turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YEREL SEÇİMLERE DOĞRU CUMHUR İTTİFAKI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

27 EKİM  2018

Bilindiği gibi cumhur ittifakı iki ayak üzerinde kendisini var etmiştir. Bu ayağın birincisi din, ikincisi ise milliyetçiliktir. Bu iki şey Türkiye’de iktidar olmak için her zaman etkili bir işlev görmüştür. Çünkü bugüne kadar gelmiş geçmiş iktidarlara baktığımız zaman bu iki anlayışı topluma milyonlarca kez yinelenen ‘Sübhaneke’ örneğinde olduğu gibi yinelene yinelene toplumun neredeyse en iyi bilip etkilendiği alan olmuştur. Bu gerçek bilindiği için AKP ve MHP tarafından sözüm ona ülkenin beka sorunu var denilerek bu ittifak oluşturuluvermiştir. Oysa AKP’yi oluşturan kesimler içerisinde ümmetçi kesim ağırlıkta olduğu için milliyetçi kesim olarak bilinen MHP’ye katlanılarak böyle bir ittifaka gidilmiştir. Bu durum da ister istemez ittifak içinde iki de bir de çatlak yaratarak zaman zaman sert tartışmalara varan bir ortam yaratılmasına neden olmaktadır.

Eğer recep Tayyip Erdoğan rejimi bilse ki iktidarını seçimsiz götürebilecek ittifaka mittifaka da gerek duymayacaktır. Oysa hileli hurdalı da olsa, eşit koşullarda yapılmasa da seçilmek ve işbaşında kalmak için halkın oylarına gereksinim vardır. Bu yüzden de AKP ve Recep Tayyip Erdoğan tek başına seçim sandığından da çıkamayacağını anladığı için tam olarak koalisyon olmasa da koalisyon benzeri bir ortaklığa zorunlu kalmaktadır. MHP ise bu durumu iyi bildiği için iktidar koltuğunda oturuyor görünmese de iktidar nimetlerinden yararlanabildiği kadar yararlanmak istemektedir. MHP’nin bu tutumu da AKP ve saray çevresinde iyice dışa vuran bir memnuniyetsizlik yaratmaktadır. Bu yüzden de sık sık cumhur ittifakı içinde sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Bir kez Recep Tayyip Erdoğan; “Her türlü milliyetçiliği ayaklarımın altına aldım” diyen adam olduğu için bu noktaya gelmiş olması da sanıldığı kadar kolay olmamıştır. Oysa iktidar olmak için din ve milliyetçiliğe ekmek su kadar gereksinimi vardır. Bu yüzden de bir an önce MHP’den kurtulmak için bir yol bulması zorunluluk haline gelmiştir. Madem milliyetçilik iktidar kapısını açan iki anahtardan birisidir o halde her şeyi herkesten daha iyi bilen ve yapan adam niçin milliyetçiliği de tekeline almasın değil mi?

Olaya bu noktadan bakarsak AKP ve saray bundan böyle en aşırı milliyetçi ve dinciliği de bir başkasına bırakmadan kendisi sahiplenecek ve MHP’den kurtuluş yolunu bir şekilde bulmanın yollarını arayacaktır.

Önümüzdeki yerel seçimler önem kazanmıştır. Bu yüzden de AKP ve saray bu seçimde büyük kentleri almak istemekte fakat sorunlar yaşadığı da açıkça görülmektedir. MHP’nin isteklerini yerine getiremezse ki getirmeyeceği yönünde bir takım ip uçları vardır. O zaman da sadece dincilik yaparak bu işi götürmesi olası olmadığından dincilikle birlikte milliyetçiliğe de yüksek dozda başvurarak MHP’den doğacak açığı kapatma yollarını arayacaktır. Her ne kadar AKP ve saray bu yönde politika yapmayı düşünüyor olsa da yine de işin içinden çıkacak gibi bir görüntü sergilememektedir. Bu yüzden de ne kadar ödünle işin içinden çıkılır bilinmez ama MHP’nin isteklerine bütün bütün de sırt çevirmeyecek bir şekilde MHP’yi hizaya getirmeye çalışacaktır.

İttifaklar sonuçta kazan kazandır üstüne kurulmazlar. Bir taraf bu ittifaktan kesinlikle kârlı çıkarken diğer taraf var olan konumunu da koruyamayabilir. AKP ve saray da bu gerçeği bildiği için olabildiği kadar MHP’yi çürüğe çıkartma ve etkisizleştirme politikası izleyecek ve hem din hem de milliyetçilik seçeneğini elinde bulunduran bir parti olarak kendisini topluma kabul ettirmeye çalışacaktır.

Başarılı olur mu?

Bugüne kadar deneyler göstermiştir ki bu iki şeyin sağ partilere getirisi tartışılmaz boyuttadır. Ancak milliyetçilik ve dinin karın doyurmadığını bu işin ticaretinin yapıldığını topluma anlatmak da çok ama çok önemlidir. Bu görev de elbette sol ve sosyalist partilere düşen bir görevdir. Dolayısı ile ideolojik olarak bileği bükülen sağ partilerin başkaca sarılacak silahları olmayacağından iktidar sahnesinden indirilmeleri de olası olacaktır. Bilimden yana olanların kalpazan siyasetçilere yenilmesini bugüne kadar şaşarak izlesek de bilimin üstün geleceği üstün morali ile kendimizi mücadeleye hazırlarsak, kim elinde ne bayrağını tutarsa tutsun onları yenebiliriz yeneceğiz de…

Yeter ki kendimize güvenelim, kararlı ve atak olalım.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA