turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GELECEK İÇİN DÜŞÜNMEK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

14 KASIM  2018

Sürekli kafa yoruyoruz. Dünden bugüne nasıl geldik, bugünden yarına doğru önümüzde nasıl bir yol haritası vardır diye. Geçmişte yaşananları, olup bitenleri, yeni bir sistemin geçmişten devraldığı şeyleri, içinde bulunduğumuz zamanı karıştırdıkça da önümüze bir karamsarlık gelip dikiliyor.

1789 Fransız Burjuva Devrimi ile birlikte başta Avrupa olmak üzere altlıklar üstlükler yaşandı. İnişli çıkışlı gelişmelere baktığımız zaman neredeyse insanlığın bir yüz yılını almıştır. Bu gelişmeleri irdelediğimiz zaman görürüz ki burjuvazinin bir önceki sistemden devraldıkları vardır. Çünkü burjuvazi gerektiğinde iktidarını koruyup kollamak için feodal sistemin uygulamalarına muhtaçtır. O dönemde demokrasi olarak tanımlanan şeyi gerektiğinde burjuvazi sık sık rafa kaldırmak zorunda kalmıştır. Süreç içerisinde insanlık tarih sahnesine çıkan en modern sınıf olan işçi sınıfı ile tanışmıştır. Dolayısıyla baktığımız zaman işçi sınıfının insanlık tarihine adını kazıdığı kalkışmaları olmuş ve bu dönem ise sosyalizm arayışlarıyla insanlığın önüne yeni bir kurtuluş seçeneği çıkarmıştır. Bu seçenek sosyalizmdir. Fransa’da 1871 Paris Komünü başarısızlığa uğrasa da tarihe sosyalizm adına düşülen çok değerli bir nottur. 1917 Büyük Ekim Devrimi ise insanlığın kurtuluşu adına işçi sınıfının ve yoksul köylülüğün en önemli zaferidir.

Sovyetlerin kurulması, Sosyalist Sistem’in ortaya çıkması kim ne söylerse söylesin insanlık için çok büyük bir umuttur. Taki 1980’li yılların ortalarına kadar. Böyle yazıyorum çünkü sosyalizm için mücadele dünyanın dört bir yanında bütün hızıyla devam etmektedir. Bu sürecin perdesi ise 71 yıl sonra kapanmış, Sovyetler yıkılmış, Sosyalist Sistem dağılmıştır. Bu yıkılma sonrası etekleri zil çalıp oynayanlar ve ellerini ovuşturanlar hemen sahneye çıkmışlar Fukuyama; “Dünyanın sonunun geldiğini” kapitalizm adına ilan ederken, Huntington da bundan böyle sınıflar savaşının yerini uygarllıklar savaşının alacağını ilan edip Yeni Dünya Düzeni adı altında Küreselleşmeden söz ederek kapitalist sistemin dünyanın her yerine gönenç ve demokrasi götüreceğini ilan edivermiştir.

Tabi kapitalist/emperyalist sistem dünyanın her yanına ne demokrasi ne de gönenç götürmemiştir ama dünyanın her tarafını kana ve gözyaşına boğarak sömürüsünü kat kat attırmış olarak karşımıza dikilivermiştir. Özetlersek yarın için geniş kesimlerde diz boyu bir karamsarlığın gelip çökmesine neden olduğunu da üstüne basa basa söyleyebiliriz. Daha açık söylemek gerekirse burjuvazinin çok övündüğü demokrasinin bugün gelir geçer bir yanı da kalmış değildir. Çünkü kapitalist ülkelere baktığımız zaman hemen tamamında zora dayalı geniş kitlelerin ayağa kalkışını sindirme gayretleri giderek artan dozlarda uygulanır olmuştur. Bu uygulama bizim gibi ülkelerdeyse dinci, gerici ve faşist bir uygulamaya kolaylıkla dönüşerek başta işçiler olmak üzere geniş halk kitlelerinin soluk alışını zorlaştırmaktadır. Toplumda kimsenin ses çıkarmaması için adalet askıya alınmış, insanlar hiç yere içeri atılır olmuş, yetmemiş ekmeğinden, aşından ve işinden yoksun bırakılarak öç almanın sınırları genişletildikçe genişletilmiştir.

Bu yüzdendir ki burjuvazinin demokrasisi asgari düzeyde de olsa tartışılır hale gelmiş ve sık sık faşist diktatörlükler sistemin olağan uygulamalarına dönüşmüştür. Bu yüzden de giderek faşizm mi yoksa burjuva demokrasisi mi sorusu büyük ölçüde anlamını yitirmiştir. Dolayısıyla kapitalizme karşı verilen mücadelede hemen her ayrıntı dikkate alınmalıdır tamam da ortadaki yeni olağan hale gelmişliğin de açıklanmaya muhtaç bir yönü olduğu unutulmamalıdır.

Belki sosyalist ataklar konusunda günümüzde bütün dünyada bizleri coşkulandıracak gelişmelere tanık olmasak da bazı ülkelerde sosyalizm mücadelesi bir ivme kazanabilir ve başarılar da sağlanabilir.

Bu gerçeğin de göz önünde bulundurulması ve bu gelişmelerin olacağı ülkelerden biri de ülkemiz olacağı tespitiyle heyecanımızı ve inancımızı diri tutmamız gerektiği konusunu hiç ama hiç unutmamalıyız der ve umudun ateşinin harlanması gerektiğine döne döne vurgu yapılması gerektiğine inancımı açıkça belirtmek isterim.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA