turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NASIL BİR POLİTİKA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 EKİM  2018

Bugüne kadar AKP ve saray iktidarının bize öğrettikleri az şey değildir. Bütün yaşadıklarımıza bakıp AKP ve saray iktidarının rejimine faşizm nitelemisinde bulunmak hiç kuşkusuz yanlış değildir. Her parti ya da politik çizgi yaklaşımını kendi anlayışına göre yapsa da ortada yine de bizlerin üzerinde durması gereken şeyler var.

Örneğin; Türkiye Sosyalist İşçi Partisi olarak mevcut rejimi dinci, gerici ve faşist diktatörlük olarak niteliyoruz. Bununla birlikte var olar rejimle klasik faşizme karşı mücadele yöntemlerini de dikkate almak koşuluyla farklı mücadele biçimleri geliştirmek gerektiğine inanıyoruz.

Öyle bir iktidarla karşı karşıyayız ki bu iktidar bu konuda kesin şöyle düşünüyor demek zor. Bildiğiniz gibi bir dönemler ABD’nin Büyük Ortadoğu politikasının peşine takılan AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan’ın o günlerde söylediklerinden ortada bir eser kaldı mı? Hayır, kalmadı. Meydan meydan dolaşıp kendisini BOP Eşbaşkanı ilan eden ve bizim bir görevimiz var diye sözlerini sürdüren Erdoğan’ın söyledikleri bugün konuşuluyor mu? “Arap Baharı” adı altında emperyalistlerin planlarında görev alıp her yere koşturan saray iktidarı bugün aynı şeyleri yapıyor mu? Bir zamanlar saatler içinde Cuma namazını Şam’da kılacaklarını söyleyen Recep Tayyip Erdoğan’ın ağzından buna benzer biz söz işitiyor musunuz? Dün Suriye Politikası başka bugün başka olan AKP ve sarayın kısa süreler içinde politika değişikliğini ve sebeplerini anlamaz isek bu iktidarla mücadelemizi istediğimiz gibi yürütebilir miyiz? Ortadoğu politikalarında olduğu gibi AKP’nin ABD ve AB ile ilgili yakınlıklarını veya uzaklıklarını neye göre ayarlamaktadır sizce bu iktidarın uzun erimli bir stratejisi var mı? Dün AB’ye girmek için güpegündüz havai fişek gösterileri yapanlara ne oldu da artık o günlerdeki gibi hevesli görünmüyorlar? İçerde ve dışarda ABD ile uyuma özen gösteren bu iktidar niye inişli çıkışlı bir yol izliyor dersiniz? Hepsini bırakalım şu Papaz Brunson olayında bile “Bu fakir sağ oldukça Rahip Brunson dışarı çıkamaz” diyen Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılığının önüne acaba yargı mı bir engel koydu da Erdoğan’ın söyledikleri uçup gitti? Ya da gerçekten ülkemizde yargı bazılarının dile getirdiği gibi bağımsız mı da Recep Tayyip Erdoğan’a karşın böyle bir karara imza atmış oldu? Bu konuda herkesin bildiği gibi karar sahibi asla yargı olmayıp Recep Tayyip Erdoğan’ın ta kendisidir. Özetle söylersek dış politika da ekseni olan omurgalı bir politikası yoktur bu iktidarın. Bu yüzden de saray günübirlik aldığı istihbaratı bilgilere göre bir politika yürütmektedir. Bu politikanın yararı elbette ülke yararına değildir ama basbayağı AKP ve sarayın iktidarını sağlamlaştırmaya yöneliktir. Bu gerçekleri doğru görmez isek Amerika’yı bırakıp Rusya’ya yakınlaşma kıvraklığını da elbette yeterince anlamış olmayız.

Ve hâlâ Suriye politikasında saray iktidarının günlük gelgitlerine tanık oluyoruz. Bir bakıyorsunuz Rusya ile sıkıfıkılık yerini ABD ile yakınlaşmaya bırakmış, hemen arkasından tersine dönülmüş. Bunun adı da dış politika oluyor öyle mi?

İçerde demokrasi’nin D’si bırakılmamış. Herkes her an tutuklanıp içeri atılabilir. Bir de bakmışsınız ki engin gönüllülük rüzgârı estiren bir durumla karşılaşmışsınız. Mezuniyet töreninde Erdoğan’ı eleştiren öğrencilerin başına gelenleri bu ülke gördü yaşadı. Tutuklandılar, içeri girdiler, çıktılar aaa bir de ne görelim Erdoğan tarafından kabul edilmişler ve Erdoğan öğrencilere bir nasihat çekmiş arkasından da davasını geri çekecekmiş öğrendik. Bunlar yaşanırken tam tersi şeyler ise birbiri peşi sıra geliyor. İşçiler haklarını aradılar diye mahpusu boyluyorlar. Patronlar kollarından tuttukları gibi işçileri kapının önüne koymuşlar. Ne hak aramak olası ne de hak aramadan bir sonuç alınması mümkün. Ülke içinde kimse düşündüklerini savunduklarını ve isteklerini ne tek başına ne de topluca bir meydana çıkıp ifade edemiyor. Orada anında biten polis ortalığı cehenneme çevirip suya ve gaza boğuyor, şiddet kullanıp insanları yerlerde sürükleyip gözaltına alıyor.

Ülkede hak ve özgürlüklerin tek kişinin iradesiyle sınırları daraltıldıkça daraltılıyor, olmadı yeni yasalarla daha da pekiştirilerek uygulamalara yasal bir kılıf giydirilmek isteniyor. Herkesin bırakılmayacağını düşündüğü papaz bırakılmış. Gizli tanık olayı başkalarının verdikleri ifadelerle evini ocağını söndürürken birileri için hem de ifade değiştirerek umut olup çıkmış. Yargıçlar duruşma salonlarından avukatları kovuyor, olmadı haklarında suç duyurusunda bulunarak gözaltına alınmalarını sağlıyor. Kendisi için her türlü eleştiriyi hakaret sayıp dava açarak paralar kazanan Erdoğan bir de bakıyoruz başkalarına hakaretin katmerlisini yapmış ama onu ortada zırh gibi koruyan bir durum olduğundan onun içi rahat.

Ekonomi çökmüş. Siz şu nedenle diyorsunuz onlar başka şeyler söylüyor.

Sonuçta ekonominin yasaları kim ne söylerse söylesin ağır basıyor ve yola gelmezleri de başka başka tedbirlere itiyor. Yaşadıklarımıza tedbirlerin olumlu yansımaları olur mu diye soruyorsanız eşyanın doğası gereği hiçbir zaman olmamış, bundan sonra da olmayacaktır.

Bu yüzden de bizler de var olar rejime karşı çok yönlü ve etkili bir mücadele örgütlemeyi başarmadan olumlu sonuçlar alacağımızı düşünmüyoruz, düşünemeyiz de…

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA