler yaparlardı. Bu konu aydınlığa bir ölçüde kavuşturulduğu için konu ile ilgili konuşan Erdoğan, “bir de alsaydı” diyerek CHP’nin bu paylardan para almadığını daha da bir netleştirmiştir. Arka arkaya söylenen iki sözün benzerliği var. Birisi İnönü’nün bir karşılamada Amerikan bayrağı taşıdığı suçlaması sonrasında gerçekler ortaya çıktığı için Erdoğan dönmüş; “ben sadece Amerikan bayrağı taşıdı demedim ki” demiştir. CHP’nin İşbankası’ndaki payları nedeniyle para almadığını “bir de alsaydı” diyerek açıklamış, tartışmayı başka boyutlara taşıyıvermiştir.

Bizler tartışaduralım velhasıl işler hiç de seyrinde gitmemektedir. Birincisi kapitalizmin yapısal işleyişinden gelen ekonomik, siyasi ve sosyal yıkımları söz konusudur. İkincisi de Recep Tayyip Erdoğan ve onun destekçilerinin yarattığı ağır yıkımlar nedeniyle ağırlaşan ekonomik, siyasi ve sosyal yıkımlar söz konusudur. Durum bu olunca da mücadelenin elbette düzen karşıtlığı üzerinden yürütülmesi önem kazanmaktadır.

Sosyalistlerin işi pansuman tedbirlerle işçilerimizin, emekçilerimizin kısaca tüm halkımızın gözünü boyamak değildir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA