turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


CHP’YE KAFA YORMAYA DEĞMEZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 KASIM  2018

CHP her yeni seçim öncesi bir umut yaratıp seçime kısa bir süre kala da her şeyi ters yüz ediyor.

Yığınlar saray iktidarının ekonomik baskılarından, hak ve özgürlüklerin kırıntısını bile bırakmamış olmasından öyle bir zorda ki işin içinden çıkmak için neredeyse denize düşenin yılana sarıldığı örneğinde olduğu gibi yılana sarılacak. Bu yüzden de CHP’ye kızanlar Allah kahretsin diyerek gerisin geri CHP’nin çevresinde toplanmaya başlıyorlar. Başlıyorlar da peki, ne oluyor? Ne olacak CHP sağın seçeneği yine sağdır huyu ile yüzünü sağ partilere dönüp buradan aklınca sonuçlar çıkaracağını umuyor. Tabi hiçbir şey umduğu gibi gitmiyor tam aksine CHP bir kez daha iktidar savaşında tırmanmaya çalıştığı merdivenden patır patır aşağı yuvarlanıveriyor.

Üstelik CHP’nin içinde barındırdığı çeşitlilik nedeniyle her kafadan bir ses geldiği için kimse kimsenin dediğine kulak vermiyor ve kamuoyu önünde seçimler daha girilmeden yitirilmiş oluyor.

Şu anda AKP ve saray iktidarına karşı verilecek mücadelede elde o kadar çok silah var ki bunların hiçbiri gündem bile olamazken bir de bakıyorsunuz ki herkesin çoktan unuttuğu çakaralmaz bir konu gündeme getirilivermiş. Bir zamanlar Dışişlerinden sorumlu Genel Başkanlık yapmış olan Yılmaz Öztürk bayram değilken seyran değilken çıkıp pat diye deli Rabiye’nin yüzüne öpücüğü konduruveriyor. Neymiş efendim, ezan Türkçe okunmalıymış diye meclise bir yasa teklifinde bulunuyor. CHP yöneticileri ise serinkanlılığını yitirmişler hiçbir şeyi kendi içinde konuşup tartışmadan Yılmaz Öztürk’ü partiden atmak için disiplin kuruluna veriveriyor. Yılmaz Öztürk durur mu o da ağzından çıkanı kulağı duymazcasına konuşup çuvalın alt emceğinden tutup içinde ne var ne yok ortalığa saçıveriyor.

İşte böylece tam da seçimler öncesinden AKP ve sarayın çok sevdiği bir konu gündeme getirilmiş oluyor ve CHP’nin seçim kazanma umudu da sulara, sellere karışıp gidiyor. Üstelik CHP diye bir parti mi var bilemiyorsunuz. Çünkü CHP çoktan kendi amaçlarını unutmuş sağcı kesimlerle oynaşma içinde seçim kazanma çalışmalarının peşinde dili dışarda dolaşıyor.

Hani biz solcular ve sosyalistler de sanıyoruz ki CHP durduğu yer itibariyle demokrasi güçleri arasındadır ve dinci, gerici ve faşist güçlere karşı ortak bir mücadelede buluşulabilir. Bu düşünce öz itibariyle doğru olmasına karşın, şu anda CHP’nin sürdürdüğü politika analiz edildiğinde olası değildir.

Peki, niye?

CHP kendi soluna yüzünü bir türlü dönmüyor. Dönmemesinin nedeni ise solu durumu değiştirecek bir güç olarak görmemesinden kaynaklanıyor. Gerçekten de sol ve sosyalist sol bırakalım seçimlerde bir başarı göstermek seçimlere girebilme gücünden bile yoksun durumda. Üstelik sermaye güçleri sol ve sosyalist solun seçimlere girmesini zorlaştıracak partiler yasasında o kadar ağır koşullar içeren yasalar koymuşlar ki bugün pek çok seçim kurulu ve hatta YSK bu yasaları keyfi bir anlayışla yorumlayabiliyor ve partilerin kongrelerini yapmalarını engelleyecek bir noktaya çekiliyor ki bu tuzağı da görüp yaşıyoruz.

Sonuç olarak önceki gün Ayşenur Arslan’ın bir programında geçen bir konuşmayı anımsatarak yazımı bitirmek istiyorum. Arslan yukarıda söylenenleri dile getirerek programa çağırdığı kişiye CHP’nin durumu ne olacak diye soruyor ve aldığı yanıt ise gerçekten ilginç.

CHP ile zaman geçirmenin anlamı yok.

Gerçekten de CHP ile zaman geçirmenin anlamı kalmamıştır bu yüzden de biz sosyalistler kendi işimize bakmalıyız.

Faşizm mi gelirmiş, zaten yaşadıklarımız nedir ki?

Bu yüzden de faşizmdi, şuydu, buydu diyerek CHP ile oyalanmamın bir anlamı kalmamıştır.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA