turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ÖZTÜRK YILMAZ ATILMALI MIYDI?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 KASIM  2018

Anımsıyor musunuz; bir zamanlar Bülent Ecevit’in solculuğu kendisine sorulmuş o da halkımın istediği yere kadar sosyalistim demişti. Bir kişinin kendisini böyle anlatmaya kalkmasının bir değeri olur mu sizce? Bence olamaz. Kişi sosyalistse sosyalisttir değilse değildir. Hiç kimse ne olup olmadığını bir başkasına göre ayarlayamaz. Bu halk bile olsa. İşi böyle anladınız mı siz kimliğinizi, kişiliğinizi bir yana bırakan bir halk dalkavuğusunuz demektir. Bu yüzden de kimilerince Ecevit’in bu tutumu yandaşlık bulsa da öz itibariyle tepeden tırnağa yanlıştı ve halkın ağzına bir parmak bal çalmak gibi bir şeydi. Bu yüzden de Sayın Ecevit politik yaşamında haydi dürüstlüğünü bir yana koyarsak zikzakları olan bir kişi olarak karşımıza çıkmıştır.

Bir insan aydınlanmadan, laiklikten, hak ve özgürlüklerden yanaysa yanadır yoksa falancaların istediği kadar ben oyum derse onu köküyle kömçeğiyle çöp kutusuna atmak ve işini bitirmek gerekir. Bir kişi inançlarını yaşamak istiyorsa yaşayabilir. Kimse o kişiye sen inançlarını biz nasıl istiyorsak öyle yaşayacaksın dememelidir. Bu dinci imancı kesim kendilerine istedikleri gibi hem de çoğu sapıkçasına yaşama hakkını kendilerinde görürler de din gerçek anlamda neymiş, Kur’an’da neler yazıyormuş kişinin kendi dilinde okumasını ve anlamasını bir türlü istemezler. Öyle ya kişi kendi dilinde okur ve anlarsa safsata nedir, gerçekler ne kadar gerçektir görecek ve anlayacaktır. Bu yüzden de din havuzu içinde yüzenler hiçbir şekilde insanların dinlerini kendi dillerinde okumalarını ve ibadetlerini de kendi dilinde yapmalarına kapıyı sıkı sıkı kapatırlar.

Bildiğiniz gibi ezanın Türkçe okutulmasına geçilmiş, ezan Türkçe okutulurken dinin istismarını politika malzemesi olarak seçen Demokrat Parti zamanında da yeniden Arapça okunması sağlanmıştı. Ne yazık ki halk dalkavukluğunu kimseye kaptırmak istemeyen CHP o zaman grubu da ezanın Arapça okunması için oy vermişti.

Ezanın Türkçe okutulmasından, sonra yeniden Arapça okutulmasına devam edilmesine karar verildikten günümüze kadar da din istismarcıları bu konuyu sürekli olarak politik eleştiri olarak kullanmışlardır. Öztürk Yılmaz bir televizyon programında hem ezanın Türkçe okutulmasını hem de insanların dinlerini doğru kavramaları için Türkçe niye olmasın ki diye sormuş, olay üzerine gerici çevreler kıçlarına nişadır sürülmüşçesine oraya buraya zıplarken CHP içinde de aynı sonuçlar yaşanmış ve Öztürk Yılmaz hakkında ileri geri konuşmalar birbirini izlemekle kalmamış Yılmaz’ın partiden atılmasının gündeme geleceği kamuoyu ile paylaşılarak konu daha da alevlendirilmişti.

Nihayetinde konunun CHP tarafından ele alınmasından ve ileri geri konuşulmasından sonra da Öztürk Yılmaz, Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alan konuşmalar yapmıştı. Dolayısı ile bir anlamda da kendi eliyle kendi ipini çekivermiş, toplanan disiplin kurulu da Öztürk Yılmazı partiden ihraç etmiş.

Yalnız bir konu daha var. Bugün hangi din olursa olsun yaygınlık derecesi ne olursa olsun hiçbirini evrensel olarak kabul edemeyiz. Kılıçdaroğlu konu ile ilgili çıkmış konuşmuş ve derin felsefi bilgilerine dayanarak ezanın da İslamiyet’in de evrensel olduğunu söyleyip bir din uleması ağırlığı ile Öztürk Yılmaz’ın işini bitirivermişti.

Hani derler ya bir suda bir kez yıkanılır diye, işte CHP’de böyle yapmamış bir suda iki kez yıkanmaya kalkarak tıpkı ezanın yeniden Arapça okunması için nasıl Demokrat Parti ile birlikte davrandıysa Öztürk Yılmaz olayında da aynı anlayışla davranmayı kendisine görev saymıştır. Yani bir anlamda halk dalkavukluğu yaparak ne kadar dine ve dindarlığa bağlı olduğunu bir kez daha göstermiştir. Göstermiştir de sonuçta bir değişiklik olmuş mudur? Yani gericilerin CHP’ye saldırmalarının önüne geçebilmiş midir? Ne gezer, dinci gerici kesimler yaylım ateşi atışlarını sürdürmüşler, Öztürk Yılmaz atıldıktan sonra da Öztürk Yılmaz’ın nasıl CHP’den kovulduğunu anlatmaya yönelerek CHP’nin güvenilmezliğini döne döne anlatmaya girişmişlerdir.

Öteden beri halk dalkavukluğunun bu ülkenin başına ne çoraplar ördüğünü sürekli olarak dile getirdik. CHP’de yaşanan bu son halk dalkavukluğu olayı da aynı şekilde çorap örmekten ibarettir ve de laikliğe ve aydınlanmaya da karşı bir girişimdir. Ve zaten CHP’de bir türlü durulmayan suların da bir nedeni olsa gerektir ki CHP hem aday arayışını hem de seçim ittifakları söz konusu olduğunda yüzünü sağ partilere dönerek kendince bir çıkış aramaktadır.

Uzatmayalım, CHP’nin bu tür çıkışlarının ne ülkeye ne de CHP’nin kendine bir hayrı dokunmaz kesin de gerici iktidarların durumunu sağlamlaştırmaya yönelik sonuçları kesinlikle olur. Herkes bu gerçeği bir kez daha süzgecinden geçirmeli ve doğru sonuçlara varmalıdır. Yoksa CHP’deki çalkantıların biri biter, diğeri başlar. Kimse de bu çalkantıların önüne geçemez.

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA