turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SAĞA DAHA DAHA SAĞA

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

31 EKİM  2018

12 Eylül faşist darbesi sonrası kimler budanmış ve etkisiz hale getirilmiştir diye soruyorsanız yanıtı çok açık.

Elbette solcular ve sosyalistler.

Bu konuda ileri adımlar atan 12 Eylül süzmesi iktidarlar ve sonrasında kurulan ne kadar iktidar varsa hepsi seçim kazanmak için adeta sağcılıkta birbirleriyle yarıştılar. Bu yönde yelken açanlar elbette bulundukları yerde de kalmış değiller. Gösterdikleri her sağcı aday sonrasında partilerini pırtılarını da biraz daha sağa kaydırarak seçimleri nasıl kazanacaklarının sevdasına düştüler. Bu yönde atılan adımlar sonrasında ise ne mümkün seçim meçim kazanamadılar. Hatta öyle oldu ki sağcının aslı dururken bu tür sağ adaylara kimsecikler dönüp de bakmadılar bile. Köküne kadar sağcı olanlar kendi partilerine oy verirken solcu ve sosyalistler bile izlenen politikalar yüzünden ya sandığa gitmediler ya da sandığa gitseler bile dikkate değer bir sonuç elde edemediler.

Peki, bunca alınan derslere karşın, değişen bir şey oldu mu? Bence değişen bir şey olmadı. Sosyal demokratından en sağdaki partilere kadar bütün partiler kıymete binen isim yapmış sağcıların peşine düştüler. MHP bile kendi saflarında dinci ise dinci, faşistse faşist onca adam dururken İ. Melih Gökçek’i onurlandırmayı görev bildi.

CHP ise seçim kazanmak için başta Ankara olmak üzere birçok büyük şehirde sağcı Belediye Başkanı peşinde. HDP’de de bir değişiklik olduğunu düşünmüyoruz. HDP’de benzer adayları öne çıkararak yığınların karşısına çıkma hazırlığında. Diyarbakır için adı geçen kişi bu bağlamda örnek teşkil ediyor.

Bu tür davranış bugün birçok siyasi partiye 12 Eylül faşistlerinin yadigârı. Oysa halktan yana olmaları, belediyeciliği çok daha iyi bilmeleri ve bütün sorunları hak, adalet ve eşitlik ilkelerini gözeterek çözmeleri ile bilinen solcularla dinci, gerici ve faşist özlellik taşıyan kimselerin karşısına çıkıp kazanmak çok daha kolayken ve de yapılması gereken buyken nedense bu anlayıştan uzak durulmaya çalışılıyor. Bu yüzden de var olan bütün sistem partileri böylelikle sağın ekmeğine yağ sürmekle kalmıyor üstüne üstlük bir de sağın seçeneği yine sağmış gibi bir anlayışın oturmasına da katkıda bulunuluyor.

Durum bu olunca da hem seçim kazanılamıyor hem de yığınlara güven verilemediği için kitlesel uyanışın da önüne set çekilmiş oluyor.

Bazı yapıların arkasına yığılan sözüm ona sol ve sosyalist yapılarsa zaman içinde işlevsizleşip sol ve sosyalist görüşleri savunduklarını söyleseler bile öz itibariyle onlar da ana gövdenin birer unsuru haline gelerek sol adına ne savunurlarsa savunsunlar hükümsüzleşip gereksiz hale geliyorlar.

Peki, bu durumda ne yapmalı ya da ne yapılabilir?

Bildiğimiz kadarıyla sol ve sosyalist partilerin seçimlere girişinin önünü kesmek için pek çok neden söz konusu. Ancak bütün çabalara karşın yine de sosyalist bir partinin seçimlere girmesi sağlanmalı ve bütün sol yapılar seçimlerde birlikte davranarak ve hatta bazı yerleşim yerlerinde seçim kazanmaya da odaklanarak yeni bir atılımla topluma mesaj veren bir çalışma ve çabaya imza atmalıdır.

Bunu gerçekleştirmek çok mu zor diye soruyorsanız bence değil.

Bu görevi başarmak için küçük burjuva kibrinden uzak durmak bence yolun yarısı demektir ki devamını istersek zaten başarırız ve böylece sağcılaşmanın önünü de kesen bir başarıya ulaşmış oluruz ki gerisi zaten gelecektir.
 

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA