turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DEMOKRASİ YA DA YAYLALAR YAYLALAR TÜRKÜSÜ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 KASIM  2018

Türkiye nasıl yönetiliyor?

Demokrasi ile mi?

Ne gezer, artık çoktandır Türkiye’de demokrasinin D’sinden bile söz edemeyeceğimiz günleri yaşıyoruz. Ülkede hukuk yok, adalet yok ama keyfilik diz boyu. Saray iktidarının emriyle her fırsatta operasyona hazır bir ordu bekliyor. Şunlar, şunlar bizim işimize gelmiyor mu diye düşünülüyor bir operasyon çekilip insanlar içeri atılıyor. Arkasından da içeri atılanların günlerce iddianamesi bile hazırlanmadan insanlar içerde tutuluyor.

Neymiş efendim, Osman Kavala’ya bağlı olarak Gezi Operasyonları yapılmış ve 4 profesör tutuklanmışlar. Yalaka basına göre ise bu kişiler Gezi gösterilerinin planlayıcısı imişler. Ne yapacaklarmış? Hükümeti düşürecekler ya da görevini yapamaz hale getireceklermiş. Oysa Gezi gösterilerinin üzerinden tamı tamına neredeyse 4,5 yıl geçmiş. Bu süre bile gösteriyor ki Gezi gösterileriyle ilgili insanların tutuklanması insanları sindirmeye ve birilerinin iktidarını baskı ve zulümle sürdürmenin ötesinde bir anlamı yok.

Bir iktidar düşünün ki ne yasa tanıyor ne de kendini bağlayan bir şey. Keyfi nasıl istiyorsa ülkeyi öyle yönetiyor. Ormanları yok edip kıyıları yağmalıyor. Kentlerimiz rant kurbanı, dereler, ırmaklar ve denizlerimiz kapanın elinde kalıyor. Yollar, köprüler, tüneller yapılıyor ama hemen hepsinde ihale yolsuzluğu, işini iyi yapmayan müteahhit hileleri söz konusu. Kimi sözleşmelerde iktidar taahhütte bulunduğu için iktidarın oluru ile ülke talan ediliyor. AKP iktidarı işbaşına geldiği günden bugüne bir tane bile fabrika yapılmış değil. Yapılanlar ise yağma Hasan’ın Böreği örneği satılıp özelleştirilmiş. Bugün o fabrikaların neredeyse hiçbiri üretim yapmıyor. Milyonlar işinden, ekmeğinden, aşından olmuş.

Gazeteler haber yapamıyor. Yapmaya kalkanların ise sonu belli. Bunlar ya hain ya da casus ilan edilerek kodesi boylamışlar. Gazetelerin birçoğu baskı yolu ile iktidarın yandaşı haline getirilmiş, gazeteciler işlerinden güçlerinden olmuşlar. Gerçek gazetecilerin yerlerini ise gazetecilikle ilgisi olmayan yalakalar almış. Koskoca ülke bunların eliyle yalan bombardımanına tutulup insanların gözlerine kül üfürülmüş. Çiftçisi perişan, hayvancılık yapanı, sebze ve meyvecilik yapanı perişan. Üretilen pancarından fındığına kadar ne varsa ya yok pahasına tüccar tarafından alınmış ya da çiftçinin elinde kalmış. Çiftçiler mazot bulamadıkları için ağım ağım ağlar olmuşlar. İşçilerin iş güvenliği diye hakları zaten yok. Aldıkları ücret ise devede kulak bile değil. İşsizlik almış başını gitmiş, işsizler iş bulamıyor. Pek çok bölümden mezun olmuş öğrenciler ise iş bulamıyorlar. On binlerce öğretmen atanmayı bekliyor. Devlette işe girmek bile torpille olası. Adamın var, iktidara yakınsın işin görülüyor. Kimse bu gibilere ne sınav soruyor ne de işinin ehli mi değil mi diye bakıyor.

Yukarıda dile getirdiğim konuları daha çok çoğaltabiliriz. İşte böyle bir ülkede insanlar demokratik haklarını kullanırlarsa ya da kullanmaya kalkarlarsa işleri bitik. Düzmece nedenlerle insanların başına gelenleri görüyoruz da doğrusu şu demokrasi sultanının ne işe yaradığını da bir türlü anlayamaz olduk. Hani derler ya “imam bildiğini okur” diye bizler demokrasi dedikçe iktidar da bildiğini okuyor ve her koşulda iktidarını sürdürmek istediği için de istediği gibi kendi kurallarını uyguluyor.

Durmadan “Yaylalar yaylalar” diye bağıranlar ise biz ne demişiz, ne istiyoruz, niçin istiyoruz, hak nasıl bir şey, eşitlikten ne anlaşılması gerekiyor, adalet ama kimin için adalet, ülke hepimizin mi yoksa ekonomik krizden krize söylenen aynı gemideyiz batarsak hepimiz batacağız palavrası mı anlayamaz olduk.

Sözün özü bizler demokrasi dedikçe bu sihirli sözcük işçiden, emekçiden, çalışandan, kadınlardan, gençlerden dağ dağ kaçırılıyor. Bu sihirli sözcüğü neredeyse Kaf Dağı’nın arkasında arar olduk. Ama yok, yok, yok!..

Oysa bütün insanlığın tek kurtuluş seçeneği sosyalizm var, sosyalist demokrasi var. Bu nedenle de kim karşımıza nasıl çıkarsa çıksın, hangi yalana sarılırsa sarılsın sosyalizmden ve sosyalist demokrasiden ödün vermeyeceğiz.

Bedeli ne olursa olsun sosyalizmi savunmaya devam edeceğiz.

Yoksa kapitalizm bataklığı daha çok sivrisinek üretecektir.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA