turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEMOKRASİ YALANI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 KASIM  2018

Bir ülke düşünün ki, sistemden nemalananlar en tepedeler. Aş yok, ekmek, yok, iş yok.

Bir ülke düşünün ki hak arayışına giren işçiler, çiftçiler, küçük esnaf, aydınlar, memurlar kısacası tüm çalışanlar susturuluveriyor.

Öyle bir egemenlik kurulmuş ki küçük bir azınlığın dışında kimsenin ne değeri var ne de onların yurttaşlık hakları. Ülkeyi yöneten para babaları artık hak, hukuk, eşitlik gözetmeye bile gerek duymuyorlar. Öyle her şeyi denetimlerine almışlar ki yurttaşlar evlerinde, işyerlerinde, sokakta kısacası her yerde gözetleniyorlar. Polisler, diğer güvenlik güçleri onlar için görev başındalar. Yargı onlar adına adalet dağıtır olmuş. Devletin bütün kurum ve kuruluşları sermaye güçlerinin bir dediğini iki etmiyor. Yığınlar ya susturulmuş sesini çıkaramaz olmuşlar ya da kim başını kaldırırsa tepelerine tokmak inmeye hazır.

İşte böyle bir ülkede ya da bütün kapitalist ülkelerde milyonlar en gelişmiş iletişim araçlarıyla demokrasi yalanına boğuluyor. Demokrasiden söz edilirken sanki ağızlarından bal damlayan sistemin sözcüleri; milyonların üstünü bir kalemde çizip geçiyorlar. Paranın padişahlığı egemen kılınmış. Paran var gücün var, paran yok gücün de yok, etkin de. Sözüm ona yaygın bir şekilde kapitalist toplumlarda örgütlü toplum olmak övgülere boğulmuş ama iş örgütlü olmanın gereği olarak hemen her konuda “bizde varız” mı dediniz işiniz tamamdır. Hop her türlü hak ve özgürlüklerinizden yoksun bırakılıveriyorsunuz. Bizim ülkemizde çalışma yaşamı bir kişinin iki dudağı ağzından çıkan sözlerle şekilleniveriyor. Hem öyle bir şekilleniyor ki diyelim ki KHK ile işinizden atıldınız. Herhangi bir yerde çalışmanıza bile yasak getiriliyor. Önceki gün TBMM’de böyle bir yasa görüşüldü biliyor musunuz? Böyle bir yasanın insanlıkla bağdaşır yanının olduğunu savunanlar var ki hem de sizin seçtiğiniz milletvekilleri böyle bir yasayı görüşmeyi kendilerine yedirebiliyor.

Burada sadece Büyük Ozanımız Nazım Hikmet’in bir dizesini paylaşmak yerinde olacak.

“Yalanla besliyorlar sizi”

Salt yalan mı? Değil. Yalanın yanında her türlü şiddete de uğrayabilirsiniz, içeriyi boylar yıllarca içerde kala da bilirsiniz.

Uzatmayalım, eğer bir arada yaşıyorsak bizi bir arada tutacak bir sözleşmenin olması gerekmez mi? Eğer bu Anayasa ise bir Anayasa ülkemizde olduğu gibi bu denli milyonların aleyhine işleyen hale nasıl getirilir? Ya da daha da ileri giderek söyleyeyim var olan Anayasa hükümleri hangi hakla işlemez ve uyulmaz konuma getirilebilir?

Getirilir, çünkü kapitalizm artık sözleşme şu bu tanımıyor. Çünkü dünyanın dört bir yanında egemenliğini bir güzel sürdürdüğü gibi geniş halk yığınlarına hak ve özgürlükler tanıması için bir nedeni de kalmamış görünüyor. Ya da şöyle diyebiliriz; kapitalizm kendisinin egemenliğini tartışılmaz görüyor artık. Diyelim ki egemenliğini sarsacak bir durum söz konusu her türlü dinci, gerici anlayışları da devreye sokarak faşizmi uygulamayı da elinin altında bir olanak olarak düşündüğü için artık kapitalizm zora düştüğün de ve iktidarına karşı mücadele edildiğini gördüğünde faşizme başvurma konusunda küçücük bir ikircikliğe bile düşmüyor.

Sorun sadece bizim gibi ülkelerle de ilgili değil artık. Gelişmiş kapitalist ülkelerde de aynı benzerlikleri görüyor ve tanık oluyoruz. İşte bu yüzden dün de dile getirdiğimiz gibi faşizm mi, burjuva demokrasisi mi sorusu büyük ölçüde anlamını yitirmiş durumda. Bu yüzden de kapitalizme karşı kendi seçeneğimizi yani sosyalizmi ve sosyalist demokrasiyi her fırsatta dile getirmeli ve artık kapitalizmle mücadele edeceksek bu gerçekler ışığında mücadele etmemiz gerektiğinin altını çizmeliyiz.

Yoksa bugüne kadar dile getirdiğimiz demokrasi güçlerinin çeşitli konularda güç ve eylem birliği yapabileceği yolunda düşüncelerimiz bir anlam kazanır ve de muhataplarını bulurdu. En azından CHP’den bu yönde arayışlar söz konusu olurdu ki böyle bir şey söz konusu bile değil. Aksine CHP kendi sağı ile her defasında kazanımlar elde edeceğini düşünüyor ancak hemen her arayışı başarısızlıkla sonuçlanıyor. Ola ki başarılı bile olsa durumun görünen koşullarda çok da değişmeyeceği anlaşılıyor.

Sözü bitirirken diyorum ki bu anlamda biz sosyalistleri, çok daha çetin bir mücadelenin geçeceği günlerin beklediği ortada...

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA