turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BU DİYANETİN HÂLİ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

12 KASIM  2018

Diyanet İşleri Başkanı Prof Dr. Ali Erbaş’ın 10 Kasım günü “Kurtuluş Savaşı’nı keşke Yunanlılar kazansaydı” diyen hem de her fırsatta M. Kemal Atatürk karşıtı sözleriyle gündeme gelen fesli Kadir Mısırlıoğlu’nu ziyaret etmiş. Ziyaret Diyanet’in sitesinde de bütün ülkeye duyurulmuş. Bu konu üzerine çeşitli çevrelerden şiddetli tepkiler geldi. Gelen tepkiler üzerine Diyanet işler Başkanı Ali Erbaş bir açıklama yaptı ve “bu ziyaret tamamen insani bir ziyarettir” dedi.

Hani; “özür dile özrün kabahatinden büyük olsun” demişler adam da ne yapsın sarayın koridorlarında ilerlerken padişaha bir çimdik atmış. Padişah geriye dönmüş bire zındık sen ne yapıyorsun deyince; “özür dilerim padişahim ben de sizi bir an Sultan Hanım sandım” demiş. İşte özrü kabahatinden büyük bir eylem gerçekleştirmek böyle oluyor. Diyanet İşleri Başkanı sağdan soldan eleştirilince o da özür dilememiş ama eylemine bir kılıf geçirmeye çalışmış, niyeyse bu kılıf da öyle yalan durmuş ki fazla söze gerek yok.

Önce sadece İmam kadrosu 112 bin olan diğer çalışanlarıyla çok sayıda bakanlığın personelinden daha çok personel çalıştıran ve bütçesi astronomik rakamlara varan bu kurumun bir işe yarayıp yaramadığına bakarsak yaşamımızda sırtımıza giydiğimiz bir bir ceket kadar bile değerinin olmadığını görürsünüz. Bırakalım değeri aksine değersizlik ve verdiği zarar bakımından ölçülemeyecek kadar zararı çoktur. Bu böyleyken fesliyi ziyaret etmiş etmemiş üzerinde çok da konuşulacak bir şey değildir. Yalnız bu ülkenin yediden yetmişe bütün yurttaşları bu feslinin “Kurtuluş Savaşı’nı keşke Yunanlılar kazansaydı” sözlerini bilinçlerine kazımaları gerekiyor. Bu yüzdendir ki Mustafa Kemal Atatürk düşmanı olarak iki de bir başlarını gösterenleri ve Diyanet İşleri Başkan Ali Erbaş’ın ne niyet taşıdıklarını bilmiyor değiliz.

Unutmayalım daha önce de Hulusi Akar’ından Recep Tayyip Erdoğan’ına kadar pek çok kişi bu fesli halk düşmanı Kadir Mısırlıoğlu’nu ziyaret etmiştir. Durum bu iken insani ya da değil niyetlerle Kadir Mısırlıoğlu’nun ziyaret edilmesinin herkese ama herkese verilen bir mesajı kesinlikle vardır. Eh Recep Tayyip Erdoğan’a kadar pek çok kişi bu adamı ziyaret ettiyse feslinin ziyaretine de fazladan çıldırmaya gerek yoktur.

Bütün bu sözlerden sonra işin özüne gelirsek gerçek şudur. Diyanet İşleri Kurumu köküyle kömçeğiyle çürümüştür. Bu yüzden de bu kurumun varoluş nedeni bir bütün olarak ortadan kalkmıştır. Bu yüzden de ülkemizde daha fazla sömürünün, baskının, zulmün ve gericiliğin her fırsatta yanında yer alan bu kurumun bir an önce kapatılması zorunluluktur. Kim ki benim iktidarım zamanında yararlı olur diye düşünürse bilinmelidir ki bu düşüncede olanlar kesinlikle yanılmaktadır.

Şöyle diyelim, bir iktidar düşünün ki şu ya da bu nedenleri bahane ederek ülkemizdeki şeker fabrikalarını özelleştirmiş, kimsenin işsiz kalmayacağına ve fabrikaların çalışacağına dair de söz vermiştir. Bunun üzerine çiftçisinden nakliyecisine, bu fabrikalarda hakları gasp edilip fabrikanın önüne konulan işçisinden esnafına kadar hemen herkes bu özelleştirme kararından zarar görmüştür. Şu an işçiler işsiz, fabrikalarda çarklar durmuştur. Bu konu ile ilgili hayırlı bir açıklaması var mı yok. Varlık nedenini iyi bildiğimiz Diyanet İşleri Başkanlığı uzun zamandan beri iktidarın goygoyculuğunu yapıp durmakta, Recep Tayyip Erdoğan’ın hemen pek çok toplantısında boy göstermekle kalmamakta kamuoyunu etkileyici açıklamaları ile de AKP ve sarana oy devşiren bir işlev görmektedir. Bu yüzden de ülkemizde taraf olmanın ötesinde bir işe yaramayan bu kuruma daha fazla katlanmak zorunda değiliz. Koridorlarında tarikatçıların cirit attığı, üstüne vazife olmayan işlere karışarak ve sanki kendi alanıymış gibi açıklamalar yaparak ortalığa kin ve nefret saçar olmuştur. Çıkardığı yayınlara, fetvalarına, danışma için görevlendirilen kişilerin yurttaşlara verdikleri yanıtlara baktığımız zaman görüyoruz ki kantarın topuzu gerçekten de bu kurum tarafından çoktan kaçırılmıştır.

Dolayısı ile yurttaşlarına hiçbir yararı olmayan bu kurumun yurttaşların verdikleri vergilerle beslenmesinin hiç ama hiç anlaşılır yanı yoktur. Yok, eğer birilerine böyle bir kurum gerekiyorsa onlar bu kurumun giderlerini karşılar istedikleri gibi de tepe tepe kullanabilirler.

Bu kadar da gözümüzün içine baka baka halkla dalga geçmenin bir karşılığı olmalı değil mi?

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA